REKLAM REKLAM

Velilere özel tavsiyeler – 3

93 defa okundu kategorisinde, 20 Kas 2018 - 22:15 tarihinde yayınlandı
Velilere özel tavsiyeler – 3

Veli – sporcu – antrenör üçgeninde velilerin çocuklar üzerindeki yanlış yaptığı bazı uygulamalardan (ödül, kıyas, takdir, baskı) söz ettiğim bu yazımda, ebeveynlerin çocuklara nasıl bu sporu sevdirmeleri gerektiğini ayrıntılı bir şekilde kaleme aldım.

 

Bir turnuvadasınız, çocuğunuz birazdan maça çıkacak, haliyle biraz gergin ve kaygılı. Bu aslında gayet normal bir durum. Sizde birazdan maça girecek çocuğunuz kadar heyecanlısınız ve onun kazanmasını ve mutlu olmasını istiyorsunuz. Maça girmeden önce, son kez konuşurken aklınıza bir fikir geldi. Acaba ben çocuğuma şu son çıkan telefondan alacağımı söylesem maçı kazanmak için ona yardımcı olmuş olur muyum? Maça daha çok asılması ve daha fazla mücadele etmesi için bu ödül ona yardımcı olur mu? Daha motive eder mi?

Bu teklif karşısında ekstra motive olmayacak bir çocuk yoktur herhalde, kim ödüle ve hediyeye hayır diyebilir ki? Ama sizce bu davranış  doğru bir davranış mıdır?

Fazla değil birkaç yıl önce böyle bir durumla karşı karşıya kaldığımı hatırlıyorum. Sporcu kortta o kadar hayatından bezmiş bir halde ki, sanırsınız birilerinin baskısıyla tenis oynuyor. Mutsuz, amaçsız, isteksiz… Maç bitse de gitsem modunda yani. Antrenörünün ve babasının telkinleri de işe yaramıyor, belli ki çocuk sıkılmış ve motivasyonunu kaybetmiş.

Durum böyleyken anne dahiyane bir fikirle durumu değiştirme adına çocuğuna, eğer maçı kazanırsa yeni çıkan oyun konsollarından ona bir tane alacağını söylüyor. Pazarlıkla geçen birkaç diyalogdan sonra sporcu ikna oluyor ve  ani bir değişimle maça ortak olup önce seti sonra da maçı kazanarak hemen annesinin yanına koşuyor. Hak ettiği oyun konsolunun hemen alınması için bir an önce alışveriş merkezine gidilmesi talimatını veriyor.

Evet çok değil sadece birkaç yıl önce gözlemlediğim bir durum ve eminim ki hala böyle gereksiz ödül sözleriyle motive edilen ve kortta tutulan sporcular vardır. Bu davranış biçimi tamamıyla yanlış bir davranış biçimidir. Çocuğunuzun motivasyonunu, coşkusunu gereksiz yere verilen ödül sözleriyle sağlamaya çalışmak. Ona yapılabilecek en kötü davranıştır.

Bu gereksiz ödül vaatlerinin yerine, mücadele etmenin bir maç uğruna kortta ter dökmenin, kazanıp kaybetmenin değil de,  bu mücadeleyi göstermiş olmanın en büyük ödül olduğunu anlamalarını sağlamak, hem özel yaşamında hem de spor hayatında çocuğunuza çok daha büyük bir fayda sağlayacaktır.

KIYASLAMA YAPMAYIN

Her birey, diğer başka bir bireylerden farklılık gösterir. Herkesin karakteri, davranış biçimi, aile yaşantısı, beslenme düzeni ve alışkanlıkları başka başkadır. Sporcularda bir birey olduğuna göre her sporcunun bir diğerinden farklı olması kadar normal bir şey yoktur. Sizin çocuğunuzun fiziksel özellikleri, uyku düzeni, eğitimdeki farklılıklar, aile düzeniniz ve akla gelebilecek birçok parametreden dolayı sizin çocuğunuz bir diğer sporcudan farklıdır. Bundan dolayı, siz siz olun sakın kendi çocuğunuzu bir başka sporcuyla karşılaştırmak gibi bir hataya düşmeyin.

Örneğin çocuğunuz aynı grupta çalıştığı bir sporcu arkadaşıyla beraber aynı turnuvaya katılıyor, fikstür çekiliyor ve turnuva başlıyor. Sizin çocuğunuz ilk turdaki maçını kaybederek turnuvaya veda ederken, aynı grupta çalıştığı arkadaşı maçını kazanarak bir üst tura adını yazdırıyor.

HABER: Velilere özel tavsiyeler – 1

Yıllardan beri turnuvalarda çok karşılaştığım bir durum olduğundan dolayı böyle bir örnek veriyorum. Yapacağınız en büyük hata, çocuğunuzu diğer arkadaşıyla kıyaslamak olur.  Zaten üzgün bir durumdayken onu daha fazla yaralamaktan başka bir şey yapmamış olursunuz. İnanın bu davranış çocuğunuzu maçı kaybetmesinden daha çok üzer ve onu tenisten soğutmaktan başka bir işe yaramaz.

Sonuçta o sizin çocuğunuz, canınız. Tabii ki herkes çocuğunun başarılı olmasını ister ama, dünyadaki hiçbir şey sizin çocuğunuzdan daha değerli değildir. Benim sizlere tavsiyem… Çocuğunuzun kaybettiği bir maçtan sonra onunla maç hakkında konuşmamanız. Çünkü, çocuklar bu gibi durumlarda inanılmaz kırılgan olabiliyorlar ve göstereceğiniz en ufak olumsuz bir tepki, dönülmesi güç durumlarla sizleri karşı karşıya getirebiliyor. Herhalde bunu hiçbirimiz istemeyiz.

BAŞARIDAN ZİYADE ÇABAYI VE ÇALIŞMAYI TAKDİR EDİN

Çocuğunuz tenis oynuyor, turnuvalara katılıyor, yeni arkadaşlıklar kuruyor, sağlıklı ve tenisi de çok seviyor. Bir veli daha ne ister ki? Peki çocuğumuz tenis oynarken mutluysa ve bu aktiviteden dolayı da bir çok kazanç elde ediyorsa, neden bazı veliler bu durumu tersine döndürmek için çaba sarf ederler, bazen anlamakta zorlanıyorum .

Her şey kazanmak ve kaybetmekle mi ilgili? Bu süre içerisinde gösterilen çabanın, çalışmanın ve emeğin hiçbir değeri yok mu?

Performans tenisiyle uğraşan sporcuların hemen hemen hepsinin günlük rutinleri aynıdır. Okullar açıkken, sabah erkenden okula kalkarlar, tüm günü okulda derslerle geçirirler, sonra okuldan çıkar çıkmaz hemen kulübe yetişip antrenmana girerler. Antrenmandan sonra eve gidip, daha yemek yiyip, ders çalışacaklardır ve ertesi gün aynı şekilde bu düzen tekrarlanacaktır. Okullar kapanınca da turnuvalar ve antrenmanlar daha da artacaktır. Çocuklara haksızlık etmeyin.

Bence sadece bu anlattığım durum için bile çocuklar başarılı sayılır bana göre. Çocuklarınız sürekli olarak kazanmaya odaklamak yerine, yaptıkları işe saygı duymalarını, daha iyiye ulaşmak adına daha çok çalışmalarını, yaptıkları işe sahip çıkıp, her şeyi bir disiplin içerisinde yapmaları gerektiğinin önemine odaklarsanız ona çok büyük bir iyilik yapmış olursunuz. Sonuçta hiç kimse kaybetmek için korta girmez ama teniste de beraberlik diye bir sonuç söz konusu değil.

Bir sporcu kazanırken diğeri kaybedecek, önemli olan çocuğunuzun elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışması ve bunu bir alışkanlık haline getirmesi. İşte bir sporcu bunu başardığı zaman, daha başarılı bir sporcu olmaya ve kendini geliştirme yolunda emin adımlarla ilerlemeye başlamış demektir.

Siz velilere en büyük tavsiyelerimden bir tanesi… Sonuç ne olursa olsun, çocuğunuzu çalışmaya, çabalamaya ve elinden gelenin en iyisini yapmaya teşvik etmeniz ve onu sürekli olarak desteklemeniz. O zaman her şeyin daha yolunda gideceğini sizde fark edeceksiniz.

ÇOCUĞUNUZUN KAPASİTESİNDE VE YETENEĞİNDE OBJEKTİF OLUN

Antrenörlük hayatım boyunca bir çok sıkıntıyla ve sorunla karşı karşıya kaldım. Hep yapıcı ve olumlu olmaya ve sadece problemi nasıl olur da çözerim diye odaklanmaya çalıştım ve genelde de problemi çözdüm ve yoluma devam ettim. Yaşadığım en büyük sıkıntılardan birisi ise ebeveynlerin çocuklarının kapasitesini ve yeteneğini objektif olarak değerlendirememelerinde yaşadım.

Zaten çocuğu tenis oynayan birçok veliden şu klasik cümleyi duymuşumdur:  “Benim için sonuç önemli değil, sağlıklı bir şekilde spor yapsın yeter”.  Harika! Tam da olması gerektiği gibi bir düşünce aslında ama turnuva zamanı geldiğinde, birçok veliyi bu konuda tanımakta güçlük çektim.

O akil konuşmaları yapan, şampiyonluğa önem vermeyen, sadece çocuğunun spor yapmasından memnun olan velinin, birden kendi kişisel hırslarının kurbanı olan ve kendini kontrol etmekte zorlanan bir insana dönüşmesini anlamakta gerçekten bir hayli zorlandığımı söyleyebilirim. Böyle bir durumda kortta mücadele eden bir sporcunun olumsuz etkilenmemesi mümkün değil tabiî ki. Sonuçta, sporcu da elinden gelenin en iyisini yapmak için korta çıkıyor ve tüm yeteneklerini, özelliklerini kapasitesinin yettiği kadar göstermeye çalışıyor.

Çocuğunuzun yeteneklerini, kapasitesini ve özelliklerini objektif olarak görmeniz ve gösterdiği performansı ona göre değerlendirmenizde bence çok büyük bir fayda var. Burada önemli olan, çocuğun yeteneklerini, kapasitesini ve özelliklerini arttırmak için bir çaba içerisinde mi? Gösterdiği performans, gerçekten elinden gelenin en iyisi mi? Kendini geliştirmek için yeterince çaba sarf ediyor mu?

HABER: Velilere özel tavsiyeler – 2

Zaten bunları yapıyorsa çocuğunuz ne olursa olsun bana göre kazanmış demektir. Çünkü yapabileceğinizin en iyisini yapıyorsanız, geriye yapacak başka bir şey yoktur. Çocuklarınızı her zaman sıkı, disiplinli çalışmaları ve performanslarını çok çalışarak arttırmaları için teşvik edin ve onları daima destekleyin. Emin olun sonuçlarını kısa zamanda alacaksınız. Çünkü, yapabileceğinizin en iyisini yapmaya çalışmak, yapılacak en iyi şeydir.

GEREKSİZ BASKI YARATMAYIN

Tenis, gerçekten birçok spor branşına göre daha zordur. Hele bir de performans tenisinin içerisindeyseniz ve bir turnuva oyuncusu iseniz, mutlaka maça girerken üstünüzde bir baskı hissederseniz. Yetişkinler böyle hissediyorsa, bir de çocukların durumunu düşünüp, empati yapmanızı istiyorum. Kendinizi onların minik bedenlerinin yerine koyun.

Otuz beş derece sıcakta, maçın üçüncü setinde çocuğunuzun tie-break oynadığını düşünün. Gerçekten zor bir durum, çok uzun bir süredir efor sarf eden, sıcağın altında, hem rakibe hem de çevresel koşullara karşı direnen ve çok kritik puanlar oynayan bir sporcu olduğunuzu düşünün. Annenizin veya babanızın hem hareketleriyle hem de sözleriyle, sözde!!! sizi motive ettiğini düşünün. Böyle bir durumun içerisinde olmak sizi nasıl hissettirirdi?

Çok sık olmamakla beraber, bu yine de antrenörler olarak bizlerin karşılaştığı durumlardan birisi. Zaten maç içerisinde stresten gerilen bir sporcunun bir de velisinin sözleriyle ve hareketleriyle gereksiz yere daha da gerilmesi, sporcu için hiç iyi bir sonuç doğurmayacaktır. Eğer çocuğunuzun maçta iyi bir performans sergilemesini, baskıyı ve stresi en düşük seviyede hissetmesini istiyorsanız, alınacak sonucun önemli olmadığını, çıkıp en iyi performansını sergilemesi gerektiğini, bununda zaten en büyük kazanç olduğunu söylemeniz, en doğru davranış olacaktır.

Bu davranış karşısında çocuğunuz sizden aldığı destekle stresiyle daha rahat başa çıkmaya başlayacaktır. Çünkü siz onun velisisiniz, o size mutlaka en iyi sonucu vermek ister, sizi gururlandırmak ve sizden taktir görmek inanın onun için çok önemlidir. Bunun için çocuklarınıza karşı özellikle maçtan önce ve maç sırasında kullandığınız kelimeleri özenle seçmeniz, mümkünse kendinizi tutup hiçbir şey söylememeniz, kendinizi tutamayacağınızı düşünüyorsanız, çocuğunuzun maçını korttan uzakta bir yerde izlemeniz çocuğunuz üzerindeki baskıyı biraz daha azaltacaktır.

Çocuklar zaten duygusallar, hele birde baskı altında daha da kırılgan oluyorlar. Gereksiz davranışlarla ve sözlerle onun üstündeki baskıyı arttırmaya ve sonradan üzülmeye hiç gerek yok. Bırakın çocuğunuz elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışsın ve bunu gerçekleştirdiği için kendiyle gurur duysun.

Sizde sonuç ne olursa olsun, onun kortta gösterdiği mücadeleyle gurur duyun ve en önemlisi bunu ona hissettirin anne ve babasının taktirini almak gerçekten bir çocuk için çok ama çok önemlidir. Bunu sakın unutmayın.

Serdar SÜTÇÜ

Devam edecek…