Reklam
Reklam

ÖZEL RÖPORTAJ: Craig Tiley

Tenisin zirve isimlerinden Avustralya Açık Turnuva Direktörü Craig Tiley, Kort Dergi'ye verdiği özel röportajda önemli konulara parmak bastı...

ÖZEL RÖPORTAJ: Craig Tiley
28 Mayıs 2020 - 15:27
RÖPORTAJ: SERDAR SÖZKESEN

Tennis Australia’nın CEO’su ve aynı zamanda Avustralya Açık Turnuva Direktörü Craig Tiley ile tenisin pandemi ile olan imtihanını, gelecek planlamalarını ve Türkiye ile Avustralya halkının ortak bağları üzerine konuştuk.

Tenis takvimindeki 4 büyük Grand Slam’in ilki olan Avustralya Açık’ın 2006’dan bu yana turnuva direktörlüğünü yapan Craig Tiley, dergimize birbirinden önemli açıklamalarda bulundu. Tenis camiasının en tepedeki yöneticilerinden Tiley, röportajın sonunda Türkiye ile Avustralya arasındaki ortak bağın altını çizdi…

- Covid-19 sebebiyle dünya önemli bir sınav veriyor. Tenis sporu da, şüphesiz bu süreçten fazlasıyla etkilendi. Tennis Australia’nın CEO’su olarak bu virüsle savaşmak için kuruluş içinde ne gibi önlemler aldınız?

Craig Tiley: Dünyadaki herkes için zor zamanlar ve en başından beri önceliğimiz ekibimizin, oyuncularımızın ve spora katılan herkesin güvenli ve sağlıklı olmasını sağlamak. Mart ayında uzaktan çalışmaya başladık ve ekibimizin tecrit halindeyken bağlantıda kalma ve üretken olma zorluklarına nasıl adapte olduğunu görmek ilham verici oldu. Avustralya'da çok şanslıyız. Karantina önlemlerine erken başladık. Bu süreçte eğrinin düzleştiğini ve bu durumun enfeksiyonun yayılmasını yavaşlattığını görmeye başladık.



YENİ KURALLARA ADAPTE OLDUK

Tenis açısından, sıkı hijyen ve sosyal mesafe protokolleri hakkında ulusal yönergeler geliştirdik. Ayrıca toplumu güvenli ve sağlıklı tutma önceliğiyle, tenise tekrar dönüşte tüm eyalet hükümetleri ve bölgeleri ile yakın bir şekilde çalışıyoruz.

Karantinayken ve çoğu okul kapalıyken ekibimiz, çocukları yaratıcı bir şekilde aktif tutmaya yardımcı olacak şekilde -aynı zamanda antrenörler, öğretmenler ve ebeveynler için-  tasarlanmış bir HomeCourtTennis programı geliştirdi.

Avustralya genelinde kısıtlamalar artık aşamalı bir şekilde kaldırılmaya başlandı. Her eyalette farklı düzenlemeler var. Çoğu insan için inanılmaz zor zamanlarda olsak da, şimdi normalleşme sürecinin nasıl olacağına dair bazı ipuçları var. Önümüzdeki haftalarda ve aylarda daha fazla tenis etkinliği ve katılımcıları görmek için sabırsızlanıyoruz.



BU SENE TENİSİN OYNANMASI ÇOK ZOR

- Bir röportajınızda 2020 için turnuva düzenlenmesini beklemenin çok zor olduğunu söylemiştiniz. Hâlâ aynı düşüncelere mi sahipsiniz?

C.T.: Tenis turnuvalarının düzenlenmesi ve sporcuların bu turnuvalara katılması muhtemelen diğer sporlardan daha fazla uluslararası seyahatlerin (uçuşlar vs.) normalleşmesine bağlı ve biz bu durumun normalleşme aşamalarındaki en son şeylerden biri olacağını kabul ediyoruz. Bu, tüm dünyadan yüzlerce oyuncu ve takımlarının toplanmasını gerektireceğinden, Grand Slam’leri sahnelemeyi çok zorlaştıracak ve bunların yıl sonuna kadar gerçekleşmesi çok zor.

- Covid-19 bittiğinde, tenis sporu ile ilgili olarak, yeni kuralların uygulanacağını düşünüyor musunuz? Örneğin, maçlarda oyuncuların el sıkışması, otellerdeki sosyal mesafe, basın toplantıları vb.

C.T.: Antrenmanlar için sıkı sosyal mesafe ve artan hijyen protokollerini zaten uygulamaya koyduk ve turnuva maçları için de benzer protokollerle yerel etkinlikleri nasıl yürütebileceğimiz üzerinde çalışıyoruz. Kesinlikle el sıkışması olmayacak, aynı topa farklı kişilerin dokunmasını engelliyor ve oyuncuların herhangi bir ekipman paylaşmadığından emin oluyoruz. Bunlardan bazıları kısa vadeli çözümler, ancak bazılarının uzun vadede uygulanması gerekebilir.

- Ülkenizdeki orman yangınları, Avustralya Açık sırasında sizin için zorlu zamanlar yarattı, ancak turnuvayı oldukça başarılı bir şekilde yönettiniz. Wimbledon iptal edildi ve diğer iki slam’in düzenlenmesi de muamma. Bu sene belki de düzenlenen tek Grand Slam olacaksınız. Bu nasıl bir duygu?

C.T.: Bizim için bir ulus olarak çok zorlu bir yaz olmasına rağmen, aynı zamanda büyük bir birlik zamanıydı. Herkes yıkıcı orman yangınlarından çok kötü etkilenenleri desteklemek için bir araya geldi. Herkesin nasıl bir araya geldiği ile gurur duyuyorum. Hem Avustralya'da hem de dünyadaki oyuncular ve tenis topluluğu para ve farkındalık yaratmak için birleşiyor.



DJOKOVIC BİZİM İÇİN HER ZAMAN ÖZEL

- Rafael Nadal'ın Fransa’da bir heykeli var. Aynı jesti Avustralya Açık’ta çıktığı 8 finalin tamamını kazanarak 'Melbourne Kralı' olan Novak Djokovic'e de yapmayı düşünüyor musunuz?

C.T.: Avustralya Açık'ın evi olan Melbourne Park'ta efsanelerimizi ve şampiyonlarımızı nasıl şereflendirdiğimiz konusunda gurur duyuyoruz. Sekiz kez Avustralya Açık şampiyonluğuna sahip Melbourne’lü tenis fanlarının favorisi Novak’ı, burada ağırlamaktan ve onu her zaman Melbourne Park'a davet etmekten en az diğer şampiyonlar kadar, hatta daha fazla zevk alırız. İster favori yerlerinden birine, Botanik Bahçeleri’ne özel bir ziyaret olsun, ister Melbourne tramvayı kullanmak gibi eğlenceli bir şeyler yapma fırsatı olsun, Novak'ın her zaman Melbourne'da özel bir şey yapmasını sağlıyoruz.

- ATP Cup'ın ilk yılında başarılı olduğunu söyleyebilir miyiz? Başka değişik projeleriniz var mı?

C.T.: ATP Kupası burada ilk yılında büyük bir başarıydı ve bunu daha da geliştirmeyi dört gözle bekliyoruz. Kadınlar için her zaman benzer bir etkinlik yapmayı planladık ve bunun ileride nasıl olabileceği konusunda WTA ile yakın çalışmayı istiyoruz.



AVUSTRALYA AÇIK, ‘FAN DOSTU’ BİR TURNUVA

- Avustralya Açık'ın diğer Grand Slam'lardan en büyük farkı nedir?

C.T.: Ana tablo için eleme turlarını oynayanlardan oyunun şampiyonlarına kadar tüm oyuncularımıza yaklaşımımızla gurur duyuyoruz. Oyuncular buradaki samimi ortamı ve tüm ekibimizin 'yapamayacağımız bir şey yoktur' tutumunu seviyorlar. Avustralya Açık ayrıca Grand Slam’ler içerisinde en fazla ‘fan dostu’ olan turnuvadır. Burada muazzam bir festival atmosferi var ve dünya standartlarındaki tenisin dışında da çok şey vadediyor. Müzik, yemek ve çocuklar bizim için önemli noktalar ve Avustralya Açık, Melbourne yazının bir parçası olarak 'yapılması gereken' önemli bir etkinlik haline geldi.

- Oyuncular hakkında biraz konuşalım. Favori erkek ve kadın oyuncularınız kimler?

C.T.: Avustralya Açık Turnuva Direktörü olarak ben pek çok çocuğun ebeveyni gibiyim, dolayısıyla favorilerim olamaz! Eski şampiyonlarımız Serena, Novak, Roger ve Rafa’yı tekrar aramızda görmek benim için her zaman bir ayrıcalık ve ben de genç oyuncuların burada gelişip iyi performans göstermesini izleyen gururlu bir baba gibiyim. Genç kadınların, yeni jenerasyonunun burada Melbourne'de başarılı olduğunu görmek harikaydı ve bu yıl yetenekli raket Sofia Kenin bizim yeni şampiyonumuz oldu.

- Gelecekte hangi Avustralyalı genç oyuncular dikkatimizi çekecektir?

C.T.: Şu anda sıralamamıza giren çok sayıda büyük yetenek var, bu da sporun her seviyesinde sağlıklı rekabet ve gelişim için harika bir durum. Junior seviyesinde, oyunun tüm yönlerinde en iyi olabilecek şekilde onları geliştirmek çok önemli. Eminim ki yükselen yıldızları göreceksiniz, tıpkı son birkaç yıldır Ash Barty ve Alex de Minaur’u gördüğümüz gibi…



DÜNYADA BİR ‘İLK’: GELİBOLU GENÇLİK KUPASI

- Tennis Australia, genç oyuncuların Gelibolu'daki şehit askerleri anma şansı elde ettikleri ve turnuvanın Avustralya ile Türkiye arasındaki ebedi dostluğu güçlendirdiği ‘Gelibolu Gençlik Kupası” adlı bir ITF junior tenis turnuvası kurdu. Bu kupanın çıkış hikâyesini anlatabilir misiniz?

C.T.: Gelibolu Gençlik Kupası 2008 yılında Tennis Australia ile Avustralya ve Türk İş Toplumu arasında ortak bir girişim olarak kuruldu. Gelibolu'da hayatını kaybeden her iki taraftan askerleri anmak için düzenlenen dünyanın tek uluslararası junior tenis turnuvasıdır.

Gelibolu Gençlik Kupası, junior turnuvaları takvimimizde önemli bir etkinliktir ve ANZAC geleneğini hatırlamak ve her iki ülkeden genç oyuncuları eğitmek ve bir araya getirmek için harika bir yoldur. Katılımcılar, Birinci Dünya Savaşı trajedisinin zengin tarihini ve Avustralya'nın Türkiye ile paylaştığı inanılmaz ilişkiyi öğreniyorlar. Bu programın devam eden başarısı ve sporun toplulukları nasıl birleştirebileceği ve eğitebileceği ile gurur duyuyoruz.

Kurucu Ümit Oraloğlu ve ortakları ProIT, RSL ve Viktorya Hükümeti'nin desteğiyle, son 10 yılda etkinlikte 30 farklı ülkeden 1100'den fazla oyuncunun yarıştığını gördük.

- Türkiye’de tenisi büyük bir seyirci kitlesi takip ediyor ve onlara bir mesajınız var mı?

C.T.: Türkiye ve Avustralya'nın çok benzersiz ve özel bir ilişkisi var, bu da Birinci Dünya Savaşı'nda savaş alanında şekilleniyor. Bu özel bağa değer veriyoruz. Ümit Oraloğlu ve Melbourne'daki Türk toplumu ile yakın işbirliği içinde çalışabildiğimiz için çok mutluyum. Her iki ülkenin tenis topluluklarını bir araya getirmede büyük bir rol oynuyor. Bu çok özel bağa değer veriyoruz ve bizimle bağlantı kurmaya devam etmelerini umuyoruz. Tenis desteğiniz için teşekkür ederiz.

Oynamaya devam edin, aktif olun ve yaşam için bu harika sporun tadını çıkarın!