REKLAM REKLAM

Rekabet Mi Yoksa İstikrarsızlık Mı?

546 defa okundu kategorisinde, 09 May 2018 - 12:13 tarihinde yayınlandı
Rekabet Mi Yoksa İstikrarsızlık Mı?

Serena Williams’ın 2017 Avustralya Açık sonrası tenise ara vermesinden sonra WTA, adeta kabuk değiştirerek kendisine farklı bir yön haritası çizdi. Sürpriz sonuçların arttığı, neredeyse üst üste iki tane turnuvayı kazanan bir kadın raketin karşımıza çıkmadığı bu yarışta rekabet her zamankinden daha zor. Tenisçilerin bir takvim yılında fazlasıyla oynadıkları turnuvalar, beraberinde yorgunluğu getiriyor ve turnuva sonlarında fizik olarak daha güçlü kalanlar, şampiyon olma konusunda daha avantajlı taraf oluyorlar.

 

WTA’de birbirinden yetenekli isimler var ama yukarıdaki durumu müthiş bir rekabet mi, yoksa istikrarsızlık mı olarak düşünmeliyiz? Geçtiğimiz yıl WTA’de dünya 1 numaralı koltuğuna 5 farklı ismin oturması ve 4 Grand Slam’in tamamını farklı isimlerin kazanması dahi rekabetin ne kadar kızıştığını gözler önüne seriyor. Bu sene koltuk şimdiden iki farklı ismi ağırladı ve görünen o ki, sezonun kalanında koltuğa oturma konusunda diğer kadın raketlerin de fazlasıyla ısrarcı olacakları, ilk 3 aylık periyotta fazlasıyla kendisini hissettirdi.

WİLLİAMS KARDEŞLER SONRASI AMERİKALILAR

Tenis tarihinin en başarılı raketlerini çıkaran Amerika’nın en önemli isimlerinden biri olan 23 Grand Slam sahibi Serena Williams, 2018’de Indian Wells ile kortlara geri dönse de eski dominant günlerine ulaşmasının beklenenden zor olduğu muhakkak. Kendisinin çocuğuna ayıracağı vakit, değişen fiziki durumu  ve yaş gibi belirleyici etkenleri üst üste koyduğumuz zaman tur içinde maksimum 1 – 1.5 sene daha yer alabileceğini ve herhangi bir şampiyonluk yaşamasının dahi kolay olmayacağını görüyoruz. Öte yandan kardeşinden bir yaş daha büyük olan Venus Williams’ın az ama öz katıldığı turnuvalarda beklenenden daha başarılı sonuçlar alması özellikle Federer ile başlayan ‘vintage’ modasının en güzel örneklerinden olsa gerek.

Williams kardeşlerden sonra Amerika’da bayrağı devralabilecek isimlere baktığımızda büyük bir soru işareti bizleri bekliyor. Her ne kadar son Us Open’da yarı finaldeki dört ismin tamamı Amerikalı olsa da turnuvanın şampiyonu Sloane Stephens’in zaman içindeki dengesiz sonuçlarını gördük. Us Open sonrası adeta kayıplara karışan ve güçlü fiziği ile bir zamanlar ‘geleceğin Serena’sı olarak lanse edilen Stephens, 6 ay sonra yine bir Amerika turnuvası olan Miami’de şampiyon olarak ismini tekrar hatırlattı. Sert kortta ve sadece kendi ülkesinde başarılı sonuçlar alan 25 yaşındaki Stephens’in ağustos ayına kadar koruması gereken puanlar olmadığı için ilerleyen zamanda performansına bağlı bir şekilde sıralamada daha da yukarılara tırmanması olası. Dünya sıralamasında ilk 20 içinde yer alan son US Open yarı finalistleri Coco Vandeweghe (26) ve Madison Keys’in (23) o gün bugündür tura ve kariyerlerine en ufak bir değer katmadıkları da net bir gerçek.

Şimdi de daha genç isimlere göz atalım. 2014’te dünya gençler şampiyonu olan 19 yaşındaki ‘cici’ lakaplı Catherine Bellis bu sene Premier turnuvası Doha’da çeyrek final oynarken; Keys, Pliskova ve Kasatkina gibi önemli raketleri yendi. Bellis’in böylesine rekabetin yüksek boyutta yaşandığı bir ortamda en büyük dezavantajı ise boyu (1.68 cm). Bir diğer Amerikalı 16 yaşındaki Amanda Anisimova ise gelişimi en çok takip edilen isimlerden biri. Ebeveynleri Rus olsa da, New Jersey şehrinde doğduğu Amerika adına raket sallayan Anisimova, Indian Wells’te Pavlyuchenkova ve Kvitova’yı eleyerek elde ettiği son 16 başarısı ile adını duyurdu. Amerikalılar kendisinden birkaç yıl içinde çok büyük başarılar bekliyor. Zaman ne gösterir bilinmez ama yine de bu genç isimler arasından bir Davenport çıkması zor gibi.

RUSLAR DA DÜŞÜŞTE

2015’e kadar turun en önemli isimlerinden biri olan ve kazandığı 5 Grand Slam ile ‘kariyer slam’i yapan ender raketlerden olan Maria Sharapova, doping skandalından sonra kendine gelemedi. Oynadığı tenisten zevk almadığı her halinden belli olan Masha’nın öncelikle kaybettiği tutkusunu bulup ritm tutması şart. 31 yaşına gelen güzel raketin ‘Federervari’ bir geri dönüşle yeniden zirveye oynaması hem kendisi, hem de turdaki rekabet için çok önemli bir adım olacaktır.

Yıllardır Amerikalı raketleri en çok zorlayan ve sıralamada üst basamaklarda birçok oyuncusu olan Rusların tecrübeli isimlerinin de birer birer yaşlanması ile (Vesnina, Kuznetsova ve nispeten Pavlyuchenkova) genç raketlerin önemi arttı.  20 yaşındaki Daria Kasatkina tam da ülkesinin WTA’de dibe vurduğu bugünlerde ‘büyük bir umut’ olarak ortaya çıktı. Bu sene Indian Wells’te ve Dubai’de final, St.Petersburg’da yarı final oynayarak tüm dikkatleri üzerine çeken Daria, bu sürede Wozniacki, Muguruza, Kerber ve Venus gibi isimleri de yendi. Miami’de ilk turda elenerek hayal kırıklığı yaratsa da Kasatkina, bu sürede 11.basamağa kadar çıkıp kariyer rekoru kırdı. “Favorim” dediği toprak zeminde göstereceği performansla ilk 10’a girmesi yüksek ihtimal görünüyor.

ORTA VE DOĞU AVRUPALILAR GÜCÜ ELE GEÇİRDİ

Amerikalı ve Rus raketlerin formsuz dönemlerinde Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri diye tabir ettiğimiz coğrafyadaki isimler tam anlamıyla WTA’de gücü ele geçirdiler. Aralarında Çekya, Almanya, Fransa, Hırvatistan, Romanya ve Ukrayna’nın bulunduğu ülkelerde ilk 100’de toplamda (02.04.2018 itibariyle) 31 isim var. Pliskova, Kvitova, Strycova, Safarova, Vondrousova, Siniakova gibi sürekli ilk 50’nin içinde bulundurdukları raketlerle Çekya’lılar artan rekabette büyük pay sahibi oldular.

Son Aus Open şampiyonu, dünya 2 numarası Caroline Wozniacki’nin ülkesi Danimarka’dan başka bir isim parlayamazken, Muguruza’nın ülkesi İspanya’dan da 29’luk Navarro’dan başkası ön plana çıkamadı. Geçen sene elde ettiği İstanbul Cup şampiyonluğunun ardından formunun zirvesine çıkan ve 2017’de elde ettiği 5 şampiyonlukla bu alanda rakiplerini geçen Ukraynalı Elina Svitolina da katıldığı her turnuvada önemli işler yapmaya devam ediyor. 2017 Wimbledon’dan bu yana tenise ara verip Indian Wells ile kortlara dönen eski dünya 1 numarası Victoria Azarenka, Miami’de gösterdiği yarı final performansıyla yeniden ilk 100’e girdi (93) ve rakiplerine yavaş yavaş korku vermeye başladı. Letonya gibi 2 milyon nüfusu olan bir ülkenin de Ostapenko ve Sevastova gibi sürekli ilk 20’nin içinde bulunan iki raketini de unutmamak gerekir.

GİZLİ TEHLİKE : ASYALILAR

Amerika ve Rusya gibi ülkeler yıldız çıkarmada sıkıntı yaşasalar da özellikle Asya’nın içinde bulunduğu Japonya ve Çin son yıllarda önemli adımlar atarak bu iki süper gücün verimliliklerini nispeten azalttılar. Bugün ilk 100’de toplamda 6 ismi olan Asyalılarda bayrak 20 yaşındaki  Japon raket Naomi Osaka’nın elinde. Osaka, yaşına rağmen büyük olgunlukta oynadığı tenisi ve kort içindeki soğukkanlılığı ile herkesin kısa zamanda sempatisini kazandı. Her fırsatta idolüm dediği Serena Williams’ı Miami’de ilk turda yenen Osaka, bu sezon Indian Wells’te kariyerinin ilk WTA şampiyonluğuna ulaşarak 21 numaraya kadar yükseldi.

Li Na gibi 2 Grand Slam şampiyonu efsane bir tenisçiye sahip olan Çin’de ise Shuai Zhang ve Shuai Peng yıllardır ilk 50’nin içinde, turda mücadelelerine devam ediyor.

DİĞERLERİ…

İngilizlerin bilinen tek temsilcisi Johanna Konta artık 27 yaşına geldi. Geçen sene elde ettiği Miami şampiyonluğu dışında kayda değer bir başarısı olmayan Konta, 2018’deki düşen performansı sebebiyle ilk 20’nin dışarısına çıktı. ‘İdolüm’ dediği Steffi Graf’ın hayat hikayesini fazlasıyla okuması gereken İngiliz raketin ilerisi için fazla umut vermediği net bir gerçek. Belçikalı Elise Mertens, Avustralyalı raketler Ashleigh Barty ve Daria Gavrilova, Estonyalı Anett Kontaveit ve Hırvat Donna Vekic ise önümüzdeki birkaç yılın gelişme kaydetmesi muhtemel isimleri arasında.

SONUÇ

WTA’de özellikle son bir yılda yaşanan durumun, ciddi bir rekabet mi yoksa istikrarsızlığın getirdiği sonuçlar olarak mı bakabilmek ve bunu yorumlayabilmek gerçekten zor. Günümüzde teknolojinin artmasına bağlı olarak tenis gibi bireysel performanslara dayalı spor dallarında oyuncunun her daim ‘fit’ durması gerekiyor. Aksi halde bu konuda yetersiz kaldığı anda rakibine geçiliyor. Ben özellikle WTA’de sporcuların ‘derece’ anlamında yaşadığı gel-gitlerde rekabetin daha ön planda olduğunu, yaşanan sonucun WTA’in cazibesini artırdığını ve bunu izlemekten de büyük keyif aldığımı belirtmek istiyorum. ATP’de dahi son 14 aylık süreçte Federer ve Nadal harici önemli bir ismin başarısını (Del Potro daha yeni yeni buna ‘dur’ dedi) konuşamadığımız bir ortamda, WTA’de birçok raketin şampiyonluk tatması aynı zamanda anlatılacak başarı hikayelerinin de sayısını artırıyor.

Son olarak WTA efsaneleri Navratilova, Evert, Graf ve nicelerine selam yollayarak, toprak zemin ile başlayacak sezonun kalanı için sakatlığın yaşanmadığı, rekabetin en üst seviyede olacağı kıran kırana maçlar izlemeyi  temenni ediyorum.

Tüm Yazıları
Serdar Sözkesen