Reklam
Reklam

Tenis fiziksel - zihinsel sınırları zorluyor!

Tenis fiziksel - zihinsel sınırları zorluyor!

Tenis fiziksel - zihinsel sınırları zorluyor!
03 Şubat 2020 - 16:43 - Güncelleme: 04 Şubat 2020 - 20:17

Modern tenisin ayrılmaz parçalarından birisi de performans idmanları. Bu konuda 15 yıllık tecrübeye sahip performans antrenörü Hazım Çolak, hem tenisteki kuvvet idmanlarının önemini, hem de Pemra Özgen ile dört yıldır süren işbirliğini anlattı.


 

RÖPORTAJ: SERDAR SÖZKESEN

Hazım Çolak, 1986 İstanbul doğumlu. Üniversitede antrenörlük eğitimi bölümü ve fitness-performans uzmanlık alanını tamamladı. Yaklaşık 15 yıldır fitness ve performans koçluğu yapıyor.

Bugün performans koçluğu profesyonel sporun ayrılmaz parçalarından birine dönüşmüş durumda. Performans koçunun görevi tam olarak nedir?

Performans koçluğunun asıl hedefi performans sporcularının fiziksel performansını geliştirmek ve korumaktır. Bunun yanı sıra, oluşabilecek sakatlıkları önleme, müsabaka öncesi-sonrası hazırlık, toparlanma-yenilenme gibi unsurlarda sporcuya destek sağlar. Sporu tüm yönleriyle ele alıp, sporcunun her anlamda yukarı çıkabilmesine, her durumda doğru kararı vermesine katkı sağlamaya ve sportif yaşamını en iyi şekilde geçirebilmesine yardımcı olmaya çalışır.

Tenis, 2010’lu yıllarla beraber oyuncuların fiziksel anlamda büyük gelişme kaydettiği bir spor dalı oldu. Tenisçilerin fiziksel seviyelerini yukarıda tutması kolay değil herhalde?

Her branşın farklı problemleri, zorlulukları var. Tenis bu anlamda en zorlularından biri diye düşünüyorum. Hatanın telafisinin son derece az olduğu bir ortamda tek başınasınız ve üst üste 3-5 gün, 2.5 saat, 40 derece sıcaklıkta kortta kalabiliyorsunuz. Bu, bir sporcu için fiziksel-zihinsel sınırları zorlayan, ciddi bir irade gerektirir. Her sporcu bunu destekleyecek bir performans idmanı planlaması yapmalıdır.

TENİS, HATALAR OYUNU

Peki bu kadar zor şartlarda yüksek performansı sürdürebilmek için bir tenisçinin hangi özelliklerini geliştirmesi gerekir?

Bir tenisçi için öncelikle sezgi ve algılarının açık olması gerekir. Bu unsurun devamı olarak saha içi power (güç) çıktısının iyi olması çok önemli. Güç, sinir sisteminin en kısa sürede maksimum kası harekete geçirmesini sağlar. Bu da oyuncu için kort içinde erken pozisyon alma, topa daha sert vurma gibi özellikler demektir. Kuvvetli olması gerekir. Sporcu için oyun içinde ‘daha az’ kas-eklem-bağ doku hasarı yaşaması anlamına gelir. Bu da yıpranmadan daha fazla maç oynayabilmesini sağlar ve sakatlık riskini de azaltır. Ayrıca kardiyorespiratuvar sisteminin gelişmiş olması gerekir. Bu oyuncu için müsabaka içinde ve sonrasında daha hızlı toparlanma sağlar. Organizma için daha düşük bir seviyede müsabaka geçirmesini sağlar ve daha az hata yapması konusunda katkı sağlar.



Performans antrenmanıyla ilgili bu gelişmelerle beraber teniste teknik ve zeka ikinci plana düşüyor mu?

Her şeye rağmen tenis hâlâ bir hatalar oyunu olma özelliğini koruyor. Kısacası bu spor daha az hata yapanın kazandığı bir oyun. Fiziksel oyun, oyuncu için tek bir opsiyon anlamına gelir ve rakipler buna önlem alabilir. Bunun yerine sayı almaya, maçı kazanmaya yetecek kadar bir fiziksel performans sergilemek yeterlidir. Çünkü ertesi gün başka maç, ertesi hafta başka bir turnuva oynuyorsunuz. Oyuncu için öncelikli ve gerekli olan daha fazla teknik, taktik, oyun opsiyonuna sahip olmaktır. Bu şekilde oyun gelişiminiz uzun süre devam eder. Daha uzun süre tenis oynayabilirsiniz.

ERKEKLERLE KADINLAR ARASINDAKİ FARKLAR

Anladığım kadarıyla oyunun ana ekseninin teknik üzerine kurulu olması gerektiğini düşünüyorsunuz. Erken yaştaki fiziksel çalışma genç oyunculara zarar verebilir mi?

Erken fiziksel gelişim ve fiziksel kapasiteye dayalı oyun, sporcu gelişimi ve kariyeri için son derece zararlıdır. Örneğin; alt yaş kategorilerinde son derece başarılı olup, büyüklerde tutunamayan birçok sporcu ve yine yaşadığı sakatlıklardan dolayı erken bırakmak zorunda kalan birçok sporcu görebilirsiniz.

Erkek sporcularla kadın sporcular arasında fizik kondisyon anlamında en belirgin farklar nelerdir?

Erkek ve kadın sporcular genetik, morfolojik ve fizyolojik özellikler açısından farklılıklar gösterirler. Kondisyon anlamında farklılıklara gelirsek; kadın sporcular, erkek sporculara göre daha yüksek yağ oranına, daha düşük kas kitlesine sahiptir. Bu da kuvvet farklılığına yol açar. Maksimal oksijen tüketimi erkek sporcularda kadınlara göre daha fazladır. Bu da dayanıklılık anlamında farklılığa yol açar. Kadın sporcuların kas tendonları erkek sporculara göre daha küçük, daha zayıf ve daha gevşektir. Ancak kasın uzayabilme yeteneği erkeklerden daha fazladır. Bu bazı spor dallarında kadın sporculara avantaj sağlayabilir.



PEMRA SON DERECE PROFESYONEL

Yaklaşık dört yıldır da Türk tenisinin önemli isimlerinden Pemra Özgen ile çalışıyorsunuz değil mi?

2016 yılı başında üniversiteden hocam Müslüm Gülhan'ın talebiyle tenis sporuna da girdim ve Pemra Özgen ile çalışmaya başladık. Pemra, profesyonel anlayışı son derece yüksek, işine odaklanan, öğrenmeye her zaman açık, çabuk uyum sağlayan, istikrarlı, zaman yönetimini iyi yapabilen, dürüst ve güvenilir, mütevazı bir insan.

Pemra ile hangi sıklıkta ve en çok hangi hareketlere yönelik çalışıyorsunuz?

Çoğunlukla fiziksel parametrelere (güç, sürat, dayanıklılık gibi) yönelik birlikte çalışıyoruz. Bunları da tenisin fiziksel gereksinimlerine uygun olacak şekilde gerçekleştiriyoruz. Sezon öncesi hazırlık kısmının Türkiye safhasında ve sezon içi genellikle 2-3 hafta üst üste oynadığı turnuvalar öncesi 7-15 günlük hazırlık sürecini beraber geçiriyoruz. İstanbul’da oynadığı turnuvalarda da maç öncesi-sonrası birlikte hareket ediyoruz. Saha içi teknik-taktik driller dışında, bir birim antrenmanın içerisinde yer alan ısınma-yüklenme-toparlanmaya yönelik kort içi-dışı uygulamaları birlikte gerçekleştiriyoruz.

Size ilk geldiği günden bugüne Pemra’nın hangi yöndeki performansı arttı?

Tüm fiziksel parametrelerde gelişim gösterdi ve aşama kat etti. Bu, saha içindeki performansına ve aldığı skorlara da yansıdı. Fiziksel gelişim tek başına başarı için yeterli diyemeyiz, ama çok önemli bir faktördür. Performans gelişimi bir sporcu için aktif spor yaşamı boyunca devam eden bir süreç olmalıdır. Kendi en iyisini gerçekleştirme spor yaşamı sonuna kadar devam etmelidir. Bu, oyunun rekabet koşullarına ayak uydurulabilmesi ve başarı sürdürebilirliği için çok önemlidir.



Yakın zamanda 34 yaşına girecek Pemra’nın ne kadar süre daha kortta kalabileceğini düşünüyorsunuz?

Pemra, oyuncuların 20 yaşında tenisi bıraktığı, özellikle maddi zorlukların had safhada olduğu bir ortamda, 33 yaşında çıkışını ve devam etme isteğini sürdürüyor. Takdir edilmesi gereken, son derece övgüye değer bir durum olduğunu düşünüyorum. Bununla birlikte fiziksel anlamda hala üstüne koyabileceğini düşünüyorum. Oyundan keyif aldığı, devam etme, başarma isteği sürdüğü müddetçe oynayacaktır. Şu anda bir yaş belirtmek gerçekçi olmaz.

Pemra’nın “Bugün çalışmak istemiyorum dediği oluyor mu?” Sporcuları sürekli zinde tutmak için nasıl yöntemleriniz var?

Turnuva dönemi saha çalışmalarından yorgun çıktığı oluyor. Bende toparlanmasına yönelik bir çalışma uyguluyorum. Örneğin düşük şiddette bir kuvvet antrenmanı çok daha hızlı toparlanmasını sağlar. Yine düşük hacimli stabilizasyon egzersizleri zindeliğin korunması ve sakatlık riskinin azaltılması için gereklidir. Uzun süreli ve şiddetli kas kasılmalarından kaynaklanan sıkışma ve yapışmalar için baskılama ve germe teknikleri uyguluyorum. Tüm bunlar toparlanma, maksimum ve uzun süreli performans sergilemede son derece etkili. Sıkı çalışma konusunda çok esnek olmamak gerekir, ama özellikle turnuva öncesi toparlanması ve yorgunluk durumuna dikkat ediyoruz.

*: Bu röportaj, Kort Dergi 25'inci sayısında yayımlanmıştır.