maltepe escort
alanya escort

istanbul escort

maltepe escort

alanya escort

REKLAM REKLAM

Neden Bıraksın Ki?

, kategorisinde, 17 Ara 2018 - 14:42 tarihinde yayınlandı
Neden Bıraksın Ki?

Her sporcu kariyerinin sonuna yaklaştığı zaman, hele bir de performans olarak düşüşe geçtiğinde “Ne zaman emekli olacaksın?” soruları ile muhatap olur. Tenis sporunun değil, aynı zamanda spor tarihinin gelmiş geçmiş en önemli isimleri arasında yer alan Roger Federer için ise yolun sonuna daha var.

 

“37 yaşındayken dahi hala herkesle rekabet edebiliyorum ve bu yüzden çok mutluyum. 2018 benim için tarihi bir sezon oldu. Tekrar dünya 1 numarası oldum. Bu, kariyerimde en büyük anlardan biri oldu, çünkü tekrar oraya çıkabileceğimi düşünmemiştim. Fiziksel olarak da iyi bir yıl geçirdim, Slam kazandım. Tatilimi huzurlu geçireceğim.”

2000’li yılların başına kadar olan süreçte, tarihin en iyi erkek tenisçileri, yaşları 30’a geldiklerinde fizik ve mental olarak çöküntüye uğramış ve yüzde 80’inden fazlası da 32-33 yaşından önce tenis kariyerlerini sonlandırmak zorunda kalmıştı.

14 Slam’li Pete Sampras, 31 yaşında (dünya 17 numarası iken) Amerika Açık’ı kazandıktan sonra kortlardan emekli olmuştu. Slam rekorunun kırılmasının pek de mümkün olmayacağı ön görülüyordu. Sampras bugünleri görse eminim ki, 2-3 yıl daha tenis oynamaya devam ederdi. En azından şampiyonluk sayısını daha bir arttırabilirdi. Zira, döneminde en fazla rekabet halinde olduğu Andre Agassi, erken yaşta bırakan elit tenisçiler grubundan sıyrılarak 2006 yılına kadar oynamış ve 36 yaşında (ABD Açık sonrası) tenis kariyerini sonlandırmıştı. Hem de 35 yaşında Amerika Açık’ta Roger Federer ile final dahi oynamıştı.

SEVİYESİ HALA ÇOK İYİ

Bu spora estetik, zarafet, marka değeri, itibar ve çok daha fazlasını katan Federer’in bir gün tenisi bırakabileceğini düşünmek dahi, insanın içini acıtsa da, bu kaçınılmaz gerçeğe de alışmamız gerek. Kitleleri bu kadar etkileyen, duruşu ve korttaki hünerleri ile dünyanın hangi ülkesinde olursa olsun, en çok ilgi toplayan tenis oyuncusunun bir gün ‘bitti’ dediğinde milyonların gözyaşı dökeceği kesin.

Günümüz tenisinde sürdürülebilir başarı için öncelikli materyaller; fizik gücü, mental gücü ve sonrasında yetenek. Üçü de hâlâ onun genlerinde var ve kanımca en az 2 yıl daha oynamalı. Daha doğrusu emeklilik sorularını şimdilik pas geçmeli. Sonuçta genç, orta, yaşlı herkesi yenebilecek potansiyelde tenis oynuyor. Özellikle genç jenerasyon isimler karşısında yenilmesi son derece normal zaten. Bu, her yaşlanan oyuncunun başına gelen bir durum. Zira, zamanında kendisi de (aralarında 11 yaş var) Agassi’yi sıklıkla (8-3) yenmişti. Aynı şekilde 32’sine yaklaşan Djokovic’in de yenilmez seviyede oynadığı 2018’in ikinci yarısında kaybettiği 3 maçın tamamında Tsitsipas, Khachanov ve Zverev’in olduğunu hatırlatmakta fayda var. Federer için önemli olan; rakip kim olursa olsun, hala rekabet edebilir seviyede oynayıp oynayamadığıdır.

Federer, 2018’i 48-10 ile kapatırken, aldığı 4 yenilgiyi 21 yaşındaki raketlerden aldı. Kokkinakis’e Miami’de, Coric’e Halle ve Shanghai’da, Zverev’e ise ATP Dünya Turu Finalleri’nde kaybetti.  

İsviçrelinin özellikle sakatlık sonrası, son iki yılda turnuva seçmesi zaten mantıklı bir karardı ve başta Rafael Nadal olmak üzere, herkese de örnek oldu. Bırakma fikrinin olgunlaşması için, ailesinin ‘artık yeter’ demesi ya da misal yılda 50 maç yapıp 20’sini kaybetmesi ya da üst üste 5-6 turnuvada çeyrek final dahi görememesi halinde düşünülebilir. Federer, 2018’in ikinci yarısında kısmen düşüşe geçse de yıl boyunca katıldığı 13 turnuvanın 10’unda yarı final, 7’sinde ise final oynadı. Bu istatistik dahi bırakmaması için yeterli bir argüman…

BÜYÜK TEHDİT : NADAL & DJOKOVIC

Dünyanın en çok takip edilen iki spor dalı olan futbol ve basketbolun aksine tenis, bireysel bir spor ve kariyerinizin sonunda elinizde kalanların artısı, sizin daha iyi anılmanızı sağlıyor. Yani şampiyonluk sayıları bu noktada çok somut bir veri olarak ortaya çıkıyor. Halihazırda 20 Grand Slam kazanan, 310 hafta dünya 1 numarası koltuğunda oturan ve teklerde 99 şampiyonluğu bulunan Federer’den 5 ve 6 yaş küçük olan Nadal ve Djokovic’in onun ‘kırılamaz’ denilen birçok rekorunun da baş talibi oldukları kesin. Şüphesiz onun kariyerini neredeyse 40’lı yaşlara kadar çekmesinin altında yatan sebeplerden belki de en ağır basanı, arkasından gelen Nadal ve Djokovic’in rekorlarını geçme potansiyellerinin hâlâ yüksek oluşu.

Yaklaşık 20 yıldır ATP’de TOP100’ün değişmez ismi olan Federer, 2018 sonu itibariyle 1.006 hafta TOP100’de kalacak. Rekor ise 1.019 ile Andre Agassi’ye ait. İsviçreli efsane bu rekoru da tarihe gömmeye oldukça yakın.

Federer’in yine de formu kesinlikle kötü değil. 2017 yılı ile beraber 37 yaşından sonra yükselttiği çıta, gerçekten de inanılmaz boyutlara ulaştı ve herkesi neredeyse 10 sene öncesine götürdü. Geçmişinde birçok başarılar elde ettiği için onu, hep kupalar kaldırırken ya da finallerde görmek istiyoruz. Performans olarak zaman zaman kırılmalar yaşayınca da (çok normal) üzülüyoruz. Artık emeklilik planları yapması lazım diye düşünsek de, o her seferinde bizi yanıltıyor. Son 2 yılda, yani Federer’in 35 yaşından sonra (2017-2018) elde ettiklerine bakacak olursak; oynadığı 115 maçta 100 galibiyet alarak, toplamda da 11 kez şampiyon olduğunu görüyoruz. Nadal bu süre zarfında 112 galibiyet / 11 şampiyonluk ve Djokovic de 85 galibiyet / 6 şampiyonluk elde etti.

SERVİS SİLAHI

Oyun içerisindeki bazı rakamları incelersek; kariyeri boyunca çok da iyi olmayan servis ‘return’lerinin bu yıl bazında gittikçe kötü olduğunu ve maçlarını kaybetmesi noktasında önemli bir veri olduğu kesin. Yine de yaş / performans aralığında hâlâ çok iyi servis atıyor. 2018’de servis oyunlarından yüzde 91 puan çıkartan Federer’i, bu alanda tek geçebilen isim John Isner (yüzde 94). Listede yer alan diğer isimler ise Raonic (% 91), Kyrgios (% 90), Anderson (% 89), Del Potro (% 88), Djokovic, Cilic (% 87) ve Nadal (% 86).

2018 yılında oynadığı 58 karşılaşmada, maç başı attığı ‘ace’ sayısı 9.2! ‘Big serve’ olarak bilinen John Isner (21.7), Nick Kyrgios (18.8), Milos Raonic (16.8) ve Kevin Anderson (16.4) gibi raketleri ayrı tutarsak, Marin Cilic (9.5) ve Juan Martin del Potro (9.3) gibi raketlerle eş değer ortalamada ‘ace’ atıyor ve geleceğin önemli isimleri arasında yer alması beklenen 21 yaşındaki Alexander Zverev’den (7.1) ise daha iyi bir ortalamaya sahip. Djokovic 5.3, Nadal ise 2018’de maç başı 2.5 ace attı.

SON ADRES 2020 OLİMPİYATLARI OLABİLİR

2019 Laver Cup, Cenevre’de yapılacak ve kağıt üstünde Federer için en iyi emeklilik planı belki de bu turnuvadan başkasında düşünülemez; ama onun gizliden 2020 Olimpiyatları’na katılma hedefinin de olduğu yakınları tarafından zaman zaman dillendiriliyor.

Federer, kasım ayının başında Paris Yarı Finali’nde Djokovic gibi bir ‘makine’yi az daha yeniyordu. Yılın belki de en iyi maçlarından birini oynamışlardı ve üç saat süren maçın tadı damağımızda kalmıştı. Oyununda güncellemelere giderek, backhand’lerini geliştirmiş ve head-to-head olarak çok geride kaldığı Rafael Nadal’ı da son 3 yılda üst üste 5 kez yenmeyi başarmıştı. 2018’de ilk 17 maçını kazanmış, Indian Wells Finali ile serisi son bulmuştu. Tüm bu parametrelerden dolayı Ekselansları’nın en kötü ihtimalle 2020 Olimpiyatları’nı görmesi taraftarıyım.

16 kez katıldığı ATP Dünya Turu’nda 15 kez yarı finale kalarak, erişilmesi çok zor bir rekora imza attı.

Evet Roger, kendisine çok iyi bakıyor. İyi bir baba ve aile – spor dengesini belki de en iyi oturtan bir rol model aynı zamanda. Son iki yılda toprak sezonlarını pas geçerek, vücudunu yeteri kadar dinlendirme şansı bulan ve buna rağmen yine de yıl içinde en az 12-13 turnuva oynayıp minimum 50 maça çıkan birisinin, hele ki 37 yaşında dahi dünya 1 numarası koltuğuna oturup, bu kategoride de rekor kırması gerçekten de muazzamdı.

Roger, majör turnuvalarda şampiyonluk anlamında 2008’den bu yana Amerika Açık’ı, 2011’den bu yana ATP Finalleri’ni kazanamasa da; çoğunlukla turnuvaların son 4 aşamasında yer alarak, bu kupaları ne kadar istediğini gösterdi. 35 yaşından sonra 3 Grand Slam kazandı. 37 yaşında, “Bu gerçekten inanılmazdı” dediği, dünya 1 numarası koltuğuna oturdu. Vücudu pes edene kadar oynamaya devam edecek belli ki.

REKOR DENEMELERİ

Federer’in kalan kısa kariyerine sığdırmayı istediğini düşündüğüm, iki rekor denemesi olabilir. Biri en çok maç kazanma rekoru. Jimmy Connors’ın bu kategoride 1.256 galibiyeti bulunuyor. Federer ise an itibariyle 1.180. Aradaki 76 farkın 1.5 – 2 yılda kapanabilir olması, onun 2020 Olimpiyatları ya da 2020 Laver Cup için emeklilik planları yapmasına sebep olabilir. Diğer hedefinde yine Connors var. ABD’li raketin kariyerinde 109 tekler şampiyonluğu var. İsviçrelinin ise 99 zaferi var ve aradaki fark şimdilik 10!

Federer’in sezonun ilk çeyreğinde koruması gereken puan 3.110! Yani işi hiç de kolay değil ve bu defa toprak sezonuna katılması çok olası görünüyor.

Federer’in halihazırda web sitelerinden araştırıp da bulunabilecek onlarca rekoru var bu sporda. Yine de kimsenin yeri garanti değil. Tenis, artık eskiye nazaran fizik gücünün çok önemli olduğu bir spor dalı ve alttan gelen oyuncular, bir gün abilerini geçecektir. Bu adınız Federer olsa da değişmeyecektir. O yine de adını ve hünerlerini insanların kalbine kazıttı, yani en sağlam olanı yaptı. ATP Finalleri’nde John Isner, onu daha da üst mertebeye taşıdı: “Federer, erkekler tenisinin ta kendisi…”

Yıllar geçse de, rekorlar tarihe karışsa da, tenis deyince belki de ilk akla gelecek kişinin adı o olacak: ROGER FEDERER!

*: Bu yazı, Kort Dergi, 2018 Aralık sayısında yayımlanmıştır.

Tüm Yazıları
Serdar Sözkesen
%d blogcu bunu beğendi: