maltepe escort
alanya escort
maltepe escort alanya escort

istanbul escort

maltepe escort

alanya escort

REKLAM REKLAM

“Nadal yeniden 1 numara olabilir!”

kategorisinde, 23 Haz 2019 - 21:43 tarihinde yayınlandı
“Nadal yeniden 1 numara olabilir!”

Grand Slam’lerin başarılı yorumcusu ve aynı zamanda teknik direktörlük görevini de sürdüren Ali Göreç, Roland Garros’u dergimiz için enine boyuna değerlendirdi.

 

Kort Dergi adına sezonun ilk Grand Slam’i olan Avustralya Açık’ta da turnuvayı yorumlayan Ali Göreç, Roland Garros’u da tenis severler için özetledi. Dergimiz editörü Serdar Sözkesen’in sorularını içtenlikle yanıtlayan Göreç, Fransa’da Rafael Nadal’ı yenebilecek sadece iki oyuncunun olacağını iddia etti.

— Roland Garros’ta bir kez daha gördük ki, Rafael Nadal hiçbir şekilde oyundan düşmüyor. Bu zeminde çok ayrı bir seviyede ve %100 konsantrasyonla oynuyor. O artık 33 yaşında. Peki Rafa, hala burada yenilmez mi? Fransa’da slam kazanmaya devam eder mi?

Teniste genel kural olarak bir oyuncu, bir diğerini 10 defada 8 kez yenebiliyorsa (%80), ondan bir klas daha üstündür denebilir. Yani kötü bir gününüzde, sizden bir klas aşağıdaki bir oyuncunun iyi bir gününe denk  gelirseniz, 10 oyunda 2 kez yenilebilirsiniz. Onun içindir ki, dünyanın ilk beşindeki oyuncular bir sezon içinde, ilk 50-100 arasındaki oyunculara birkaç kere, hatta ilk 100’de olmayanlara bile birer kez yenilebiliyorlar. Toprak zeminde Nadal’ı incelediğinizde, turdaki rakipleri arasında onu %20’den daha yüksek oranla yenebilen yalnızca 2 oyuncu bulunuyor; Djokovic (%40) ve Thiem (%50). Bu sayılar gösteriyor ki, eğer Nadal sakatlık ve hastalık durumları yaşamaz ise, onu toprakta bu iki oyuncunun dışında gerçekçi olarak yenebilecek biri, bugün itibarı ile görünmüyor.

NADAL TEKRAR 1 NUMARA OLABİLİR!

— Nadal’ın yıllar geçtikçe oyun stilinde güncellemelere gittiğini biliyoruz. Özellikle servis vole anlamında rakipleri için büyük bir tehdit oldu. Kalan kariyerinde bu değişikliklerin, onu nereye getireceğini düşünüyorsunuz?

Nadal’ın son iki yıldır, turnuva haftaları dışındaki antrenmanlarının büyük çoğunluğunda servis-vole kombinasyonu çalıştığını biliyoruz. Bu antrenmanlar ancak bir yılın üzerinde bir süre sonunda, Nadal için maçta kullanılabilir olgunluğa geldi. Bu onu, toprak zeminden çok daha fazla, sert zeminlerde daha güçlü kılan bir oyun becerisi. Toprakta zaten neredeyse kimseye yenilmeyen bir Nadal; bu ek becerileriyle, turnuvaların çoğunluğunun sert zeminlerde oynandığı profesyonel turda rahatlıkla tekrar dünyanın 1 numarası olabilir.  Yeter ki, sakatlık ve hastalık yaşamasın.

— Roland Garros’ta 8 yıl sonra gözlerimizin pasını silen FEDAL eşleşmesinde Rafael Nadal karşısında Roger Federer’i nasıl buldunuz? İsviçreli oyuncu, elbette maçın favorisi değildi ama bir set dahi alamamasını neye bağlıyorsunuz?

Sadece tenis becerileri ile değil, insani özellikleri sebebiyle de hayranı olduğum Federer için ben bile, “toprak zeminde Nadal’dan bir klas daha düşük seviyede bir oyuncu” demekten kaçamıyorum. Çünkü bu zeminde Nadal’a karşı galibiyet oranı %20 bile değil (%14). Son maçları da bunu bir kez daha gözler önüne serdi..

— Rafael Nadal – Dominic Thiem finali, turnuva öncesinde beklediğiniz bir eşleşme miydi? Maç sizi tatmin etti mi?

Kağıt üzerinde Nadal’a finalde rakip olarak gelecek isim ya Djokovic ya da Thiem olacaktı. Onların birbirleriyle yapmış oldukları dramatik yarı final maçı sonrasında kazanan taraf Thiem oldu. Bu açıdan final eşleşmesi bir sürprizdi denemez. Nadal’ın iki gün dinlenmiş olması, Thiem’in ise final öncesindeki son 4 günde de maç oynamış olması, onun iyi bir performans göstermesine imkan tanımadı.

THIEM’İN YÜKSELİŞİ DEVAM EDECEK

— Turnuvanın en talihsiz oyuncularından biri oldu Dominic Thiem. Gerek Serena Williams geliyor diye basın toplantısının yarıda kesilmesi, gerekse de Novak Djokovic ile olan yarı final karşılaşmasında kötü hava şartları sebebiyle kendisinin onayı olmadan maçın ertelenmesi… Siz bu olayları nasıl değerlendirirsiniz?

Basın toplantısı konusuyla ilgi yorum yapabilecek kadar perde arkası bilgisine sahip değilim. Yarı final maçı ile ilgili olarak ise, Thiem’in teknik ekibinin kesinlikle gerekli insiyatifi alamamış oldukları inancındayım. O gün Djokovic’in rakibi mesela Federer olsaydı, o maç kesinlikle o gün oynanırdı. Bu açıdan bakınca, final maçında Thiem’in yorgun olmasında, kendi teknik ekibinin de olumsuz katkısı oldu diyebiliriz.

— Rafael Nadal sonrası toprak zeminde en güçlü isim olarak dikkat çeken Dominic Thiem’in özellikle BIG3 dominasyonunu sonlandırabilecek en büyük aday olduğu artık aşikar. Sizce Thiem, neleri iyi yaptı da, bu noktaya geldi? 

Ayak oyunu becerileri ve vuruş teknikleri açısından bakınca, 25 yaşındaki Thiem, çizgi dışı iyi bir oyuncu olduğunun sinyallerini 2-3 yıldır veriyor. Son dönemde stratejik ve zihinsel olgunluk süreçlerini de tamamlayınca, dünya 4 numarası oldu. Djokovic’in de, kendisinden ne kadar çekiniyor olduğunu, son Roland Garros turnuvasında gördük. Bunlar Thiem’in, şimdilik devre dışı kalmış olan Murray’nin yerini doldurmuş olduğunu gösteriyor. Toprak kortlarda büyümüş olduğu için, bu zeminde avantaj olan büyük çaplı geri vuruş hazırlık hareketlerine sahip. Yani raketi, hızlı sahalarda dezavantaj olacak kadar fazla geri açıyor. Fakat gerekli ayarlamaları yaparak dünya klasmanındaki yerini koruyup, bunu daha da geliştirebilecek olduğunu düşünüyorum.

BARTY’NİN ZAFERİ SÜRPRİZ SAYILABİLİR

— Kadınlar tarafında neredeyse her turnuvada farklı şampiyon görme durumu, Roland Garros’ta da değişmedi. Bu yıl çok güçlü bir duruş gösteren Ashleigh Barty, ilk slamini kazandı. Sonuç sürpriz mi sizce?

Kadınlarda erkeklere oranla daha fazla sürpriz yaşanması sıklıkla görülen bir olgu. Fakat bu yıl Roland Garros’ta yarı finale çıkması beklenen, Osaka (1), Pliskova (2) Halep (3) ve Bertens’ten (4) hiçbiri yarı final göremedi, hatta bunlar arasında çeyrek finali görebilen yalnızca Halep (3) vardı. Ash Barty’nin oyunu, tüm zeminler için uygun olan özelliklere sahip. Servis, return, geri oyunu ve file önü oyunlarının tamamına hakim bir oyuncu. Artık yeteri kadar tecrübe sahibi olduğu için bir slam kazanması beklenebilirdi, fakat bu ilk slam şampiyonluğunun toprak zeminde gelmiş olması sürpriz sayılabilir.

— WTA’de genç oyuncuların ayak sesleri her zamankinden fazla çıkıyor. Osaka, Barty, Vondrousova, Anisimova, Andreescu, Sabalenka ve Bencic… Gelecekte belki Serena ve benzeri dominasyon olmayacak ama rekabeti hep üst seviyede görecek olmamız sizce nasıl bir durum?

Yeni nesil oyuncuların, bir öncekilerle karşılaşarak bu başarılara ulaşıyor olmaları, tek kelime ile çok heyecan verici bir durum. Yani onlar, Serena Williams’ın tenisi bırakmasını beklemeden parlıyorlar ve bu durum tenis adına güzel bir yansıma.

— Turnuvada özellikle yarı finalde kadınların maçlarında tribünleri boş gördük. Fransızlar bu sene bu konuda sınıfta kalmış olabilir mi? Yoksa oynanan maçlardaki isimlere göre mi tribünlere geliyorlar?

İsimler, gerçekten tribünleri dolduran en önemli faktör diyebiliriz. Buna maalesef demek lazım, çünkü sıklıkla sportif anlamda flaş isimlerin dışındakiler de, çok üst düzey performans gösterebiliyor, çok zevkle izlenen maçlar sunuyorlar. Seyircilerin büyük çoğunluğu, bu yüksek performanslara şahit olmak yerine, anlatacakları bir hikaye olsun istiyorlar. İzledikleri star olunca, oyuncu kazansa da kaybetse de, anlatabilecekleri bir hikaye olmuş oluyor…

— Yenilenen Philippe Chatrier’in ruhunu beğendiniz mi? Sanki eski özel havası biraz azalmış gibi miydi?

Televizyondan kortun ruhunu tespit etmek pek kolay olmuyor, fakat ben bu yıl Fransız seyircisinin aşırı partizan ve hatta yer yer, yıkıcı davranışlarda bulunduğunu gözlemlediğime inanıyorum.

ŞAHİN GÖZÜ UYGULAMASINDA YENİ DÖNEM

— Birçok maçta topların içeride mi, yoksa dışarıda mı olduğu tartışıldı ve arada yanlış kararların da çıktığını gözlemledik. Sizce artık toprak zeminde şahin gözü (hawk eye) uygulaması gelmeli mi? Yoksa hala zemin, teknolojiye elverişli değil mi?

Bu turnuvada birkaç kez, kule hakemlerinin top izini çok yakından inceledikten sonra bile, şahin göz ile çelişen kararlar verdiklerini gördük. Bu, çıplak bir insan gözünün, tenisin ihtiyaçları için ne kadar yetersiz bir organ olduğunu gösteriyor. Herkes tarafından, mümkün olan en az hata payı taşıyan mekanizmadan öteye, tarafsız ve adilane karar verebilen bir mekanizmanın arzu edildiği inancındayım. Yani, belli bir hata yüzdesi olsa da, oyuncuların kim olduğundan bağımsız, karar mekanizması en kabul edilen olacaktır. Bu anlamda Next Gen turnuvasındaki çözüm, geleceğin çözümüdür diye düşünüyorum. En kötü çözüm ise, bu yıl Roland Garros’ta olduğu gibi, bir yandan hakemlerin kararlarını geçerli sayıp, bir yandan da şahin gözünün kararlarını ekrana yansıtmaktır ki, bu aynı zamanda, mümkün olan en iyi performansı göstermek için gayret gösteren kule ve çizgi hakemlerini de izleyicilerin gözünde küçük düşürüyor…

Tüm Yazıları
Avatar
full hd porno brazzers porno escort porno film
%d blogcu bunu beğendi: