Reklam
Reklam

ERGİ KIRKIN: "Artık Slam Zamanı!"

Sezon başında ilk 400'e giren Ergi Kırkın'ın hedefinde artık Grand Slam eleme oynama hedefi var...

ERGİ KIRKIN: "Artık Slam Zamanı!"
30 Mart 2021 - 19:25

"İstanbul Indoor'dan 25 puan aldım ve ilk 400’e girdim. Hedefim tabii ki bu yıl ilk olarak 300’leri görmek ve önümüzdeki seneden itibaren Grand Slam elemeleri oynayacak pozisyona gelmek. Öncelikle oyunumu geliştirmek ve sakatlık yaşamadan en üst sıralara tırmanmak istiyorum."

RÖPORTAJ: SERDAR SÖZKESEN


Sezona Antalya Open’daki Matteo Berrettini ile maça başlayan Ergi Kırkın’la, çeyrek final oynadığı İstanbul Indoor Challenger maçı sonrasında konuştuk ve kendisinden artık Grand Slam eleme maçı oynama sözü aldık…

- Öncelikle Antalya Open’da ilk turda, dünya 10 numarası Matteo Berrettini ile karşılaştın. Neler öğrendin o maçtan?

- Değişik bir seviyede kendisi. Servis, forehand… Bütün turnuvalarda mücadele ediyor. 2019’da ABD Açık’ta yarı final oynadı, geçen sene ATP Finalleri’nde yer aldı. Çok zorlu bir maç oynadım ve o karşılaşmadan çok şey öğrendim. 6-0, 6-4 ile mağlup oldum ama ikinci set bir ‘break’ ile kaybettim. Elime fırsatlar geçti fakat değerlendiremedim. Bu seviyede bir rakiple ilk kez oynadım ve çok heyecanlandım.

- İstanbul Indoor Challenger’da çeyrek final oynadın. Josef Kovalik gibi zorlu bir rakip karşısında maçı 3 sete götürdün. Seyirciden de büyük destek aldın. Biraz bu maçı anlatır mısın?

- İlk sette 5-3 geriden gelerek tie-break’le seti kazandım. Çok iyi bir havaya girmiştim ama ikinci sette ilk oyundan servisimi kırdırdım. Kovalik temposunu arttırdı ve bir anda 4-0 öne geçti. Bu noktadan geri dönmek, böyle bir rakibe karşı kolay değildi ve 6-0 ile seti kaybettim. Final setinde iyi başlarsam ve odaklanırsam maçı kazanacağımı düşündüm. 3-1 geriye düşsem de yılmadım ve seti tie-break’e götürdüm. Ufak farklarla maçı kaybettim ama sonuna kadar savaştım.

Belki daha agresif oynayabilirdim ve daha iyi servis atabilirdim. Fiziksel olarak sonlara doğru biraz düştüm. Rakibim dünya 80 numarası olmuş, tecrübeli bir isimdi ve bu maçtan alacağım dersler elbette olacak. Futures seviyesinde oynadığım maçlar gibi değildi. Challenger’larda seviye ve oyun temposu çok yükseliyor, haliyle rakipler de çok güçlü oluyor.



- Bu mücadele, kariyerinde bir turnuvadan aldığın en yüksek puan olarak kayıtlara geçti. Doğal olarak da kariyerinin zirve maçı diyebiliriz. Peki bu sende bir baskı oluşturdu mu? Özellikle seyircilerin sürekli “Haydi Ergi” diye bağırmaları…

- Challenger’da ilk kez çeyrek final oynadım. Şu ana kadar oynadığım en önemli maçımdı. Tribünlerdeki destek çok güzeldi ve açıkçası bu durum bende baskı değil de daha çok motive edici bir unsur oluşturdu. Biz oyuncular dediğiniz gibi çoğu maçta baskı hissediyoruz ama ben bu tarz durumlarda daha fazla odaklandığımı hissediyorum.

- Bu maçı bir kenara bırakarak, genel anlamda eksik olduğun yönlerin neler?

- Servisimi geliştirmem gerekiyor. Daha çok ikinci servis anlamında yüzdemi arttırmam gerekiyor. İkinci servislerimi oyuna sokamayınca hata yapma oranım da artıyor. İkinci servisimi iyi noktaya getirirsem ilk servisim de gelişecektir. Nispeten oyunuma agresiflik de katmam gerekiyor; ama bu konuda pandemi sebebiyle yeteri kadar maç oynamamış olmak da problemin ana kaynağı diyebilirim. Bu seviyede oynadığım her maç bana daha çok güven veriyor. Yılda 30’un üzerinde maç oynamam şart!

- Peki kort içinde hangi özelliklerine güveniyorsun?

- En iyi vuruşum kesinlikle backhand’im. Hem çapraza hem de paralele etkili vuruşlar yapabiliyorum. Savunma anlamında da kendimi iyi hissediyorum. Hatta savunmadan hücuma geçebiliyorum ama daha önce de bahsettiğim gibi agresiflik anlamında savunma yapmadan da direkt hücumu düşünmem lazım.



- Daha çok hangi zeminde kendini rahat hissediyorsun?

- 8-9 ay önce bana bu soruyu sorsanız toprak zemin derdim. Çünkü daha çok toprakta oynuyordum. Junior olsun, Future olsun bu böyleydi. Ama bütün Challenger galibiyetlerim sert zeminde geldi. Orta hızlı bir sert kortu, toprak korta tercih ederim.

- Bu yıl daha çok seni hangi turnuvalarda izleyeceğiz?

- Puanım yetse sürekli Challenger turnuvası oynamak ve sıralamamı yükseltmek istiyorum. O yüzden ülkemizde düzenlenen bu tarz turnuvalarda sürekli oynamam gerekiyor. Yine de arada Futures oynamaya da (25K’lıklar tercihim) devam edeceğim ki, Challenger oynamaya hak kazanayım.

- Sıralama konusu açılmışken, bu turnuva sonunda 383 numara ile kariyer rekoru kırdın…
- Bu turnuvadan 25 puan aldım ve ilk 400’e girdim. Hedefim tabii ki bu yıl ilk olarak 300’leri görmek ve önümüzdeki seneden itibaren Grand Slam elemeleri oynayacak pozisyona gelmek. Öncelikle oyunumu geliştirmek ve sakatlık yaşamadan en üst sıralara tırmanmak istiyorum.

- Günümüzde fiziksel ve mental güç, erkekler tenisinde oyuncuları ön plana çıkartan iki argüman. Sen bu iki özelliğini geliştirmek için nasıl bir yol izliyorsun?

- Fizyoterapist desteği alıyorum. Antrenmanlarımı daha çok Slovakya, Sırbistan, Almanya ve İstanbul’da yapıyorum. Fiziksel olarak kondisyon anlamında çok çalışıyorum. Mental destek şimdilik almıyorum ama almayı ben de isterim.

- Çiftlerde de mücadele ettiğini görüyoruz. Bu durum oyununa neler katıyor?

- Geçen yıl pandemi sebebiyle fazla turnuva oynamadım ama ondan önceki sene 4-5 tane çiftler turnuvasında korta çıktım. Challenger’da çiftlerde daha çok oynamak istiyorum. Voleler, servisler, returnler hepsi oyunumu etkiliyor ve teklerdeki performansıma değer katıyor. Tekler maçım yoksa antrenman anlamında da bana pozitif etkileri çok.



- Yurt dışında geçen senenin sonunda Tunus’ta üst üste iki tane Futures kazandın. Oradaki ortamı biraz anlatır mısın?

- Challenger zaten ayrı bir seviye. Bu turnuvalarda asla kötü bir rakiple karşılaşmıyorsunuz. Her bakımdan geliştiğinizi hissediyorsunuz. Futures’da misal, maç içerisinde yeni top alamıyorsunuz. Otel, yemek ve daha birçok özellikle Challenger’ler hepsinden daha özel turnuvalar. Böyle küçük gibi görünen ayrıntılar dahi oyuncuların motivasyonunu etkiliyor. Tunus’a wild card alarak gittim. Öncesinde 3 tane Challenger oynamıştım. Seviyemin yükseldiğini hissediyordum ve orada kendimi rahat hissettim.

Erkeklerde en beğendiğin oyuncu: Roger Federer
Kadınlarda en beğendiğin oyuncu: Elina Svitolina
Favori Grand Slam’in: Avustralya Açık
Tek kelime ile tenis: Serüven

*: Bu röportaj ilk olarak Kort Dergi'nin 32'nci sayısında yayımlanmıştır. Kort Dergi'yi Turkcell Dergilik ve Türk Telekom e-dergi uygulamaları üzerinden indirebilir; dilediğiniz zaman cep telefonu, tablet ya da masaüstü bilgisayarınızdan okuyabilirsiniz.