Şimdi artık tam'ız!

Şimdi artık tam'ız!

Şimdi artık tam'ız!
18 Şubat 2020 - 00:07 - Güncelleme: 15 Nisan 2020 - 12:31

7.5 yıl aradan sonra üçüncü kez kortlara geri dönen Kim Clijsters, ilk maçındaki seviyesi ile, sezonun kalanında hayranlarına ümit verdi.


 

Diz sakatlığı sebebiyle Avustralya Açık yerine Dubai’de görücüye çıkan Kim Clijsters, ilk turda karşılaşacağı Garbine Muguruza maçından önce basın toplantısında şunları söylüyordu: “Elbette beklentilerim var. Sonuç ya da sıralama ile ilgili bir hedefim yok. Kendimi, seviyemi görmek için buradayım. Nasıl oynayacağımı görmek istiyorum. Antrenmanlarda iyi gibiydim. Maçlarda bunu yapıp yapamayacağımı göreceğiz. Bunu yapmak eminim zamanımı alacaktır.”


En başta 3 çocuk annesi 36 yaşında birisinin, kariyeri her ne şekilde olursa olsun, 7.5 yıllık aranın ardından kortlara geri dönme kararı alması dahi büyük takdir edilecek bir durum. Şimdi gelelim asıl meseleye, yani nasıl geri döndüğü ile ilgili birkaç kelam etme zamanı…

GÜÇLÜ DÖNDÜ

En son söyleyeceklerimi baştan yazayım… Belli ki tenise verdiği uzun ara, onun yeteneklerini törpülememişti. Kazanma duygusunu, taraftarların sesini, en önemlisi de rekabeti özlemişti. Heyecanı da belli oluyordu, jest ve mimiklerinden. 7.5 yıllık aradan sonra onu böyle görmek, eminim ki bizler kadar onun için de ‘keşke’ diyebildiği anlara vesile oldu. Belki de böyle olması gerekiyordu. Sonuçta onu yeniden izleyebiliyorduk, ki en önemlisi de aslında buydu.




Boş verin neden bıraktığını, neden daha önce dönmediğini…  Lütfen, bu yaşta dönmesini de sorgulamayın, eyyy muhalif kesim! Siz de, biz de onu tekrar izlediğimiz için çok şanslıyız, sadece bunu bilelim yeter. Clijsters gibi bir hanımefendi, winner karakterli, kortta kazansa da kaybetse de tüm seyircilere hissettirdiği saygı ve bu oyuna olan tutkusu ile parmakla gösterilecek bir zarafette olduğunu da unutmayalım.



Kendi adıma ‘sağlam’ geri döneceğini az çok bekliyordum, ki etrafımdaki çoğu kişi bunun, çok zor olacağını iddia etmişti. Kazanma ruhu, kariyer rakamlarında gizli olan, 4 kez Grand Slam kupası olan birinin, geri dönme kararını; kendisini ispat etmek için değil, tutkusunun ve rekabet duyusunun yüksek sesine artık cevap vermek zorunda hissettiği için aldığını düşünüyorum şahsen.

Biliyorum çok uzun bir cümle kurdum, ama anladığınızı düşünüyorum. Kim Clijsters yeteneğine ihanet etmeyen nadir oyunculardan biri. Varlığı ile WTA’e büyük bir renk getireceği daha ilk maçtan belli oldu. Yazının ilk cümlesinde altını çizdiğim özel nedenlerinden dolayı kortlara geri dönme cesareti bu kadar yüksek olan bir oyuncunun, bizleri ne kadar büyük bir maceraya sürüklediğini, ilerleyen maçlarda net bir şekilde göreceğimizi düşünüyorum.

CLIJSTERS - MUGURUZA

2012 ABD Açık’ta son turnuvasını oynayan Kim Clijsters, ikinci turda Laura Robson’a ii tie-break ile elenirken, aynı turnuvada 18’lik Garbine Muguruza ise ilk turda Sara Errani karşısında ilk turda süpürülmüştü. Eminim İspanyol oyuncunun, böylesine efsane olmuş, 41 tekler zaferi bulunan bir oyuncu ile her ne kadar maç oynama alışkanlığı az olsa da, oynamaktan çekindiğini düşünüyorum. Yani işin Türkçesi, üzerinde bir baskı vardı. Kaldı ki, seyirci de Belçikalının yanındaydı.
Eski dünya 1 numarası Kim Clijsters 2005, 2009 ve 2010’da ABD Açık’ı, 2011 yılında ise Avustralya Açık’ı kazandı.
İlk sette maça ısınmaya çalışan Clijsters, tam ısınacak derken, 32 dakikada 6-2 ile kaybetti. Sürpriz bir skor muydu? Tabii ki hayır! 2 Grand Slam sahibi Muguruza turun en formda oyuncularından biriydi ve her şeyden önemlisi Avustralya Açık’ta final oynamıştı. Yani Clijsters için geri dönüş maçı, fazlasıyla çetin cevizdi.



İlk sette dikkatimi çeken bir ayrıntıyı da ekleyeyim. Clijsters’ın tura geri dönme cesaretine övgüler dizen ben, onun oyun içindeki cesaretine hayran kaldım bir kez daha. İlk set Mugu 1-0 önde ve kendi servisinde de 40-15 önde. İspanyol ikinci servisine kaldı ve Clijsters başladı bombardımana. Önce çizgiye güçlü bir return, ardından diğer çizgiye keskin ve hızı iyi ayarlanmış bir forehand vurdu. İyi bir savunmacı olduğu bilinen Muguruza sağ tarafına gelen bu topa güç bela yetişti ve o da rakibinin sağına, yani çapraz bir forehand ile orta şiddete bir cevap verdi. Mugu kortun diğer tarafını açık bırakmıştı, ama turdaki oyuncuların en az %90’ı burada Mugu’nun topa vurduğu yere, yani üzerine doğru iade yapar, risk almazdı. Peki Clijsters ne yaptı? Bir şampiyon gibi, elit bir oyuncu gibi yaptı ve boş korta paralel bir forehand çıkardı. O riski almanın, bir yerde puanı da beraberinde getireceğini bilmenin özgüveniyle işi bitirdi.



İKİNCİ SETTE RESİTAL BAŞLADI

İkinci set, ilk sete benzer bir senaryo bekleyenler için düşüncelerini doğrular şekilde başladı. İlk 3 oyunda 2 kez servis kıran hırçın İspanyol (Nadal’a selam olsun) bir de servis oyununda 4-0’ı yakalar ve maçı bir yerde bitirir diye bekler olduk. ‘Bir şampiyonun yüreğini asla hafife almayın! cümlesi bir anda zühur etti ve Clijsters adeta küllerinden doğdu.



Tur ortalamasının üzerinde vurduğu güçlü forehand’leri ve her şeyden öte muhteşem oyun zekâsı ile kurguladığı puanlarla rakibinin başını döndüren Clijsters, bir anda şaha kalktı ve 20 dakikalık resitalle 3-0 geriden gelip, 5-4 öne geçti. Burada bir parantez açmakta fayda var. Skor 4-4 ve Clijsters servisini kırdırma tehdidinde. Avantaj Muguruza’da anlayacağınız. Baskı büyük, kaybedilecek puanla, bir yerde maç da bitecekti.

Kortta fizik anlamında oldukça ‘fit’ duran Mugu, ilk başlarda çizgilere koşturduğu Clijsters’ı yormaya çalıştı, ama Belçikalı bunu yer mi? Yemedi tabii ki. Rakibinin ona yaptığının aynısını, kendisine yaptı. Çizgilere oldukça sert vurduğu ‘bazuka forehand’ler sonrasında file önüne geldi ve işi bitirdi. Bu 13 şutluk ralli, ona tie-break yolunu açtı.

Fakat veteran oyuncu, yıllardır maç yapmamış olmanın verdiği negatif durumu tie-break’te yaşadı. İlk 2 puanı alsa da sonra bocaladı. Karşısında kendisinden 10 yaş küçük, dinamizmi ile zaten formda olan Mugu, düğmeye bastı ve kritik yerde aldığı puanlarla maçı tekrar lehine çevirerek kazanmayı bildi.

ALKIŞLAR CLIJSTERS’A

Maçın gidişatını değiştiren önemli istatistik ise Clijsters’ın sadece 3 ‘ace’ atarak, 10 çift hata ile maçı tamamlaması oldu. Aynı kategoride Muguruza ise 8 ‘ace’ attı ve 3 çift hata yaptı. 26 yaşındaki İspanyol oyuncu bu maçla beraber 2020’de çıktığı 14 maçın 12’sini kazanmış oldu.



Her şeye rağmen 97 dakika kortta kalabilmek, Clijsters’ın dahi beklemediği bir sonuç olabilir, ama bu onun ikinci kez doğuşunu bize gösterdi. İkinci setteki oyunu, yıllar geçse de kaybetmediği zarafeti ve naifliği ile tura büyük heyecan ve farklılık getireceği kesin.

Turdaki diğer oyunculardan keskin bir çizgi ile ayrılan en büyük özelliği, birçok silahının olması. Kendisini galibiyete götürecek donanımları fazla, mental hafızası da hâlâ yerinde. Dubai’de şampiyon kim olacak? Kimler olabilir? Maalesef kimsenin umrunda değil. O’nun geri dönüşü, turnuvanın da önüne geçti.



İSTANBUL CUP UMUDU

Kortta eski günlerinden esintiler sunan, geçmişteki gibi her topa cevap verebilecek esneklikteki savunması ile bizlere mini bir nostalji rüzgarı estirdi. En büyük sıkıntısı, şimdilik kiloları görünüyor. Çok değil, 3-4 kilo versin; en kötü ihtimalle koleksiyonuna birkaç tane Premier ve International turnuva eklemesi olası. Grand Slam? Şimdilik bunu konuşmayalım…

Biri ‘İstanbul Cup’ mı dedi? Yok canım, gelmez sanırım. Bizi boş hayallerle umutlandırmayın! Olursa herkese benden yemek :)

Bu arada, maç sonunda Muguruza’nın seyirciye selam verirken, raketi ile Clijsters’ı işaret ederek seyirciden alkışlamasını istemesi gayet güzel bir jest olarak kayıtlara geçti.

Son söz: İyi ki döndün Clijsters, sensiz WTA’in bir kanadı hep eksikti. Sen geldin, artık tam’ız…