Reklam
Reklam

SENYÖR DÜNYA ŞAMPİYONASI'NIN ARDINDAN...

Hırvatistan’da Senyör Dünya Şampiyonası’nda bir kez daha umduğumuzu bulamadık. Bizlerden seviye olarak çok üstün rakiplerle mücadele etmemiz için köklü değişikliklerin yapılması şart!

SENYÖR DÜNYA ŞAMPİYONASI'NIN ARDINDAN...
10 Eylül 2021 - 09:24

1992 yılından beri (2020 Covid-19 dönemi hariç) hiç kaçırmadan katıldığımız Senyör Dünya Takımlar Şampiyonası bu yıl Hırvatistan / Umag’da yapıldı. Senyör Milli Takımlar olarak 4’er kişilik 6 grup (50+, 55+ ve 60+) halinde katıldığımız bu turnuvada da maalesef yine sportif bir başarı elde edemedik.

EROL DEMİR

Tenis tecrübeleri bizlerden 30-40 yıl ileride olan rakiplerimizle mücadele edebilmek zaten çok zordu. Fakat Türkiye olarak bu turnuvalarda bulunmuş olabilmek bile çok hoş bir duygu bizler için. Gerçekçi bir bakış açısıyla bu turnuvalara bu dönemde sportif bir başarı amacı ile gitmememiz gerekliliğine inananlardanım.

Bulabildiğimiz her fırsatı değerlendirerek tenis sporunun kamuoyunda konuşulmasına çaba sarfetmemiz tenis sporuna yapabileceğimiz en büyük katkıdır. Türk kamuoyuna ancak medyayı kullanarak çıkabiliriz. Ama ortada sportif bir başarı yokken medyada görünür olabilmek büyük bir sorundur.

İzmir Valisi Yavuz Selim Köşker ile

KAMUOYU İÇİN ÇABA GÖSTERDİM

Kendimce bu durumu faklı bakış açısı ile yenmeye çalışıyorum. İzmir’de yaşadığım için şehrimizin 1 numaralı protokol şahsiyeti olan İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger’e Dünya Şampiyonası'na gitmeden önce bir nezaket ziyareti gerçekleştirdim. Çok doğal olarak bu haber sosyal medyada ve gazetelerde haber oldu. İşte burada ben hedefime biraz daha yaklaşmış oldum ve tenis sporunu kamuoyunun önüne bir şekilde çıkarttım.

Senyör Milli Takımı'nın Hırvatistan / Umag’a Dünya Şampiyonası'na gidiyor olduğunu duyurdum. Onbinler hatta yüzbinler bu konu hakkında bilgilenmiş oldu. Yine aynı nezaket ziyaretini İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer için de planlamıştım, ama Tunç Bey senelik izinde olduğu için bu programımı gerçekleştiremedim.




DEVLET POLİTİKASI SORUNU

Çok açık konuşmak gerekirse devlet politikası olarak tenis sporuna gerektiği kadar değer verilmediğini söyleyebilirim. Bu da Türk Tenis Federasyonu’nun tenise olabilecek katkılarını olumsuz yönde etkilemektedir. Kamuoyunda ne kadar çok tenis sporundan bahsedilirse bunun sonucu olarak devlet politikasına ciddi bir etki yapmış olabiliriz.

Kamuoyunda tenis sporundan bahsedilmek ancak ve ancak medyayı kullanarak sağlanabilir. Medyayı kullanabilmek, protokolü kullanabilmek ile doğrudan bağlantılıdır. Bu yüzden ben tenisin her faaliyetini protokol ile bağdaştırmaya çalışmanın çok doğru bir yol olduğuna inanıyorum. Fakat önümüze çıkacak her fırsatı medyada görünürlüğümüzü arttırmak adına kullanmalıyız.

Dünya Şampiyonası, 30 Ağustos Zafer Bayramı’na denk geldiği için mini bir program yaptım. Umag’da Türk Milli Takımı olarak Zafer Bayramımızı, 10. Yıl marşını hep bir ağızdan söyleyerek kutladık. Bunun görsellerini de Türk Medyası ile paylaştım ve yine tenis sporu bir vesile ile kamuoyumuzun önüne geldi.

Her zaman ve her yerde tekrarladığım felsefemi burada da dile getirmek isterim. Senyör tenisi Türk performans tenisinin ‘Anaç tavuğu’dur. Çağla Büyükakçay, İpek Soylu, Cem İlkel ve daha birçok performans tenisçisinin çıkış kaynağı, ailelerinin senyör tenisçi olmalarıdır. Çok eskilerden ballboy’luk sistemi vardı, bu sistem de Türk performans tenisine çok büyük tenisçiler kazandırmıştı. Fakat günümüzde artık bu sistem yok.



TTF’DEN DESTEK BEKLİYORUZ

Senyör tenisine önem verilmesinin gerekliliğini de bu felsefem ile savunmaktayım. Bu yıl Dünya Şampiyonası'na gittik, Türkiye Tenis Federasyonu bizlere sadece bir takım eşofman ve 2 tane t-shirt verebildi. Ne yol ne konaklama, ne de vize işleri konusunda bizlere hiçbir maddi destek sağlamadı. TTF bu konuda kendisini sorumlu da hissetmiyor; zira Türk senyör tenisinin çıkış tarihi 1990 yıllarından sonradır. Spor kanunu ise 1986 yılında yapılmıştı, yani senyör tenisi doğmadan önce. Eğer Federasyon başkanı ister ise TTF yönetimine sene başında bir teklif götürerek bu maddi yardım konusunu gündemlerine alabilir. Yani insaflarına kalmış bir hazin durum...

Dünya şampiyonalarında Türkiye’nin her kategorideki en güçlü tenisçilerinin olmasına gayret edilmelidir. Burda da bizi kötü bir sonuç karşılamakta, çünkü en güçlü tenisçilerin çoğu yaşamlarını tenis hocalığı yaparak geçirmektedir. Bu Dünya şampiyonalarına hem ceplerinden para harcayarak hem de derslerinde geri kalacakları için gitmek istememeleri çok doğaldır. Kaldı ki Çağlalar, İpekler, Cemler ve diğerleri senyör yaşına ulaştıklarında Dünya şampiyonalarına Türk senyör tenisçi olarak gitmek isteyecekler midir? Bu da büyük bir soru işareti olarak karşımıza çıkıyor.


Günün Başlıkları