Reklam
Reklam

Avustralya Açık = Djokovic!

Avustralya Açık = Djokovic!

Avustralya Açık = Djokovic!
02 Şubat 2020 - 20:53

Tek erkekler Avustralya Açık finalinde Dominic Thiem'i 5 sette mağlup eden Novak Djokovic 17'nci Grand Slam zaferine imza attı.


Setlerin ayrıntılı şekilde nasıl geçtiğini uzun uzadıya yazmaya gerek yok. Bunu ilgili sitelerden zaten okursunuz. Söylenecek en önemli söz; Djokovic'in ne kadar büyük bir oyuncu olduğu gerçeği...

Evet kabul ediyorum, çok sıradan bir söz söyledim, ama onu mental olarak zirveye çıkaran, birçok slam kazandıran bu özelliğinden başka bir şey değildi. Karar anlarında daha güçlü duran Djokovic, rakibinin servis oyunlarında onu hep baskı altına aldı. Thiem'in servis oyunları 4 dakikanın altında düşmezken, kendisi bu konuda efektif rakamlara sahip oldu.


Grand Slam finaline çıkmışsınız, yani bir nevi şampiyonluk kupasının bir ucundan tutmuşsunuz demektir. O yüzden böyle bir maçta çift hata ile servisinizi kırdırmaya, hatta seti kaybetme lüksüne sahip olamazsınız. Avusturyalı oyuncu bunu ilk sette 5-4 gerideyken yaptı ve seti kaybetti. Dördüncü setin en kritik yerinde yine aynısını yaptı. Forehand'lerinin hızını ayarlayamadı ve bu kendisine pahalıya mal oldu...

Halbuki ilk setin ardından oyun seviyesi olarak kendisini yukarıya çeken ve Djokovic'in ikinci servislerinde yüksek yüzdeli puanlar alan bir Thiem vardı karşımızda. Bu süre zarfından tam 4 kere servis kırmış ve setlerde de 2-1 öndeydi. Rüzgar onun tarafından esiyordu. Riskleri alacak olan taraf Nole idi ve bundan bir şekilde faydalanması gerekiyordu.

Grand Slam'ler iyi oyuncular ile büyük oyuncuları ayıran ince bir çizgi üzerindedir. Thiem zaten birkaç yıldır çok iyi bir oyuncu olduğunu herkese gösterdi. Roland Garros ile başlayan yükselişi, ABD Açık'ta da sürmüş, Avustralya Açık'ta ise zirveye çıkmıştı. Ama dördüncü set ile beraber Thiem'in, seti kazanmaktan başka çaresi olmayan rakibi karşısında daha sağlam bir karakter ortaya koyması gerekiyordu. Bu noktada çelik gibi sinirleri olan Djokovic'in sette 4-3 öndeyken, rakibini baskı altına alıp servis kırması, maçın gidişatını az çok belli etti.


Onun adı Novak Djokovic... Kesinlikle Avustralya Açık'ta heykeli dikilmesi gereken bir oyuncu. Eğer zamanında onun işini bitirmezseniz, çok pişman olursunuz. Aksi halde en ufak boşluktan içeri girer ve bir virüs gibi sizi yok eder. Setlerde skoru 2-2 yapan Djokovic'i görünce eminim ki çoğunuz benim gibi düşünüyordu: "Artık buradan sekizinci kupa gelir!"

Dördüncü set ile beraber, ikinci servisleri de dahil olmak üzere, tutarlı bir servis performansına kavuşan Djokovic, final setinde bu enstrümanları son derece iyi kullandı. Oyun konsantresi ile rakibine adeta ders verdi. "Son gülen iyi güler" dizesini, Rod Laver Arena'da herkese hep bir ağızdan söyletti.

Henüz üçüncü oyunda servis kırarken, çoktan maçı kafasında bitirmişti aslında. Son bir hamle ile bir sonraki oyunda geç kalınmış bir agresifliğe bürünen 26 yaşındaki Thiem, iki kez elde ettiği servis kırma puanlarından eli boş dönünce bir yerde kendi kaderini de çizmiş oldu. Artık her şey Djokovic'in ellerindeydi. O, ne derse o olacaktı. Ne kadar izin verirse o kadar yaklaşabilecekti genç Avusturyalı...


Final setinde genel olarak sakin kalan Nole, daha az winner ürettiği bu bölümde iki maç puanının ilkinde sonuca gitti ve sekizinci Avustralya Açık finalinden de şampiyonluk çıkartmayı başardı. Nadal ve Federercilerin üzgün olduğu bir ortamda Djokovic 17'nci Grand Slam'ine ulaşıyordu.

Sezarın hakkı sezara... 2-1'de momentumu eline alan ve dördüncü sette 3-3'e kadar maçı kazanabilecek izleri veren Thiem'in son nefeste gücü yetmedi, diğer 2 slam finalinde olduğu gibi... Thiem 2-1 öndeyken dahi, unutmamamız gereken önemli bir ayrıntıyı herkes gözünden kaçırıyor gibiydi ya da görmekten kaçıyordu. O da, Novak'ın savaşçılığı, en zor anlarda dahi çözüm üretebildiğini, mental olarak yıkılmayan oyun karakterini...

Şirketsel bir ifadeyle, 'kriz yönetme sanatı'nı ondan daha iyi icra eden bir başka tenisçiyi ben kendi adıma tanımıyorum. Bu konuda tarihin en iyisi olmalı. Her topa yetişiyor, fiziği gayet fit, mental anlamda zaten ondan daha iyisi yok. Rakibini sinirlendirmeyi çok iyi biliyor. Açılı backhand'ler ve son yıllarda geliştirdiği servis performansı ile turun en formda oyuncusu. Maç içerisinde şartlar ne kadar kötü olursa olsun, tam tersi bir etki ile bunu 180 derece değiştirebiliyor. Yani bitti, artık çok zor denilen her dakikada, durumu lehine çevirebiliyor. İşte bu yüzden ona terminatör diyoruz...

Thiem'i her şeye rağmen tebrik ediyorum. Büyük üçlü ile aynı döneme denk gelmesi, onun adına büyük şanssızlık. Öyle ki; Stefanos, Alexander ve Daniil'den yaşça bir 'tık' büyük olan Thiem, 7 ay sonra 27 yaşına girecek. 3 Grand Slam Finali, 2 de yarı finali oynadı, hepsini kaybetti. Onu iyi oyuncu yapan, sürekli bu noktalara ulaşabilme gayretiydi. Yani hep denemek, yine denemek... Ama başaramadı, gün sonunda eline sürekli 'tepsi'den başka bir şey alamadı. Son noktaya kadar gelince iyi ve standart üstü bir oyuncu oluyorsunuz. Ama o noktayı kupa ile taçlandırdığınızda elit ve büyük bir oyuncu oluyorsunuz.



Her yenilgi Thiem için ayrı bir ders olmalı. Kısa zamanda sert zeminde yaptıkları büyük saygı duyulur cinsten başarılardı. Bu son kaybedilen final, onun için sezonun devamında büyük bir moral bozukluğu vereceği kesin gibi görünüyor. Asıl şimdi büyük oyuncu olma yolunda neler yapabileceğini göreceğiz. Roland Garros'ta şampiyonluğu sonuna kadar zorlaması gerekecek. Yaşı ilerliyor ve kariyeri bittiğinde Avusturya halkına bir değil, birkaç slam şampiyonluğu vermek zorunda. Aksi halde yeteneklerine ihanet etmiş olacak.

5 sete giden ve 4 saat süren maçta tie-break oynanmaması da ilginç bir detay olarak kayıtlara geçti. Djokovic, en başta Federer ve Nadal'ın başarılarını örnek alarak, onları geçme hırsıyla yaşattığı tenis aşkını en üst seviyeye getirdi. Sırp inadı böyle bir şey olsa gerek! Büyük ihtimalle de onları geçmeden, bu hırsı azalmayacak. Onlarla rakip olduğu maçlarda, seyircilerin kendisinden çok onları desteklemesi dahi, onu daha şevklendirdi. Bu olumsuz durumla yüzleşmeyi çok iyi becerdi.

3 farklı 10 yıllık dönemde Grand Slam şampiyonu olan ilk erkek tenisçi olurken, durmaya da niyeti yok. Daha fazlası için onu izlemeye devam edin. Sevmiyorsanız da saygı duyun derim...

17 Grand Slam

78'inci şampiyonluk

ve yeniden dünya 1 numarası!