Reklamı Geç
Reklam
Reklam
Berceste Şeber

Berceste Şeber


Swiatek'in Fark Yaratan Performansı

02 Kasım 2020 - 23:30

Roland Garros’ta şampiyon olarak spot ışıklarını kendi tarafına çeken Iga Swiatek’in başarısının asla tesadüf olmadığı ve spor psikoloğunun ne denli önemli olduğunu bir kez daha gördük.

19 yaşındaki Polonyalı tenisçi Iga Swiatek bu sene Roland Garros’ta şampiyon olarak beklenmeyeni yaptı ve dikkatleri üzerine çekti. Roland Garros’ta yalnızca ikinci ana tablosu olmasına rağmen büyük bir başarıya imza atan Swiatek birçok tenisçi için önemli bir örnek olarak görülüyor. Peki Swiatek’in Roland Garros’taki performansının, kort içindeki rahat vücut dilinin ve kendine olan güveninin ardında neler yatıyor?

Swiatek’e göre eski profesyonel kürekçi olan ve 1988 Seul Olimpiyatları’nda Polonya’yı temsil eden bir babasının olması her zaman yüksekleri hedeflemesinin başında geliyor. Babasının kendisinden aynı zamanda okul anlamında da yüksek beklentilerinin olması, çocukluğunda onu çok fazla baskı altında hissettirse de bugün bu beklentilerin işine yaradığını çünkü onun sayesinde profesyonelliğin nasıl bir şey olduğunu öğrendiğini söylüyor.



Roland Garros’ta 2007’de Justine Henin’den sonra set vermeden şampiyonluğa ulaşan ilk kadın tenisçi olma unvanına sahip Swiatek, başarısı üzerine konuştuğunda en çok vurguladığı isim birlikte çalıştığı spor psikoloğu Daria Abramowicz oluyor. Daria, daha önce Polonya’da farklı spor branşlarının milli takımlarında, özellikle bisikletçilerle ve yelkencilerle çalışıyordu. Yaklaşık 2 senedir ise Swiatek’in ekibinde bulunuyor.

Dünyada spor psikoloğu ile çalışan birçok tenisçi olsa da tam zamanlı bir spor psikoloğu ile çalışan ve onlarla birlikte seyahat eden genç tenisçilere rastlamak oldukça zor. Swiatek her ne kadar önceden başka spor psikologları ile çalışmış olsa da spor psikoloğu ile birlikte turnuvalara gidiyor olmak onun için Daria ile başlayan bir yenilik aslında. Bunun Daria’nın çalışma tarzının olduğunu ve bundan çok büyük mutluluk duyduğunu da her fırsatta belirtiyor.

Daria’nın en önemli özelliklerinden biri eski yelkenci olması kadar aynı zamanda sporu profesyonel şekilde deneyimlemiş olmasını şu sözleriyle anlıyoruz: “15 yaşında antrenmanlarda son derece iyi performans sergilesem de yarışmalarda işler değişiyordu ve performansım o kadar iyi olmuyordu. Ne kendim ne antrenörlerim ne de başka birileri bana bunun sebebini anlatamıyordu. Bilmiyordum ama merak ediyordum. İşte o noktada sporcular olarak mücadele ettiğimiz şeyin sadece fiziksel ya da tekniksel boyutta olmadığını anladım.”

Swiatek’in maç öncesi, maç içi ve maç sonrası duygularını, düşüncelerini ve davranışlarını anlamak için Daria’nın sporun içinden gelmesinin büyük bir avantaj olduğu çok açık ortada. Çünkü onun da kaygılandığı, kontrolünde olmayan şeylerin başına geldiği, kazanmak için savaştığı ama kaybettiği, kimi zaman tükenmişliği hissettiği birçok zaman oldu. Daria’nın bir spor psikoloğu olarak yetkinliğinin yanında eski profesyonel sporcu olması ve hatta aynı zamanda antrenörlük eğitimi de alması Swiatek için çok değerli.
Swiatek’e göre psikologlar yalnızca sporcuların problemlerini çözmek için değil, aynı zamanda sporcuları geliştirmek için de varlar: “Daria dolu bir pakete sahip. Beni daha zeki hissettiriyor. Spor hakkında ve psikoloji hakkında daha çok şey biliyorum ve kendi duygularımı anlayıp onları sesli şekilde ifade edebiliyorum. Kendime güvenimi yüksek seviyeye çıkarmamı sağlıyor.”



Birlikte kullanmayı sevdikleri en önemli cümlelerden biri ise ‘düşük beklentiler ve yüksek standartlar edinmeyi deniyorum.’ Aslında bir nevi sürece odaklanmanın öneminden bahsediyorlar. Sağlıklı bir bakış açısından baktığımızda, standartlara ve çalışmaya odaklanmaya başlayıp beklentilere yani sonuçlara odaklanmayı bırakınca iyi sonuç kazanma olasılığı artmış oluyor. Tüm bunlardan yola çıkacak olursak; Swiatek ve Abramowicz’in çalışma tarzı, ekip olmanın gerekliliğine olan inançları, Swiatek’in spor psikolojisine verdiği önem ve psikolojiye bakış açısı birçok sporcu, antrenör, kulüp yöneticileri vb. kişiler için örnek olacak nitelikte.

Swiatek’in performansını bir puzzle gibi düşündüğümüzde o puzzle’ın her parçasına verilen önem ve her parçası üzerine düzenli olarak çalışılması Swiatek’in başarısının aslında tesadüf olmadığını, sürecin bir meyvesi olduğunu gösteriyor. Dördüncü turda Simona Halep’i 6-1, 6-2 yendikten sonra yaptığı açıklama ise mental dayanıklılığın önemini net bir şekilde vurguluyor: “Mental dayanıklılığın teniste en önemli şey olduğuna inanıyorum; çünkü burada herkes zaten yüksek seviyede tenis oynuyor. Fark yaratanlar, büyük tenisçiler günün sonunda dayanıklı olanlar ve baskı ile baş edebilenler oluyor.”

*: Bu makale ilk olarak, Kort Dergi'nin 30'uncu sayısında yayımlanmıştır. Kort Dergi'yi Turkcell Dergilik ve Türk Telekom e-dergi üzerinden de indirebilirsiniz.