Reklamı Geç
Reklam
Reklam
Bedri Baykam

Bedri Baykam


Çoğunluğu üzen, dramatik ve tarihi bir Wimbledon!

19 Temmuz 2019 - 23:00

Roger Federer’in kariyeri bittiğinde asla hatırlamak istemeyeceği dramatik finalin son anlarında, çelik gibi sinirleri ile mükemmel bir dayanıklılık gösteren Novak Djokovic, Wimbledon’da 16’ncı slam’ine ulaştı.


Dünyanın tartışmasız en çok ilgi gören slam’i, en büyük gürültü koparan turnuvası Wimbledon, yine unutulmaz dramatik maçlara ve insanlara kalp krizi geçirtecek bir finale sahne oldu. Birçok önemli raket ilk turlarda elendi. Bunları zaten biliyorsunuz. Ben iki maça dikkat çekmek istiyorum. İki büyük maça, dev rakiplerin düellolarına... Yani turnuvanın başından beri beklenen maçlara geçelim.

Sonunda yazmam gerekenleri lütfen başından söyleyeyim: Federer - Nadal maçı, ikilinin neredeyse 2017 Avustralya Açık’taki muhteşem finallerini bile gölgede bırakabilecek olağan dışı bir tenis karşılaşmasıydı. 3 saat boyunca topa kilitlendikten sonra “İyi ki yaşıyorum ve iyi ki bu maçı izleyenler arasındayım” diye haykırdım içimden! Bu maçla beraber, inanın tenis sporu kendi içinde boyut atladı. İki tenisçinin izleyicilere bir görsel şölen sunduklarını çok görmüşüzdür. Ama burada ziyafetin ötesinde yeni bir uzay tenisi vardı. Toplara bu kadar sert vurulan, topun bu kadar önde ve yüksekte alındığı, dömi-volelerin bu mükemmellikte üst üste vurulabildiği ve oyunun Çinli masa tenisçileri kıvamında aktığı bir düello tadını, ömrü boyunca bu maçların neredeyse tamamını izleyen ben bile sanki hatırlamıyorum.

BİR TENİS KLASİĞİ: FEDERER - NADAL

İLK SET: Her iki raket, kendi servislerini kazanıyor olmaktan mutluydu! Oyunun başlarında ralliler oldukça kısa sürüyor, her iki oyuncu da ‘kazanan vuruş’ peşinde sayıyı alıyor ya da veriyordu. Her iki oyuncu da servis kırma şanslarını kullanamadı ve iş tie-break’e kaldı. 2-1 geriye düşen Federer, inanılmaz İsviçreli disiplinine terlemeden giydirdiği acı kuvvetle duruma hakim oldu ve o kritik oyunu 7-3’le kapayarak ilk seti hanesine yazdı.

İKİNCİ SET: Bu setin başı hakkında söylenecek bazı şeyler var. Nadal 2-1 öndeyken, Federer iki servis kırma puanı kaçırdı. Kalan oyunlarda, konsantrasyonunu kaybeden Federer, adeta dinlenircesine seti 6-1’le gidişatına bıraktı ve maça denge geldi.

ÜÇÜNCÜ SET: Kabus setin ardından, Federer kendi servisiyle başladı ve 2-1 öndeyken Nadal’ın servisini kırma şansını elde etti. Çok iyi hazırladığı bir puanı şık bir vole ile bitirdi ve ardından kendi servisini de alarak 4-1 öne geçti. Federer o noktadan sonra doğal skor akışıyla seti 6-3 kazandı.

DÖRDÜNCÜ SET: Kral, rakibinin servisini başlarda kırdı ve 2-1 öne geçti. Maçın sonu yaklaştıkça, Federer servis oyununa kutsal kitabına taparcasına yapıştı. Çekişmeli maçın sonlarında İsviçreli şampiyon önce dört maç topu kaçırdı. Amerikan filmlerinde olduğu gibi, Nadal yedi canlı bir cengaver olarak o gladyatör kapışmalarında hep kurtardı kendini. Beşinci maç topunda artık Federer’in bu şansı kaçırmayacağına emindim. Kısa bir ralliden sonra İspanyol efsanesi backhand’iyle topu auta atınca Federer beklenen duygu patlamasını yaşadı.

Maç boyunca toplarını en uzun ve üstelik fileye teğet geçecek bir makine intizamında oynamayı başaran Federer, hızlı kortlardaki oyununu çok geliştiren Nadal’a karşı, herkese parmak ısırttı. Onu seyrederken aklıma yaşı 30’a yaklaşan her futbolcuyu emekli etmeye kalkışan Türk futbol kulüpleri geldi. İş onlara kalsaydı, tenis bireysel bir spor olmasaydı, Federer’e defalarca tenisi zorla bıraktırırlardı!



O NE FİNALDİ ÖYLE!

Gelelim Djokovic- Federer finaline… Tenis gerçekten nankör! 5 saat sahada mücadele edersiniz, sonra son saniyelere kalır her şey...  Top gidip gelirken alabileceğiniz tek bir yanlış karar, bir çuval inciri berbat eder. Tenis dünyasının kralı, ‘Ekselansları Federer’, tarihin en büyük maçlarını sığdırdığı kendi kariyerini emekli olduktan sonra gözden geçirirken dün maçın son anında yaptığı bir hatayı hiçbir zaman aklından çıkaramayacak. Şimdi filmi geri sarıp, o ana dönelim...

Maç o anda belki 4,5 saattir oynanıyor. Maçtan önce, kendisinden 6 yaş daha genç rakibi karşısında daha az şans tanınan Federer, setlerde 2-1 geriye düştükten sonra, yaşından beklenilmeyecek bir direnç ve kararlılıkla, puanların her biri için akıl almaz mücadeleler vererek alıyor, 8-7 öne geçiyor! Kendi servisindeki o ‘taç giyme’ oyununda 15-15’te üst üste çaktığı iki servisten direkt puanla 40-15’e geliyor. Bunun anlamı, ‘maç topu’ elde etmek. Çok farklı bir sırat köprüsüdür maç puanı... Bir tarafı uçurum, diğer tarafı cennet. O top gider gelir, gider gelir. Bilinçaltınızdan film şeridi gibi akan olasılıklar sizi esir alabilir. Hem melek, hem şeytan dürter sizi: Hadi işte vur kazan, kahraman ol! Bu stresten kurtul, yere yat, çığlık at, kupayı kucakla!

Federer, ilk maç puanında, hem kendisi, hem tüm seyirciler o sevinç patlamasına hazırlanmışken, doğru bir kararla yine forehand’e kaçıp, rakibinin backhand’ine uzun ve sert bir top atmak istiyor. Karar doğru. Ama o top auta gidiyor. Olabilir. Sonra sıra ikinci maç topuna geliyor. O ‘ace’ veya rakibin ancak değebildiği puanlarla 50-60 kez sayı yazmış olan servis, orada da bir yardım etmiyor. O ana kadar, Federer, Wimbledon’daki maçlarında servislerinin %94 civarını kazanmış. Hele 40-15 öndeyken herhalde kaybettiği servis oyunu oranı %1’e bile yaklaşamaz. Ama 'Murphy Kanunu' diye bir terslik düzeni vardır. İşte o %1, durur durur, Wimbledon Finalin'de taç giyme törenine bir saniye kala karşına çıkar!

İşte Federer, o ikinci maç topunda inanılmaz derecede sabırsız bir kararla, o anormal hatayı yapıyor ve kısa bir forehand vurarak fileye çıkıyor. Olağan dışı sert ve açılı bir sürpriz fileye çıkış yapmıyorsanız, ya uzun bir paralel top atacaksınız ya da fazla açı bırakmadan ortaya uzun oynayacaksınız. Federer puanı hazırlamadan servisinden sonra hemen ilk vuruşta en çıkılmayacak şekilde markete gider gibi geliyor ve Djokovic cezayı kesiyor. Çünkü o anda kralın aklında artık raketini atıp çocuklarına dönüp kendisini alkışlamak için yanıp tutuşan 'teba’sına öpücükler vermek, rakibini centilmence kutlamak, bu yeni zaferin tadına varmak istiyor. Başka bir izahı yok bu yıkıcı aceleciliğin...

BÜYÜK FİNALİN AKIŞI

İLK SET: İki tenisçi servislerini kazanarak 6-6’ya kadar geliyor. Federer’in servis ve voleleri, Djokovic’in servisinin ardından vurduğu sert geri toplarla, puanlar dengeli gidiyor.  Tie-break’te Federer 3-1 geriden gelip 5-3 öne geçti. Ama bütün maç boyu sürecek olan sendrom burada ilk defa kendini gösterdi. O kritik puanları Djokovic üst üste aldı ve Federer’in fileye taktığı bir forehand seti bitirdi: 7-6!

İKİNCİ SET: İlk setin kaybı Federer için bu maçta başına gelebilecek en kötü olaydı. Herhalde o anda bahisler açılsa, insanların %80’i maçı üç sette Djokovic’e verirdi. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı! Müthiş bir performansla silahlarını çalıştıran Federer ikinci seti kolay kaparken, Djokovic’in locasını bile kendine alkışlattı: 6-1!

ÜÇÜNCÜ SET: Her iki tenisçi de yine servislerini kazandıktan sonra, iş yine tie-break’e kaldı. Djokovic 5-1 öne geçtikten sonra Federer 5-4’e kadar geri geldi, ancak bu da yetmedi ve ölümcül puanları hanesine yazan Sırp şampiyon, bu seti de 52 dakikada 7-6 kapamayı bildi.

DÖRDÜNCÜ SET: Djokovic hızlı servis ve sert geri vuruşlarla 2-1 önüne geçtiğinde, sanki Federer artık psikolojik olarak maçı bırakmış görünüyordu. Ama Kral, bunun yanlış bir izlenim olduğunu kanıtlayarak üst üste 4 oyun kazandı. Özellikle 4-2’de Djokovic’i ikinci kere kırarken vurduğu öldürücü backhand ve kısa volelerle adeta ışıldadı. Ardından Djokovic, Federer’in servisinde 35 vuruşluk bir rallinin sonucunda rakibinin servisini ilk defa kırdı ve  kendi servisleri de kolayca alarak birden skoru 5-4’e kadar düzeltti. Ama ‘Kral’ kendi servisini bu defa kimseye acımadan sıfıra karşı kazandı ve maça 2-2’lik denge geldi: 6-4!

BEŞİNCİ SET: Ardından sıra tenis tarihinin en acımasız en vahşi setlerinden birine geldi. Bu sette 4-2 önde geçen bir Djokovic’e karşı artık ‘Kral’ ne yapabilir ki?” diye düşünüyordu herkes. Ama Federer yine çeşitli sürprizlerini hazırlıyordu. Önce rakibinin servisini hemen kırıp bu dezavantajı yok etti. Ardından kısa toplarla dengesini bozdu. Oyuncular 6-5’e kadar servislerini kırdırmadan geldiler. Auta çıkan bir backhand’iyle, Federer kendi servisinde 15-30 geri düştü. Orada sert servisler ve forehandlerle, oyun yine dengelendi. Hem de aceleci bir Federer’in olmadık drive volelerle arada kendi kendini sabote etmesine rağmen...

7-7’de, İsviçreli şampiyon, kısa toplar ve forehand passing shot’larla rakibinin servisini bir kere daha kırdı. 8-7’de Federer’in başına kaderin hangi ağları ördüğünü, yazının başında anlatmıştık. Kaçan büyük fırsata rağmen Federer maça asılmaya devam etti. 11-11’e kadar herkes yine servisini kazanmaya devam etti. O oyunda güzel voleler vuran Federer, rakibinin haksız yere itiraz ettiği bir sert topun arkasından servis kırma puanı kazandı, ama bundan faydalanamadı.

Bu set de böylece 12-12’de üçüncü defa tie-break’e kaldı. Djokovic önce 4-1, ardından 6-3 öne geçti. İlk maç topunda, Federer bir çeşit ‘ıskamsı’ vuruşa denk gelerek maçın bittiğini ilan etmiş oldu. Merkez kortun %90’ının yüzünden düşen bin parçaydı...

BİR DJOKOVIC MUHASEBESİ

Djokovic maçın sonunda seyircilere manidar bakışlar atıp, çömelip yerden kopardığı birkaç çim parçasını sessizce yedi ve ardından hırsla göğüs kafesine vurdu ve agresif şekilde seyircilere baktı. Maç esnasında da yine anlamsız şekilde kendi kendine söylenmeler, hakem kulesindeki bantlara raketiyle vurmak, haksız çıktığı ‘şahin göz’ taleplerinden sonra bile söylenmeye devam etmek gibi… Kim bilir, belki bu şekilde önümüzdeki yılda da bir nevi ‘bad boy’luktan kamçılanmış olarak çıkmak istiyor.

Ama haksızlık yapmayalım. Çelik sinirleriyle, inanılmaz fizik kondisyonu ve iş ciddiyetiyle, kendisinden önce kraliyet salonuna yerleşmiş olan Federer ve Nadal’ın 2003 - 2004’den beri yerleşik görünen devler rekabetinin arasına 16 slam zaferi sığdıran bir adama ancak şapka çıkarılır!

Sonuçta Wimbledon tarihinde, ilk defa bir final setinde o saçma kararla tie-break oynanan bu yola rağmen, bu maç aynı zamanda Wimbledon tarihinin en uzun süren final müsabakası oldu. 4 saat 57 dakika... 5 saatlik ziyafetin sonu ise ekşi - acılı ve de üstelik ağır kokulu işkembe çorbasıydı çoğu izleyici için...

*: Bu yazı Kort Dergi 22'nci sayısında yayımlanmıştır.