Reklam
Reklam
Bedri Baykam

Bedri Baykam


Bir Slam, İki Şampiyon!

14 Eylül 2020 - 18:56

Dominic Thiem’e maç sonunda, ‘İki şampiyon olabilseydi’ dedirten ABD Açık Finali adeta nefesleri keserken, Avusturyalı oyuncu ilk Grand Slam’ine nihayet kavuştu.
 
Çok uzun bir aranın ardından seyircisiz de olsa ABD Açık’ın oynanması dünyada tüm tenisseverleri mutlu etti. Evet Federer ve Nadal yoktu; ama yine de iki hafta boyunca kıran kırana maçlar izleme şansımız oldu ekranlardan. Herkes Djokovic’in bu turnuvayı nispeten rahatça aktifine geçirerek Nadal ile arasındaki slam şampiyonluk farkını bire indireceğini sanıyordu.
 
Djokovic turnuvadan diskalifiye edildi, malum olay nedeniyle. Bilmeyenler için hatırlatalım, ilk sette 6-5 mağlup duruma düşünce, köşe değişimine giderken sinirle elindeki topu arkasına atıyor ve orada duran yan hakemin boğazına geliyor; kadın yere düşüyor 4 dakika maç duruyor ve arkasından başhakem sahaya inerek kendisini diskalifiye ettiklerini dünya bir numarasına bildiriyor. Bu olay yaşandıktan hemen sonra her kafadan sesler çıkarken, Djokovic ve ekibi, kriz yönetimini çok başarılı bir şekilde yürütüyor ve Djokovic, gerek turnuvadan gerek toplumdan gerek topun geldiği hakemden özür dileyerek bunu bir olgunlaşma, özeleştiri ve gelişme fırsatı olarak değerlendirileceğini açıklıyor.
 
Demek yeni bir slam şampiyonu çıkacaktı bu turnuvadan!


 
ZVEREV’İN MUHTEŞEM GERİ DÖNÜŞÜ
 
İlk yarı final, Pablo Carreno Busta ile Alexander Zverev’i karşı karşıya getiriyordu. Zverev’i ilk olarak 19 yaşındayken Federer’i Almanya’da yendiği Halle Turnuvası'nda izlemiştim. Bu yıl Avustralya Açık’ta oynadığı yarı final hariç, çoğu büyük turnuvada hep bir hayal kırıklığı yarattı. 2018 ATP Finalleri’nde Londra’da Federer ve Djokovic’i mağlup ederek şampiyon olması ise, onun gerçek seviyesini kanıtlayan bir taze kimlik kartıydı.
 
İspanyol Carreno Busta, yarı finalin ilk iki setini kolaylıkla kazandıktan sonra, kaçınılmaz şekilde herkesin aklına Zverev’in bu slamlerdeki ‘tutarlı başarısızlıkları’(!) geldi… Üstelik bugüne kadar, Zverev ilk 2 seti kaybettiği hiçbir maçı kazanamamıştı. İlk iki set yıldırım hızıyla 6-3, 6-2 biterken, Zverev’in yansıttığı en ilginç tavır, aşırı sükunetiydi.
 
Üçüncü sette iki kez servis kırdı ve seti 6-3 ile hanesine yazdırdı. Zverev bu sette basit hata sayısını 3’e indirdi ve çok daha iyi servis atarak, adım kendi kimliğini bulmaya başladı. Fileye hangi kolaylıkla geldiğini izlediğimizde Zverev’in nasıl Federer, Nadal ve Djokovic’in üçünü en çok yenmiş oyunculardan biri olduğunu anlamış oluyoruz. Final setinde üst üste ‘ace’ servisler, smaçlar, sert öldürücü volelerle artık bir Zverev resitaline dönüşmüştü maç. İkinci maç topunda, rakibi topu fileye taktığında, o ana kadar tüm sessizliğini ve sükûnetini koruyan Zverev, birden mutluluğunu gizleyemedi! Nihayet bir slam finaline adım atmıştı artık: 3-6, 2-6, 6-3, 6-4, 6-3.
 


THIEM-MEDVEDEV KAPIŞMASI
 
İkinci yarı final başlamadan genel kanı, Thiem’in zorlanacağı ama maçı kazanacağı yönündeydi. Avusturyalı oyuncu daha önce ikisi Paris’te, bir diğeri Avustralya’da üç slam finali oynamıştı. Rakibi Medvedev ise daha çok 2019’da adını duyurmuş ve kısa zamanda büyük adımlar atıp, tadı hâlâ damaklarımızda olan ABD Açık Finali’nde Nadal’a 5 sette kaybetmişti. 1.98 boyundaki dev oyuncu, olağandışı stiliyle dikkat çekiyordu.
 
İlk sete Thiem başladı 6-2 ile zorlanmadan seti kazandı. İkinci setin başından itibaren, Medvedev işi sıkı tuttu. Rus raket servis kırma avantajıyla 5-4’te set için servis kullandı. Ancak Thiem o noktada birden geri oyununu beşinci vitese geçirdi ve sert olduğu kadar çok uzun geri vuruşlarla ‘sazı eline aldı’. Rakibinin seti bitirmesine olanak tanımadan onun servisini kırdı ve sonrasında kendi servisinde beş servis kırma puanı kurtararak 6-5 öne geçti. Ardından yine zorlu bir oyunu Medvedev aldı ve set tie-break’e gitti.
 
Tie-break bir korku filmi gibi geçti. İtiraf edeyim, ben Medvedev’i tuttum. Bu tenis ziyafetinin 5 sete uzayabilmesi hiç de fena olmazdı. İnsanın başını döndüren, akıl almaz ralliler uzayıp giderken, Medvedev 6-5’te set puanı şansı yakaladı; ama Thiem çok acımasız bir servisle bu umudu söndürdü ve 9-7’lik bir skorla tie-break’i lehine bitirdi.


 
Üçüncü setin ilk oyununda zor da olsa servisine tutunan Medvedev, ardından Thiem’in servisinde bir kısa top ve onun akabindeki puanda sürpriz bir fileye çıkışla servis kırdı. Avantajını koruyan Medvedev 4-1’de bir kez daha servis kırma şansı elde etse de değerlendiremedi. Ancak arkadan gelen sert agresif bir oyun, nefis bir backhand ve ace ile Thiem o oyunu alarak skorun 5-1’e gelmesini önledi. Maçın kırılma anlarından biri olan bu durumdan sonra 5-3’te bir kez daha set için servise gelen Medvedev, 40-30’da set puanında attığı servis sonrasında ikinci vuruşunda ‘mishit’ (ıskalama, topun rakete oturmaması) yaptı. Oyunun sonunda, muhteşem bir rallinin sonunda Medvedev yine zamansız bir kısa vuruş deneyince, Thiem sert bir forehandle servisini kırdı. İş yine o kritik tie-break’e geldi dayandı. Thiem, işi başından sıkı tuttu ve maçın uzaması aleyhine olacağını bildiği için 7-5 ile tie-break’i ve maçı kazanmayı bildi.
 
BÜYÜK FİNAL: THIEM & ZVEREV
 
Maçtan önce tenis eksperlerinin çoğunun favorisi Thiem’di. Ancak benim farklı düşünmemin nedeni Alman tenisçinin yüksek kapasitelerini biliyor olmam ve zorlukları bu maçta aşacak olgunluğa artık sahip olduğu inancıydı. Yani son üç yılın büyük turnuva skorlarına bakarak Zverev’in neden bu maçta patlama yapacağını göremezdiniz. Çok daha yukardan zaman aşırı ve katmanlı bakmak lazımdı.
 
Maç başlar başlamaz, Zverev daha henüz üçüncü oyunda, sürpriz fileye çıkışlarla, güzel volelerle rakibinin servisini kırmayı başardı ve hemen ardından servis volelerle, alışılmadık bir hızda skoru lehine çevirdi. Thiem kendi servisini kazanmakta zorlanınca Alman oyuncu ilk seti 6-2 ile kapattı. 
 


İkinci setin açılış oyununda Thiem yine zorlandı ama zor da olsa servisine tutundu. Ardından Zverev kendi servisini top göstermeden kazandı ve rakibinin iki çift hatasından daha istifade ederek yine servis kırdı. Aynı senaryo devam etti ve ‘Sascha’ bir anda sette 5-1’lik skoru buldu. Seti bitirmek için servise gelip, Thiem’e kırdırsa da 5-4 sonrası ikinci kez geldiği set servislerinde bu defa hata yapmadı ve güzel bir paralel backhand vuruşla seti 6-4 ile sonlandırdı.
 
SENARYO TERSE DÖNDÜ
 
ABD’li televizyon spiker, “Bugün Thiem nerede? Niye maça gelmedi?” şeklinde espriler yaparken, dünya 3 numarası ikinci setin sonunda kazandığı özgüvenle beraber üçüncü sette yeniden doğdu. Canavar uyanmıştı bir kere… Karşılıklı birer kez servis kırılıp son düzlüğe geldiklerinde Thiem servis kırınca seti 6-4 ile kazandı ve maça geri döndü.
 
Dördüncü set yine benzer bir senaryo ile başladı. Zverev özellikle setin sonlarında basit hatalarını arttırdı ve rakibinin işini kolaylaştırdı. İki oyuncu da servislerine tutunurlarken, Thiem 3-2 öndeyken rakibinin servisinde iki kırma puanından yararlanamadı. Ama setin ilerleyen bölümünde Zverev, dünyaca meşhur çift hataları ve basit forehand hatalarını devreye soktu ve Thiem rakibinin servisini kırdı: 5-3! Ardından kendi servisini ‘love game’ ile alarak bu sete de 6-3’le el koyarak setlere eşitliği getirdi. 2-2


 
FİNAL SETİ: RUS RULETİ!
 
Final setine ilk iki oyunda servis kırıldı. Sonrasında ise her iki oyuncu da zorlansa da hata yapmadı. Sette 4-3 önde olan Zverev, kritik yerde bir kez daha servis kırarak 5-3’ü buldu. Belki de 60 saniyede servis oyununu sonlandıracak ve rüyalarına kavuşacaktı. Son fileye taktığı forehand volenin kalbinin içini ne kadar acıttığını sonra anlayacaktı. Thiem rakibini püskürtmüştü ve skoru 5-4’e getirmişti.
 
Avusturyalı oyuncu ardından kendi servisinde 15-30 geriye düştü. Yani Zverev maçtan yalnız iki puan uzaklıktaydı. Ama o noktada Thiem önce tam 90’a bir servis patlattı, ardından da saatte 150 km ile arka çizgiye akıl almaz bir forehand çıkardı. Bunu bir de son puanda bir forehand paralel passing shot izledi… Sete denge gelmiş ve skor 5-5 olmuştu.
 
Zverev ardından üst üste basit hatalarla bir de servisini kaybetti. Şimdi maç için servis atma sırası rakibine gelmişti. Ama Thiem’in iki basit hatası dışında Zverev bir smaç ve bir forehand winner ile inanılmazı başardı ve maça tekrar dengeyi getirdi: 6-6! Artık final setinin sonunda, Rus ruletinden gram farkı olmayan tie-break vardı!
 
Zverev maçın setlerinde olduğu gibi, tie-break oyununa da 2-0 ileride başladı. Sonra Thiem şahin gözünün yardımıyla skoru 2-2’ye getirdi ve harika bir servisle 4-3 öne geçtikten sonra Zverev inanılmazı başararak, maç boyu birçok kez yaptığı gibi çift hata yaptı. Thiem tie-break’te 6-4’de iki maç topu elde etti. Bunlardan forehand’iyle birini fileye, diğerini auta göndererek büyük şansı tepti. Ama Avusturyalı şampiyon, Zverev’in servisinde aynı forehand ile mükemmel bir passing shot daha attı ve üçüncü maç topunu elde etti. Bu sefer Zverev, Thiem’e bir hata yapma şansı daha vermeden backhand'i kendisi dışarı attı ve böylece maraton maça nokta konabildi.
 


ZVEREV'İN GÖZYAŞLARI, THIEM'İN TARİHİ SÖZLERİ
 
İki arkadaş sahadan sarmaş dolaş çıktı, o an Covid’i takacak halleri yoktu. Kazananın 3 milyon dolar, kaybedenin ise onun yarısını kazanmış olması aynı zamanda çok iyi arkadaş olan bu iki tenisçinin neredeyse hiç ilgilenmedikleri konulardı. Hayatın ve sportif mücadelenin her rengini taşıyan bu olağanüstü gösterinin sonunda kupa töreninde iki oyuncudan birkaç enstantane verelim:  
 
Finali kaybeden Zverev, konuşmak için mikrofona gelip söz aldıktan sonra kendisini televizyonda seyreden anne babasına bir selam yollamaya ve teşekkür etmeye çalışırken gözyaşlarına boğuldu. Onların Covid testlerinin pozitif çıkmış olmasını, ilk defa orada, merasimde açıkladı. Tenis camiasında nezaketi, centilmenliği ve sempatikliğiyle herkesin sevdiği 27 yaşındaki Thiem, ne dedi biliyor musunuz? Tabii ki önce rakibini ve onun ekibini kutladı ve sonra tenis tarihine geçecek şu sözleri söyledi: “Bazen düşünüyorum ki, teniste bile beraberlik olmalıdır. Keşke bugün iki şampiyon olabilseydi.” Bu cümleleri bu kadar samimi ve hissettirerek söyleten emin olun başka bir maç hatırlamıyorum!

*: Bu yazı, ilk olarak Kort Dergi'nin 29'uncu sayısında yayımlanmıştır. Kort Dergi'yi Turkcell Dergilik ve Türk Telekom e-dergi uygulamaları üzerinden de indirebilirsiniz.