Canımız yandı...

"Can Hocamın ardından acım, acımız tarifsiz. Onun yokluğuna alışmak çok zor. Türk tenisine kattıkları ve bana olan emekleri için minnettarım. Onun vizyonunu, ismini yaşatmak için gelecekte elimden geleni yapacağım. Can Hoca gerçek bir şampiyondu, sonsuza kadar kalbimde, dualarımda olacak."

Canımız yandı...
08 Kasım 2021 - 20:51
Can Hoca (Üner) ile 2012 yılının mart ayında çalışmaya başladık. Benden önce Marsel İlhan ile 5 sene çalışmış, birlikte ilk 100 hedeflerini başarmışlar ve Grand Slam ana tabloları görmüşlerdi. Benim yalnız olduğum ve kariyerim adına zorlandığım bir süreçte ayrılmaya karar vermişlerdi, çok kısa süre sonra da biz çalışmaya başladık. Zaten Can Hoca'yı senelerdir tanıyordum, oyunculuk dönemine denk gelmemiştim; fakat Grand Slam oynamaya başladığım andan itibaren, birlikte zaman geçirme fırsatım olmuştu.

Onun işini ne kadar tutkuyla yaptığını, çalışmayı ne kadar sevdiğini, motivasyonunu, azmini, oyuncusunu ne kadar önemsediğini ve sadece antrenör olarak değil, oyuncusu için yardımcı olabilecek her şeyi yapmaya ne kadar hazır olduğuna şahitlik etmiştim. 

Onunla çalışmaya başladığımız ilk iki haftada kimyamızın tuttuğunu hemen anladım. Can Hoca daha önce beni izlemişti, oyunumu, zaaflarımı ve güçlü yanlarımı daha önce gözlemleyip, henüz biz çalışmadan önce bile fikirlerini benimle paylaşmıştı. O yüzden başladığımızda hemen yol alabildik. Gittiğimiz ilk iki turnuvamızda 2 yarı final gördüm. Dünya İlk 200’de olan tenisçilerine karşı üst üste galibiyetler aldım. Hem çalışmak ve ilerlemek için çok motive oldum hem de Can Hoca’nın motivasyonu beni olumlu yönde çok etkiledi.



Çalışmaya başladığımız 2012 Mart ayında 235 numaraya gerilemiştim ve Roland Garros’u kaçırmıştım. Bir sonraki slam olan Wimbledon ile beraber öyle bir seri yakaladık ki, Can Hoca’yla olduğumuz zaman çerçevesinde hiçbir Grand Slam’i kaçırmadım. 2012 senesini Dünya 172'ncisi olarak kapattık.

Can Hoca ile çalışmaya başlamak, kariyerim adına bir dönüm noktası olmuştu. Tenis ne kadar bireysel bir spor olsa da kimse bu işi tek başına başaramaz. Can Hoca ilk önce motivasyonu, antrenmanlardaki disiplini, antrenman yoğunluğu ve içeriği ile gelişmeme yardımcı oldu. Daha sonra kendisinin işine yardımcı olacak diğer takım üyelerini birlikte işin içine katarak, o takımın bel kemiği oldu. Kondisyonerim, fizyoterapistim, mental danışmanım bana yolculuğumda Can Hoca’nın yönlendirmeleriyle ve planlamalarıyla birlikte çok şey kattı. 




Kariyerimde inişler çıkışlar oldu. Ama her iniş olduğunda Can Hoca beni bitmeyen enerjisi ve olumlu tavrı ile tekrar sahaya çıkarmanın ve asla vazgeçmememe inanmamın yollarını buldu. Çünkü onun karakteri öyleydi. Her maçı, seviyesi fark etmeksizin aynı şekilde önemserdi. Her maçtan önce kendi oynayacakmış gibi heyecanlanırdı. Turnuva içerisinde sadece benim maçlarımı değil, diğer maçları da izler, tüm gününü tenis kulübünde geçirirdi.  

Büyük spor markalarında indirimler başladı... https://www.athleticzone.com.tr/ 

Maç planlarımızı konuşmayı çok severdim. Her maç öncesi notlarını aldığı defterine uzun uzun maç planını yazmış olurdu ve beni en iyi şekilde maça hazırlamaya çalışırdı. Bir antrenör olarak en sevdiğim özelliği, sizin kendinize inanmadığınız yerde bile onun size inanmasıydı. 6-2, 5-0 geride olsam da rakibin elini sıkana kadar maçın dönebileceğine inanırdı ve bu enerjisini bana aktarırdı. Ümidimi kaybettiğim birçok maç, onun sayesinde maçı kazanmışlığım ve sonra ona teşekkür etmişliğim vardır. 
 


Birlikte Akdeniz Oyunları’nda kazanılan ilk altın madalyalar, ilk 100, dünya 60 numarasına yükselme, WTA Şampiyonluğu, 3 kere Grand Slam ana tablo 2. tur, Türk tenisinin ilk olimpiyatlara katılışı, Türk tenisi adına ‘ilk’leri birlikte başardık.

Hep söylediğim bir şey var: Profesyonel tenise 17 yaşımda başladım. Türkiye’de profesyonel tenisçi olmakla ilgili ve bu başarılara ulaşmakla ilgili birçok önyargıyı kırabildim. Bu yolculukta en gurur duyduğum şeylerden biri kariyerimin ve Türk tenisinin en büyük başarılarını bir Türk antrenör ile başarmış olmak. Üstelik bu antrenör Türkiye’de çok ama çok zor görülen bazı şeyleri ikinci kez başardı. Ne kadar gurur duysak az. 



Can Hoca kızına ve ailesine çok düşkün bir insandı. Galatasaray’ı ağzından düşürmez, dünyanın neresine gidersek gidelim maçları mutlaka izlerdi. Çok milliyetçi bir insandı, Türk olmakla her zaman gurur duyar, ülkemizi gittiği her yerde güler yüzü ve nazikliği ile en iyi şekilde temsil ederdi. Can Hoca etrafımızdaki herkesin abisi, kardeşiydi. İçi dışı aynıydı.

2018 senesinde yaşamaya başladığı sağlık sorunları, geçirdiği bir beyin, tedavi sürecindeki komplikasyonlardan oluşan iki de bağırsak ameliyatı, yaşama olan bağlılığını daha çok arttırdı. En zorlu hastalığa kafa tuttu. Azmi, savaşçılığı, inadı ile hastalık sürecinde tekrar tenis oynamaya başladı. Hiç kimsenin direnemeyeceği kadar sağlam direndi hastalığına karşı. Her gün ilham kaynağı oldu. Fiziksel olarak çalışamasak da zihinsel olarak hep yanımda oldu. Desteğini hiç eksik etmedi, bana olan inancını her daim dile getirdi ve beni yine en zor günlerimde yüreklendirdi.

Acım, acımız tarifsiz. O’nun yokluğuna alışmak çok zor. Türk tenisine kattıkları ve bana olan emekleri için minnettarım. O’nun vizyonunu, ismini yaşatmak için gelecekte elimden geleni yapacağım. Can Hoca gerçek bir şampiyondu, sonsuza kadar kalbimde, dualarımda olacak. 

ÇAĞLA BÜYÜKAKÇAY

*: Bu yazı ilk olarak Kort Dergisi'nin 33'üncü sayısında yayımlanmıştır. Kort Dergisi'ni Turkcell Dergilik ve Türk Telekom e-dergi uygulamaları üzerinden de indirebilirsiniz...