REKLAM REKLAM

Serena’nın yanlış algıladığı şey ne?

700 defa okundu , kategorisinde, 15 Eki 2018 - 13:35 tarihinde yayınlandı
Serena’nın yanlış algıladığı şey ne?

Hepimiz Serena Williams’ın olaylara neden bu şekilde reaksiyon verdiğini izah etmeye çalışıyoruz ama ortada bir gerçek vardı: ‘Serena Williams zaten bu olayları akışına bırakamazdı.’

 

  • Martina Navratilova’nın kaleme aldığı bu yazı, ilk olarak ‘New York Times’da yayınlandı.

Konu erkekler olduğunda görmezden geliniyor ama bu, bunun kabul edilebilir olduğunu göstermez.

Serena Williams’ın haklı olduğu bir nokta var. Evet, konu kötü davranışların cezalandırılmasına geldiğinde kadınlar için koca bir çifte standart mevcut. Ancak cumartesi akşamı oynanan Amerika Açık finalinde hakeme karşı bulunduğu protestoda yanlış olduğu bir nokta da var. Ben “Eğer kurallar söz konusu erkekler olduğunda görmezden gelinebiliyorsa, kadınlarda da gelinebilir” düşüncesinin uygulanması gereken bir standart olduğuna inanmıyorum. Dahası kendimize sormamız gereken asıl soru şu: ”Kendi sporumuzu onurlandırmak ve rakiplerimize saygı adına göstermemiz gereken davranış biçimi nedir?”

‘COACHİNG’ CEZASI DOĞRUYDU

Olaya geri dönelim: Olay ikinci setin başlarında Williams’ın ‘coaching’ sebebiyle uyarı alması sonrası başladı. Koçu Patrick Mouratoglou her iki elini hareket ettirerek Williams’a kortta ileri doğru hareketlenmesi gerektiğini anlatıyordu ve Williams bundan dolayı uyarı aldı. İllegal ‘coaching’in oldukça yaygın olduğu ve bir çok antrenörün maç esnasında bunu yaptığı bilinmesine rağmen, cumartesi akşamı çoğu spiker de buna değinmişti,  oyuncular da maç esnasında bunu sık sık talep ederken, fark edildiği anda da önemsemeyip önlerine bakarken aslında onlarında koçlarının da bilmeleri gereken bir şey var, bir sonraki ihlal onlara puan cezası olarak dönecek. Oyuncu hem kendinden hem de koçunun davranışlarından sorumludur. Ve ister koçunun tribünden verdiği talimatları ister görsün ister görmesin, duysun ya da duymasın, her ne şekilde olursa olsun bu bir kural ihlalidir.

Serena Williams kendisine gösterilen uyarı cezasından hiç memnun değildi ve bu memnuniyetsizliğini hakem Carlos Ramos’a açıkça ifade etti. Bu nokta da işler henüz çığrından çıkmamıştı. (Hakemler genellikle ilk ihlalde oyuncuya sözlü olarak hafif bir uyarıda bulunur, bu şekilde oyuncuya eğer koçu tribünden taktik vermeye devam edecekse önünü kesmek için bir fırsat vermiş olur ki ihlal sürerse gerçek bir uyarı cezası alması kaçınılmazdır. Bu tam olarak gerçekleşti mi? Bu olaydan önce bir takım konuşmalar oldu aralarında ama asla tam olarak bilemeyeceğiz)

SERENA – RAMOS GERGİNLİĞİ UZUYOR

Birkaç oyun sonra ise gerilim ciddi derece de arttı ve işler çığrından çıkmaya başladı. Williams ikinci sette 3-1 önde iken servisini kırdırdı ve raketini yere vurarak kırdı – bu otomatik kural ihlalidir ve oyuncu uyarıya gerek duyulmaksızın cezalandırılır – ve önceki uyarısı üzerine bu ikinci uyarı olduğu için direkt puan cezası almasına neden oldu.

Bu nokta da Serena Williams cezayı sessizce kabul etmek yerine hakemle tartışmayı tercih etti. Hile yapmadığını, koçundan taktik almadığını ve bu yüzden de puan cezası almaması gerektiği konusunda ısrar etti.  Ama önceden de dediğim gibi bu noktada Serena’nın taktik alıp almadığının, daha doğrusu Patrick Mouratoglou’nun söylediklerinin ve yaptığı işaretlerin farkında olup olmamasının bir önemi yok. Zaten maç sonrası Mouratoglou oyuncusuna ‘coaching’ yaptğını itiraf etti ancak onun bunun farkında olup olmadığını bilmediğini açıkladı. Sonuç olarak önceki uyarı cezasının ne kadar gerekli olup olmadığı konusunda emin olamasak da ikinci uyarı için yapılacak bir şey yoktu ve otomatik olarak puan cezası verilmiş oldu. Carlos Ramos’un başka bir seçeneği yoktu.

Serena Williams puan cezası sonrası işte tam bu noktada kontrolünü kaybetmeye başladı. Carlos Ramos ile karşılıklı diyaloğa girmeye başladı. Halen hile yapmadığı konusunda ısrar ediyordu (bu tamamen inandırıcı görünüyordu). Carlos ise karşılık olarak takdir yetkisini neredeyse hiç kullanmamaya kararlı görünüyordu.

ESKİ GERGİNLİKLER…

Özellikle bu turnuva geçmişine bakıldığında Serena Williams’ın birçok hakem hatasına maruz kaldığını belirtmek gerekir. 2004 yılında ünlü Jennifer Capriati maçında berbat bir hakem hatasına maruz kalmış ve içeride olan topu dışarıda olarak karara bağlanmış ve maç sonucuna etki etmişti. 2009’da ise bu sefer kendi kendini yakmıştı. Kim Clijsters karşısında maç puanında kontrolünü kaybedip çizgi hakeminin üzerine yürüyerek tehditler yağdırınca otomatik olarak puan cezası aldı ve mücadeleyi, maç puanı oynanmadan kaybetmişti. 2011 yılında Samantha Stosur’a karşı oynadığı finalde kaybetmek üzere olduğu bir oyunda vurduğu forehand sonrası yitirdiği momentumu geri kazanabilmek için kendini motive etme amaçlı ‘’haydi’’ diye çığlık attı. Hakem Eva Asderaki puan henüz bitmeden, rakip konsantrasyonunu bozmaya yönelik gördüğü bu çığlık nedeniyle puanı karşı tarafa verdi. Serena hakemin yanına giderek kendisini “sen çekilmez birisin’’ diye azarlayınca otomatik olarak bir ceza daha almıştı.

Amerika Açık geçmişinde tüm bu yaşadıkları, belki de her zaman kendisini bu oyunun bir yabancısı olarak hissetmesi ki, (siyahiydi, tenis çevrelerince kabulü hiç kolay olmamıştı) bu duygunun nasıl olduğunu çok iyi bilirim (Navratilova bu noktada kendisi zamanında eşcincel olduğunu açıkladıktan sonra yaşadığı zorluklara dem vuruyor). Serena Williams’ın olaylara neden bu şekilde reaksiyon verdiğini izah etmeye çalışırken, olayları akışına neden bırakamadığını irdelemek gerekir. Aslında net bir şey varsa o da Serena Williams zaten bu olayları akışına bırakamazdı.

İLK KEZ BÖYLE BİR FİNAL İZLEDİM

Aslında gecenin hikayesi Serena Williams ile Carlos Ramos’un ikinci kez karşı karşıya geldiği andır. Williams hakemin kendinden özür dilemesi konusunda ısrarcı olup, ona ‘sen hırsızsın’ diye çıkışınca Carlos Ramos ona üçüncü kez kural ihlali uyguladı ve Williams’ın bir oyunun tamamını kaybetmesine neden oldu. Uzun süren itirazlar sonrasında oyun devam etti ve Naomi Osaka uzun yuhalamalar ve protestolar altında bu bol dramalı maçı kazandı. Kazanılan bu şampiyonluk hem kendi adına hem de Japonya adına bir tenisçinin kazandığı ilk Grand Slam olarak tarihe geçti. Kendimi bildim bileli böyle bir Grand Slam finali seyretmedim diyebilirim.

Serena Williams erkek olsaydı ve yine hakeme ‘sen bir hırsızsın’ deseydi aynı muameleyi görür müydü bunu bilmek zor. Ayrıca tartışılması gereken bir konu ancak esas kaçırdığımız nokta şu; evet erkekler kort içi agresyonları esnasında farklı bir muameleye tabii tutuluyor ve yaptıkları göz ardı ediliyorsa bunun düzeltilmesi ve her iki cins için de standardize edilmesi gerekir ancak kendimizin de kaçınmamız gereken davranışları sergileyerek böyle bir ayrımcılığın olup olmadığını çözümlemeye çalışmak tamamen yanlış bir yol. Tüm bu yaşananlar, seyirci olduğumuz bu olaylardaki tutum ve davranışlar sadece kadın veya sadece erkek olarak değil hepimizin korttayken kaçınması gereken şeyler. Kariyerim boyunca maçlarda defalarca raketimi kırmak, onu binlerce parçaya ayırmak istemişimdir ama hep o anlarda bu maçları çocukların da izlediğini aklıma getirdim ve raketime daha büyük bir tutkuyla sarıldım.

OSAKA’DAN OLGUN DAVRANIŞ

Serena Williams’ın maç sonrası Naomi Osaka’ya karşı tutumu bir şampiyona yakışır nitelikte olağanüstüydü. Ama maç içerisinde…. Neyse yeterince bu konuyu konuştuk! Naomi’nin maç esnasında ve sonrasındaki tutumu ise gerçekten ilham vericiydi. Bu yaşta bu olgunluk, kortta dönen olaylarla hiç ilgilenmeyip, sadece oyununa odaklı kalması, maç sonrasında ki olgun duruşu, gerçekten bir şampiyona yakışır nitelikteydi.

Sonuç olarak teniste bir çifte standart söz konusu mudur?

Bunu gerçekten tüm ön yargılarımızı, istikrarsızlıkları, spot olayları bir kenara bırakarak, pembe gözlüklerimizi çıkararak ciddi bir şekilde değerlendirmemiz gerek. Tenis çok demokratik bir spor ve bunun bu şekilde devam etmesini sağlamak da bizim esas görevimiz.

Ama aynı zamanda tenis bireysel bir spor ve oyuncuların bu gönülden bağlı olduğumuz spora öncelikli olarak saygılı olmaları lazım. Şimdi hepimiz Williams ve Osaka’nın bir sonraki mücadelesini iple çekiyoruz. Umut ediyorum ki bu sefer drama çıkan olaylar nedeniyle değil, her iki yıldızın mükemmel vuruşları ve maçtaki müthiş rekabet sonucu gelişir ve hepimize ilham kaynağı olur.

Çeviri: Metin ERDEM

Tüm Yazıları