REKLAM REKLAM

Big Four dağılıyor, Zverev Ronaldo’laşıyor

1056 defa okundu , , kategorisinde, 16 May 2018 - 09:06 tarihinde yayınlandı
Big Four dağılıyor, Zverev Ronaldo’laşıyor

Federer, Nadal, Murray ve Djokovic uzun bir dönem sadece “Grand Slam”lere değil, Masters 1000 turnuvalarına da damga vurduğu için “Big Four” olarak adlandırılıyordu. David Ferrer’in 2012’deki Paris, Tsonga’nın da 2014 Kanada zaferi dışında büyük turnuvalarda aralarına kimseyi sokmadan kazanmaya devam ettiler. Wawrinka her ne kadar 2 Grand Slam 1 de Monte Carlo (2014) zaferi yaşasa da hiçbir zaman Big Four seviyesinde görülmedi. Amerika Açık’ı kazandığı yıl Cincinnati’de oligarşiye meydan okuyan Cilic’in ardından artık yavaş yavaş “Big Four” döneminin de sonuna gelindi.

 

Ekselansları takvim içerisinde adeta maç seçiyor ve müthiş kariyerinin belki de son sezonunda, katıldığı turnuvaları kazanma yoluna gidiyor. Wimbledon için toprak kort sezonunu da es geçti bu sezon. Andy Murray çocuğu olduktan sonra sakatlık döneminin de etkisiyle uzun yolculuklar ve turnuva disiplinine bir süre ara vermiş görünüyor. Belki de tüm zamanların en iyisi olabilecekken sakatlanan Djokovic, bir türlü geri dönemeyince koç değişikliklerini Marian Vajda’ya yeniden anlaşarak sonlandırdı ama onu ilk turlarda elenirken görüyoruz. Big Four’un ayakta kalan tek ismi ise Rafael Nadal…

“Toprak Ağası”nın uzun soluklu yenilmezlik serisini Madrid’te çeyrek finalde Dominic Thiem sonlandırdı. “Yenilmez” denen adamı yenip üzerine bir de Kevin Anderson’ı geçtikten sonra finalde Sasha Zverev’in karşısına çıkan Avusturyalı raket daha önce 5 maçın 4’ünü kazandığı rakibine bu kez finali kaybetti. Zira, karşısında yavaş yavaş makineleşen üstün bir Alman teknolojisi vardı.

Zverev’in bu zaferi teniste yeni bir dönemin de habercisi adeta… Artık Big Four yok, onun yerine geçmişteki Sampras-Agassi rekabetine benzer ikili rekabet yaşanacak gibi görünüyor. 32 yaşındaki Nadal bu süreçte ne kadar uzun süre kalabilecek göreceğiz ama ikili kapışmaların bir kanadında 21’lik Zverev’in olacağı kesin gibi görünüyor.

Thiem’i 6-4/6-4’le geçen Zverev, Münih’ten (250) hemen sonra Madrid’i de kazanarak 1 haftada 2 şampiyonluk yaşadı. Bu onun kariyerinin 8, Masters 1000 serilerindeki 3. zaferiydi. Böylece, “Big Four”un haricinde en az 3 Master turnuvası kazanan ilk isim oldu. Önünde uzun ve şampiyonluklarla dolu bir kariyer olduğunu düşündüğümüzde, belki de Boris Becker’den sonra ATP’de yeni bir yıldız çıkaramayan Alman tenisinin yeni yüzü olacak. Becker 17 yaşında Wimbledon kazanıp tüm dünyayı şaşırtmıştı ama artık oyuncuların fiziksel gelişmişliği (özellikle ATP’de) bu kadar genç bir sporcunun Grand Slam kazanmasını çok çok zor kılıyor.

Hazır Big Four’un yerinde yeller eserken 21 yaşında bir Grand Slam kazanması Zverev için sürpriz sayılmaz. Zaten o da rüyalarında kendisini Roland Garros’u kazanırken gördüğünü söylüyor. Üstelik geniş bir antrenör ekibiyle ve son derece özenle hazırlanmış bilimsel bir program dahilinde vücudun kas yapısını geliştirmeye gayret gösteriyor. Madrid zaferinin ardından günde 3 saat salonda, antrenörlerinin belirlediği kas gruplarını geliştirmek için çalıştığını söyleyen Zverev, “Hala gerçek Zverev’i görmediniz, yavaş yavaş ilerliyoruz” diyerek Cristiano Ronaldo’laşacağının mesajını verdi. Kim bilir, belki yıllardır merak edilen Djokovic’in beslenme düzeninin ardından artık tenisseverler Zverev’in antrenman programındaki sırrı merak etmeye başlar. Roland Garros’taki favorim Sacha Zverev’den başkası değil…

Tüm Yazıları
Kemal Ilıkkan