Reklamı Geç
Reklam
Reklam

Pandemideki ATP-WTA Farklılıkları

Geçtiğimiz sezonun son çeyreğinde WTA İstanbul ve ATP Sofia turnuvalarının organize edilmesinde önemli payı bulunan dergimiz yazarlarından Milena Zubkova, pandemideki ATP-WTA farklılıklarını masaya yatırdı ve Sofia Open'ı mercek altına aldı.

Pandemideki ATP-WTA Farklılıkları
12 Ocak 2021 - 13:05

TURNUVANIN ARDINDAN

ATP SEZON KAPANIŞI: SOFIA OPEN


Sezonun son çeyreğinde hem İstanbul’da hem de Sofya’daki turnuvalarda yer aldım. ATP ile WTA’in Covid-19’a nasıl baktıklarını tüm detaylarıyla gözlemledim.

Bilindiği gibi sezonun yarısı Covid-19 nedeniyle boş geçti. Ağustos itibari ile de yeni sıkı önlemlerle turnuvalar başladı. Bu sadece oyuncuların iş başına dönüşleri olmadı, ayrıca organizatörlerin ve turnuvada görev alan tüm personelin de işbaşı yapmış olmaları anlamına geldi.

Eylül ayında görev aldığım TEB BNP Paribas Tennis Championship İstanbul WTA Turnuvası'ndan sonra kasım ayında da Sofia Open (ATP 250) organizasyonuna dahil oldum. Turnuvanın yönetimine ek olarak bu sefer de, Covid-19 dönemi organizasyonların en önemli prosedürü olan PCR test sürecinin bizzat yapılması haricindeki, A'dan Z'ye olan bütün detaylarını organize ettim ve yönettim.

Oyuncular ve ekipleriyle birebir yakın temasta kalarak kendilerinin turnuvayı en sağlıklı ve güvenli şekilde tamamlamalara destek oldum. Oyuncuların önceki turnuvalardan bu sürece adapte olmuş olmaları ve anlayışla karşılaşmaları organizatör olarak işimizi çok kolaylaştırıyor. Fakat oyuncular dışında henüz böyle bir sürece tanık olmamış turnuvanın tüm personelini de ATP kuralları ile tanıştırmak, eğitmek ve yönetmek sorumluluklarımın en önemlisiydi.



ATP İLE WTA ARASINDAKİ FARKLILIKLAR

ATP ile WTA arasında çeşitli Covid-19 önlem farklılıkları gözlemledim… WTA, top toplayıcıların reşit olmasını isterken, ATP herhangi bir kural değişikliğine gitmedi. WTA oyuncuları yanlarında sadece bir misafir getirebilirken, ATP oyuncularının iki misafir hakkı oldu. Hatta çeyrek finalden sonra üçüncü misafirlerini getirebildiler. WTA, oyuncuların bir arada durmalarını engellemek için dinlenme alanı oluşturulmasına karşı olurken; ATP turnuvasında otelde böyle bir alan oluşturduk.

WTA saha içindeki hakem ve top toplayıcı sayılarını azaltırken, ATP ise turnuva başında azaltarak ilerleyen turlarda sayıyı çoğalttı. Kort içindeki hakemlerin sayılarının azalması ve hatta bazı turnuvalarda elektronik çizgi çağrısı denilen sistemin kullanılması, ne yazık ki çizgi hakemlerinin ileride meslek değişikliği yapmaları ihtiyacını doğurabilir. Fakat tüm farklılıklara rağmen hem WTA’in hem de ATP’nin turun devam etmesi için verdikleri mücadelenin ve çabalarının hakkını vermek gerekir.



SOFYA’DA ÖNEMLİ İSİMLER VARDI
Sofya’nın açıklanan ilk katılım listesi birçok ATP 250 seviyesi turnuvasını kıskandıracak bir kalitedeydi. Sofya’yı takiben Londra’da gerçekleşen, sene sonu en iyi ilk 8 oyuncunun katıldığı ATP Finalleri’ne giriş hakkı kazanmayı bekleyen Andrey Rublev ve Diego Schwartzman da listede yer alıyordu.

Yaşadığı uzun süreli sakatlıktan dönüş yapmaya çalışan Kei Nishikori, Covid-19’a yakalanan ve Sofya’ya kadar iyileşemeyen Fabio Fognini, genç Rus yeteneklerden Karen Khacnahov, sezonu iyi geçiren Milos Raonic, tecrübeli isim Kevin Anderson, tehlikeli genç oyuncu Borna Coric, turnuvaların aranan ismi Gael Monfils ve eski Sofya şampiyonlarından Roberto Bautista Agut da turnuvaya katılım yapmıştı. Bazı oyuncular ATP Finalleri’ne girme hakkı kazandığından bazıları da sezonu bitirme kararı alıp, pandemiden dolayı oyunculara “non medical withdrawal” denilen, medikal olmayan bir neden ile turnuvadan çekilme haklarını kullanarak listeden isimlerini sildirdi.

Avustralya turnuva serisini oynayacak olan tenisçiler, 2 hafta öncesinden gidip, karantinada kalarak aynı zamanda antrenman yapabilmeleri için yaratılan özel kamplarda 2 hafta geçirecekler. Bu da oyuncuların normale göre seyahatlerinin daha erken gerçekleşeceği anlamına geliyor. Bu nedenle de bazı oyuncular Avustralya seyahatleri öncesi evlerinde aileleriyle zaman geçirmek için Sofya’dan çekildiler.

ÇİFTLER FİNALİ OYNANAMADI

Turnuvada yaşanan üzücü bir geri çekilme de çiftler finallerinde oldu. Sofya’da finale kalarak ATP Finalleri’nde mücadele etme hakkı kazanan Roger-Vasselin ve Melzer takımı, yarı final maçlarından sonra “omuz sakatlığı sebebiyle turnuvadan çekilerek Londra’ya seyahat ettiler, böylelikle Jamie Murray ve Neal Skupski ikilisi şampiyonluk kupasını kaldırmış oldu. Roger-Vasselin ve Melzer, Sofya’da final maçlarını oynamaları gerektiği saatte Londra’da antrenman yaptıklarını gördük.



Turnuvanın seyircili oynanabilmesi için, sponsorların da memnuniyetini sağlamak için, turnuva olarak bir sürü izinler alındığı, Bulgaristan gibi vaka sayısı yüksek olan bir ülkede Spor Bakanlığı’na çeşitli taahhütlerin verildiği yerde oyuncuların bu şekilde davranması bizi derinden yaraladı. Turnuvanın son günü iki final maçından birinin iptal edilmiş olması organizatörün karşılaşabileceği en kötü senaryolardan bir tanesi. Hızlı aksiyon alarak derhal Bulgar tenisçileri ve komedyenlerinden oluşan bir çiftler gösteri maçı organize ettik.

Sonuç olarak Sofya fikstürüne baktığımızda; Denis Shapovalov, Felix Auger-Aliassime, Alex de Minaur, Jannik Sinner, Jonas Forejtek, Marc-Andrea Husler gibi hırslı, yetenekli ve genç oyuncuların yanı sıra, Marin Cilic, Vasek Pospisil, Richard Gasquet, Nikoloz Basilashvili, Victor Troicki gibi tecrübeli isimler yer aldı.

SINNER İLK KUPASINI KUCAKLADI

Kariyerlerindeki ilk ATP şampiyonluğu için Kanadalı Vasek Pospisil ve 19 yaşındaki İtalyan raket Jannik Sinner korta çıktı. Çekişmeli ve çok kaliteli, her turnuvanın istediği tarzda 3 setlik bir final maçı sonucunda, hayatı boyunca unutamayacağı ilk kupasını Jannik Sinner kaldırdı. Bu şampiyonluk hem oyuncu hem de turnuva için çok değerli oldu. Sinner'in olgun ve iyimser karakteri, mental olarak güçlü ve teknik olarak ideal olması, her daim yanında olan profesyonel ekibi ile çok yakın zamanda daha büyük kupalar kaldıracağından şüphem yok.



Bazen seri başı oyuncuların veya turnuvaya özel anlaşma ile getirilen oyuncuların turnuvaya erken veda edişlerine şahit oluyoruz. Sofya’da da Cilic’in, favori olan Shapovalov’un, iki nolu seri başı Auger-Aliassime’in ilk turda veda ettiklerini gördük. Bazen anlam veremediğimiz mağlubiyetlerinin arkasında oyuncunun korta adapte olamama nedeni olabiliyor, Sofya’daki rakım faktörü gibi. Turnuvaların gerçekleştirilen şehirlerin çoğunun rakım seviyesi maksimum 50 metre olurken, Sofya’nınki 550 metredir.

SANAL TOPLANTILAR SES GETİRDİ

Turnuvaların dünya çapında duyulması ve etkileşime girmesini sağlayan en önemli alanlardan biri medyadır. Pandemiden dolayı turnuva alanında bulunan kişilerin sayıları bütün turnuvalarda kısıtlandı. Zoom üzerinden, çeşitli ülkelerden basın mensuplarının canlı bağlanabileceği ve sorular sorabildiği sanal basın toplantıları yapıldı. Sanal şekilde gerçekleştirilen basın toplantılarının aslında daha verimli ve daha aktif geçtiğini gözlemledik. Turnuvada akredite olmayan basın mensupları bile, sanal şekilde akredite olarak turnuvanın bir parçası olabildi. Bu prosedürün pandemiden sonra da devam edeceğine inanıyorum.

*: Bu makale ilk olarak, Kort Dergi'nin 31'inci sayısında yayımlanmıştır. Kort Dergi'yi Turkcell Dergilik ve Türk Telekom e-dergi uygulamaları üzerinden de indirebilirsiniz.