Reklam
Reklam

ALTUĞ ÇELİKBİLEK: "Cem ile Birbirimizi Yukarı Çekiyoruz"

Roland Garros elemelerine katılarak Grand Slam hayalini gerçekleştiren Altuğ Çelikbilek ile konuştuk...

ALTUĞ ÇELİKBİLEK: "Cem ile Birbirimizi Yukarı Çekiyoruz"
24 Mayıs 2021 - 16:49

"Sıkı arkadaşlığımız olan Cem İlkel ile aramızdaki ilişki aslında tam olarak şöyle: Son 5-6 senedir sıralamada Cem’e yaklaşıyor gibi oluyorum, sonra bir anda o forma giriyor ve arayı açıyor. Ardından ben 'Ona yaklaşmam lazım' diyorum ve döngü sürekli böyle devam ediyor. Bu yüzden birbirimizi yukarıya çektiğimizi düşünüyorum."

RÖPORTAJ: SERDAR SÖZKESEN


Sezona Antalya Open’da başlayan Altuğ, ikinci turda Nikoloz Basilashvili’ye diş geçiremedi ve ardından İstanbul’daki Challenger turnuvasında ilk turda kaybetti. Bir aylık aranın ardından Singapur’daki ATP250 turnuvasına elemelerden dahil oldu ve ana tabloya kalarak ikinci tur (Alexander Bublik) oynadı. Elemelerden girdiği bir ATP turnuvasında ana tabloya kalan tarihteki üçüncü erkek oyuncu olan (Marsel İlhan, Cem İlkel) Altuğ, çıkışını bir sonraki hafta katıldığı St. Petersburg Challenger’da devam ettirdi.

4 maçını da kazanarak, kariyerinin ilk Challenger finaline ulaşan 24 yaşındaki sporcumuz, Zizou Bergs’e 6-4, 3-6, 6-4 ile kaybeden taraf oldu; ama sıralamada kariyer rekorunu geliştirmeye devam etti. Çalışmalarına ara vermeden devem eden Altuğ’un bir sonraki adresi İsviçre oldu. Lugano’daki Challenger turnuvasında Evgeny Donskoy’un da aralarında olduğu rakiplerini bir bir mağlup eden Altuğ Çelikbilek, yarı final oynadı. Son olarak Ekvador’daki Salinas Challenger’da da son dörde adını yazdırdı.

Bu turnuva sonrası ATP sıralamasında 234 numaraya kadar yükselen Altuğ, mayıs ayının sonunda düzenlenecek Roland Garros’a elemelerden katılmak için çok önemli bir avantaj elde etti. Almanya’daki Heilbronn Challenger Turnuvası yolculuğu öncesi bir araya geldiğimiz Altuğ Çelikbilek ile samimi bir sohbet gerçekleştirdik.

- 234 numara ile kariyer dereceni gördün ve bu senin Roland Garros elemelerine katılman için çok büyük bir fırsat sundu. İlk Grand Slam maceran olması açısından duygularını öğrenebilir miyim?

A.Ç.: Üzerimde öncelikle bir baskı yok. Çıkıp keyif almak için elimden geleni yapacağım. Sonuçta dünyanın en iyi oyuncularının yer aldığı bir platform. İyi bir tecrübe edineceğimi düşünüyorum. Bu sene başındaki ilk hedefime kavuşmanın mutluluğu içerisindeyim ve bunu başardım diyebilirim. Slam ortamına alışıp, diğer slam’lerde de yer alıp, sürekli üzerine koymaya çalışacağım.

Fotoğraf: Serdar Sözkesen

- Sert kortta yetiştiğini biliyorum ve toprak zeminden daha fazla sert zeminde oyun karakterinin daha iyi olduğu da aldığın sonuçlardan belli oluyor. Bu konuda sen neler söylersin?


A.Ç.: Antalya’da sert zeminlerde yetişerek İstanbul’a geldim ve yine sert zeminlerde oynadım. Favori zeminim de burası... Toprak zeminde daha az çalışma fırsatım oldu; ama geçen sene Avrupa’daki toprak turnuvalarında iyi sonuçlar almıştım ve bu zeminde daha da iyi olacağımı düşünüyorum.

- Senin gibi başarılı olan oyuncularımız çoğaldıkça Türk tenisine olan ilginin de artacağı muhakkak. Yeni yüzlerini arayan tenisimizde önemli bir misyon üstlendiğini düşünüyorum. Kaldı ki senin başarılı olmanı isteyen yüzbinlerce insan var. Bu konuda sen neler söylersin?

A.Ç.: Sosyal medyayı çok takip etmesem de arada girdiğimde beni takip eden ve haberlerimi yapan büyük bir çoğunluğun olduğunu gördüm. Açıkçası bu durum beni fazlasıyla motive ediyor. Başta Kort olmak üzere bu tarz haberleri yapan ve bana desteğini esirgemeyen tüm kurumlar ve hesapların hepsine teşekkür ediyorum.

TED CHALLENGER BİR DÜNYA MARKASI

- Türkiye’de katıldığın TED Challenger turnuvası ile yurt dışındaki Challenger turnuvalarını kıyaslayabilir misin?

A.Ç.: TED Spor Kulübü’ndeki Challenger turnuvası zaten çok uzun süredir devam ediyor ve adeta bir marka olmuş durumda. Organizasyon, hakem ve kort kalitesi gibi birçok etkeni yan yana koyduğumda TED Challenger dünya standartlarında bir turnuva. Seviye konusunda bazen kolay bazen de zor olabiliyor. Mesela bu yılın başındaki turnuva inanılmaz seviyedeydi. Bir Grand Slam elemesi gibi çok zorlu rakipler vardı. Lorenzo Musetti, Benjamin Bonzi, Arthur Rinderknech gibi isimler, TED Challenger’de yer aldı ve şimdi de gayet iyi yerdeler.



- Challenger Tur’da görüştüğün oyuncular var mı?

A.Ç.: Benjamin Bonzi ile iyi arkadaşız ve gelişimini izlemek hoşuma gidiyor. Onun başarılarını görünce seviniyorum ve açıkçası farkındalığım da artıyor. Sonuçta seviye olarak da birbirimize yakınız ve ben de ‘Neden yapamıyorum’ diye kendime soruyorum ve bu da beni oynadığım maçlarda psikolojik olarak daha olumlu etkiliyor. Almanya’ya antrenmanlara gittiğimde görüştüğüm Tobias Kamke var. Kendisi zamanında ilk 60’a girmiş bir oyuncu. Turda birçok kişi ile aram iyi aslında ve bir isim söylemek açıkçası doğru olmaz.

CEM İLE BİRBİRİMİZİ YUKARI ÇEKİYORUZ

- Cem İlkel aranızdaki sinerji nasıl? Sonuçta erkeklerde en iyi iki raketimizsiniz ve bu konuda aranızda bir rekabet oluyor mu?

A.Ç.: Cem ile sıkı bir arkadaşlığımız var; ama aramızdaki ilişki aslında tam olarak şöyle: Son 5-6 senedir sıralamada Cem’e yaklaşıyor gibi oluyorum, sonra bir anda o forma giriyor ve arayı açıyor. Ardından ben 'Ona yaklaşmam lazım' diyorum ve döngü sürekli böyle devam ediyor. Bu yüzden birbirimizi yukarıya çektiğimizi düşünüyorum. Mesela bir ara Cem, Challenger finalleri sonrasında 200’lere çıkmıştı ve ben 400’lerdeydim. Şimdi ben onu yakaladım; ama bu defa da Cem kendini ileriye iterek toprak zeminde başarılı sonuçlar aldı. Rekabetten ziyade birbirimizi yukarıya çeken güzel bir motivasyon var aramızda.
 

Büyük spor markalarında indirimler başladı... https://www.athleticzone.com.tr/

RUSYA’DA MASKE TAKAN YOKTU

- Tüm dünyayı etkisi altına alan bir virüs ile karşı karşıyayken, yurt dışında birçok turnuvaya katılıyorsun. Oradaki Covid-19 kuralları ve yaşadıklarınla buradaki kuralları kıyaslar mısın?

A.Ç.: Turnuvadan turnuvaya değişkenlik gösteriyor bu durum. Mesela Rusya’da St. Petersburg’da katıldığım turnuvada çok gevşek kurallar vardı. Her oyuncu açıkçası büyük riskle karşı karşıyaydı. Otelde kimse maske takmıyordu ve Covid-19 sanki kimsenin umrunda değildi. Onun dışında organizasyon gayet güzel geçti. Geçen sene Almanya’da, Portekiz’de, ABD’de oynadığım turnuvalar olsun, ülkemizde İstanbul ve Antalya’daki turnuvalar olsun hepsinde Covid-19 önlemleri üst seviyedeydi.

En farklısı ise şubat sonundaki ATP250 turnuvası, Singapur’da yaşadıklarım oldu. Hapishane gibi bir ortam vardı. Odamızdan çıkmamıza izin vermiyorlardı. Eğer çıkmak istersek, turnuvadan onaylı bir yazımız olması gerekiyordu. İnanılmaz katı kurallar vardı.



- Altı yıldır sezon sonlarındaki dünya sıralamana baktığımızda sürekli yükselen bir tablonu görüyoruz. Bu yıl özelindeki hedeflerin neler?

A.Ç.: Düzenli bir Grand Slam oyuncusu olma hedefim var ve bunun için ilk 200’de kalıcı olmam gerekiyor. Fakat hiçbir zaman ‘şu aralıkta bir sıralama hedefim olsun’ diye kendime bir yol çizmedim. Elimden gelenin en iyisini yapmak için maçlara çıkıyorum ve tek odam noktam bu oluyor.

HEM ALMANYA’DA HEM DE İSTANBUL’DA ÇALIŞIYORUM

- Bu yıl Alexander Bublik ve Nikoloz Basilashvili gibi oyuncularla maç yaptın. Bu karşılaşmalar, tenis kariyerin için sana neler öğretti?

A.Ç.: Antalya’daki Basilashvili maçı bana çok değerli tecrübeler kattı. Kendisi aslında turnuvaya gelmeden önce inanılmaz formsuzdu ve ben de açıkçası ona kaybettikten sonra çok sinirlendim. İlginçtir ben o maçı kaybettikten sonra Basilashvili muazzam bir çıkış yaparak Doha ve Münih’te şampiyon oldu. Gerçi bana karşı da aslında o sinyalleri vermişti; ama yine de çok ufak farklarla ona kaybetmiştim. Singapur’da ise Bublik karşısına zaten çok çıkabilmiştim; çünkü inanılmaz ağrılarım vardı ve o maçtan önce çekilme gibi bir düşüncem vardı. Yine de maçtan önce 6 tane iğne olarak zor da olsa korta çıktım ve fazla hareket edemediğim maçı kaybettim.

- Yurt içi ve yurt dışında antrenmanlar yaptığını biliyoruz. Kimlerle çalışıyorsun?

A.Ç.: Almanya’ya gittiğimde Hamburg’da Tobias Hinzmann ile çalışıyorum ve kendisi benim ana antrenörüm konumunda. Bunun dışında İstanbul’a geldiğimde fizyoterapist olarak Merve Herduran, kondisyoner olarak Cemal Şahin Ünal ve tenis antrenörü olarak ise Soul Entertainment Group’da Gevin Hooper ile çalışmalarımı sürdürüyorum. Hem İstanbul’da hem de Hamburg’daki antrenmanlarımdan iki koçumun da haberi oluyor ve sürekli iletişim halinde kalmaya devam ediyoruz.

EN BÜYÜK SİLAHIM FOREHAND

- Kendini forehand anlamında geliştirdiğini düşünüyorum. Bu durum seni zorluk seviyesi yüksek Challenger turnuvalarında rahatlatmış olmalı. Ne dersin haksız mıyım?

A.Ç.: 3 sene önce aslında çok güçlü bir forehand ve servisim vardı. Backhand’im biraz daha zayıftı. Gevin ile bu konu üzerinde çalışmalar yaparak, backhand’imi geliştirdim ve şu an bu, benim için önemli bir silah haline geldi. Bu sırada forehand’im istemsiz şekilde düşüşe geçti. Pandemide çok çalışarak tekrar antrenörlerimle forehand’imi geliştirdim ve bunun meyvelerini bu yıl bir final, iki de yarı final oynayarak aldığımı düşünüyorum. Challenger seviyesinde maç kazanmak için öncelikle güçlü bir forehand’iniz olması gerekiyor ve forehand açıkçası benim en büyük silahım. Bu sayede mental gücümü de arttırdım ve bu durum bana kort içinde de kendime güveni getirdi.  



- Ekstra olarak geliştirmeyi düşündüğün özelliklerin var mı?

A.Ç.: Forehand ve backhand olarak istediğim seviyeye gelmeme rağmen biraz servis konusunda problemlerim var. Almanya’ya gidiyorum ve orada servisime odaklanmaya çalışacağım. Son olarak Ekvador ve ABD’deki turnuvalarda servisim beni biraz yarı yolda bıraktı açıkçası. Bu yıl tenisime oranla mental ve fiziksel anlamda bir ‘tık’ daha fazla yüklenmek istiyorum.

- Almanya’ya gidiyorum demişken, Heilbronn Challanger’da ana tablo mu oynayacaksın?

A.Ç.: Turnuvanın organizatörü, aynı zamanda bir gurbetçi olan Metehan Cebeci. Sağ olsun bana teklerde eleme için, çiftlerde ise ana tablo wild card verdi. Metehan Bey ülkesini seven, Atatürk düşkünü birisi ve turnuva özelinde bana destek verdiği için kendisine çok teşekkür ediyorum.

Erkeklerde en beğendiğin oyuncu: Roger Federer
Kadınlarda en beğendiğin oyuncu: Takip etmiyorum
Favori Grand Slam’in: Wimbledon
Tek kelime ile tenis: Spor

*: Bu röportaj ilk olarak Kort Dergi'nin 33'üncü sayısında yayımlanmıştır. Kort Dergi'yi Turkcell Dergilik ve Türk Telekom e-dergi uygulamaları üzerinden de indirebilir; cep telefonu, tablet, laptop ya da masaüstü bilgisyarınızdan da dilediğiniz zaman okuyabilirsiniz...