Reklam
Reklam
Berceste Şeber

Berceste Şeber


Tenisçilerde görülen yeme bozukluğu

20 Eylül 2020 - 13:39 - Güncelleme: 20 Eylül 2020 - 14:03

Sporcularda görülen yeme bozuklukları günümüzde çok yaygın olan ve merak ettiğimiz ruhsal bozukluklar arasında yer alıyor. Yeme bozukluğu sporcularda ne sıklıkla görülüyor? Tenisçilerde yeme bozukluğunun yaygınlığı ne durumda? Yeme bozukluklarının altında yatan risk faktörleri neler? Hangi koruyucu faktörler etkili olur? gibi soruların cevaplarının hepsine ulaşmaya hazır olun!
 
Vücut ağırlığı takıntısı, zayıflamaya yönelik aşırı istek duyma, vücudun postural görünümü ile ilgili olumsuz düşünceler ve beraberinde ortaya çıkan duygulanım bozukluklarının görüldüğü hastalık grubu yeme bozuklukları olarak adlandırılıyor (6). Amerikan Psikiyatri Birliği (APA) tarafından yayımlanan DSM-V Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı’na göre yeme bozuklukları Anoreksiya Nervoza (AN), Bulimia Nervoza (BN), Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu (TYB), Tanımlanmış Beslenme ve Yeme Bozukluğu ve Tanımlanmamış Beslenme ve Yeme Bozuklukları olmak üzere 5’e ayrılıyor (7).



En sık görülenler arasında ise anoreksiya nervoza ve bulimia nervoza bulunuyor. Anoreksiya nervoza en basit haliyle; en düşük vücut ağırlığını sürdürebilmek için yemeyi reddetme ve alınan kaloriyi minimum seviyeye getirmek için yemeyi kontrol altında tutmaya çalışmak olarak açıklanıyor (5). Bulimia nervoza ise tıkınırcasına yeme dönemlerinden sonra kişinin kendisini kusturması, laksatif veya diğer ilaçlar kullanması veya aşırı egzersiz yapma gibi davranışlarda bulunma döneminin olması olarak tanımlanıyor (4).
 
Düşük benlik saygısı, mükemmeliyetçilik, beden memnuniyetsizliği ve aile içi iletişim yeme bozukluklarının ardında yatan en önemli faktörler arasındadır. Ancak, sporcularda durum biraz daha farklılaşabiliyor. Sporcularda özellikle sosyal baskının ve rekabetin yüksek olması vücut memnuniyetsizliğinin başlamasına ve bu memnuniyetsizliğin de yeme kısıtlamalarına veya  aşırı yemeye yol açmasına sebep olduğu biliniyor. Bunun yanı sıra genetik, psikolojik ve sosyokültürel bir çok risk faktörleri de bulunuyor (1).

Bir taraftan beden memnuniyetsizliği, düşük benlik saygısı veya mükemmeliyetçi kişilik özelliği önemli bir risk faktörü oluştururken bir diğer taraftan medyanın zayıf beden algısını insanlara aşılamaya çalışması veya antrenör ile ailenin olumsuz tutum ve davranışları başka risk faktörleri olarak değerlendirilebilir.

 
Yeme bozukluklarının görülme sıklığı genel popülasyonda %1 ile %4 arasında değişiklik gösterirken sporcularda görülme sıklığının genel popülasyonda görülme sıklığından daha yüksek olması dikkat çekiyor (4). Yeme bozuklukları özellikle kilonun atletik performansa etkisinin önemli olduğu sporlarda yaygın olarak görülüyor. Dayanıklılık, siklet ve estetik spor branşlarında yeme bozukluklarının görülme oranı daha yüksek olarak görülüyor (3).
 
  • Uzun koşu gibi dayanıklılık sporlarında düşük kilonun yarışmada sporcuya avantaj sağladığı düşünülüyor.
  • Judo, boks, güreş gibi siklet sporlarında sporcular kendi kategorilerindeki kilo limitini aşarlarsa yarışmalarına izin yok. Bu kural sporcuların kısa sürede belli oranda kilo kaybetmelerini gerektirdiği için sporcularda büyük bir baskı yaratabiliyor.
  • Jimnastik gibi estetik sporlarda ise estetik değerlendirmeler belirli bir vücut kompozisyonu ile bağlantılı görülüyor ve sporcular alacakları puanın vücut görünümlerine bağlı olması nedeniyle kendilerini kilo kontrolü konusunda büyük bir baskıda hissedebiliyorlar (3).
 
Her ne kadar teniste performans veya sıralama kiloya bağlı olmasa da medya özellikle kadın tenisçilerin kilolarına, vücut şekillerine veya görünüşlerine çok fazla dikkat çektiği için bir çok kadın tenisçide de yeme bozukluğu görülebiliyor.
 


Örneğin; bir dönem günde sadece 3 tane 100 kalorilik barlarla beslenen Madison Keys ergenlik döneminde 2 sene boyunca yeme bozukluğu ve yeme bozukluğu ile beraberinde gelen depresyon ile mücadele etti. ‘İnsanlar beni televizyonda izliyordu ve kilolu gözüktüğümü, kilo vermeye ihtiyacım olduğunu söylüyorlardı. Sonunda, bu söylemler kafama girmiş oldu ve yediklerime çok fazla odaklandım’.

Bir diğer örnek ise tüm zamanların en önemli oyuncularından biri olan Monica Seles. Seles tıkınırcasına yeme bozukluğu ile ilgili bir farkındalık yaratmak istediği için kendi yaşadıklarını anlattı. ‘İnsanlara karşı görünüşümü hep iyi tutmam gerekiyordu. Ailem ve arkadaşlarımın yanında çok bilinçliydim, neleri yiyeceğime ve yemeyeceğime dikkat ediyordum. Fakat tıkınırcasına yeme ataklarım genellikle kortlardan eve döndüğümde ve yalnız olduğumda gerçekleşiyordu. Kontrolsüzce yiyordum ve yedikten sonra da kendimi kötü hissediyordum. Uzun zaman bundan utandım ve bunu hem ailemden hem de arkadaşlarımdan sakladım. Bir gün arkadaşımın düğünü olacaktı ve her şey güzel olsun istiyordum, fakat yeme ataklarım yüzünden kilom devamlı değişiyordu ve farklı kıyafetleri denemek zorunda kalmıştım. Orada artık profesyonel bir yardıma ihtiyacım olduğunu anladım.’



Eugenie Bouchard da tıpkı bu örneklerin başka bir versiyonu. Eugenie 2014 yılını dünya 7 numarası olarak bitirdiğinde üzerinde büyük bir baskı hissetti. Medyanın ilgisi ve taraftarlarının sayısı arttı, sponsorların beklentisi çoğaldı. Kontrol edebileceği alanlar azaldıkça ve baskı arttıkça stres ile baş etme yöntemi olarak ve kontrol edebileceği en kolay alan olarak yediği yemekleri seçti. Fakat bu aslında işlevsel bir baş etme yöntemi olmadığı için kendisine hem fiziksel hem de ruhsal olarak zarar vermeye başladı.
 
Görünürde bazı tenisçilerin bu konuda yaşadığı zorlukları bilsek de yeme bozuklukları ile ilgili yaşanan utanç duygusu ve toplumda damgalama nedeniyle bu süreçleri kendi içinde sessizce yaşayan bir çok sporcu bulunuyor. Çok fazla erkek tenisçide yeme bozukluğu duyulmasa da sadece kadın tenisçilerde değil erkek tenisçilerde de kendi kendine bu süreci yaşayanlar olabilir. Tüm bunlar üzerinden yola çıkıldığında yeme bozukluklarının erken dönemde tespit edilmesi ve sporcuların profesyonel desteğe başvurması tedavi süreci için çok önemlidir. Yeme bozukluklarının tedavisinin hedefleri arasında yeterli besin alımı sağlamak, vücut ağırlığını sağlıklı bir seviyeye getirmek, aşırı egzersizin azaltılmasını sağlamak, tıkınma ataklarını ve sonrasında meydana gelen telafi davranışlarını durdurmak bulunmaktadır (5).



Antrenörlerin pozitif ve kişi odaklı antrenörlük tarzını benimsemesi, takım arkadaşlarının şekil ve kilo yerine sağlıklı tutumları desteklemesi, antrenörlerin sporcuların kişisel başarılarına katkı sağlayan faktörlerin şekil veya kilo yerine motivasyon ve keyif alma üzerine vurgu yaparak destekleyici bir ortam oluşturması sporcuları koruyan faktörler arasında bulunmaktadır. Bunun yanı sıra, medyanın tutumunu değiştirerek postural görünüm üzerinden haber yapması yerine spora ve başarıya odaklanan haberler yapması sporcuların beden algısına yönelik tutumlarını değiştirebilmelerine, bedenleri ile barışık olmalarına yardımcı olabilir.

Sporculara, ailelere ve antrenörlere yeme bozukluklarının ne olduğu, risk faktörlerini ve koruyucu faktörleri nelerin oluşturduğu üzerine eğitim vererek bu konudaki bilinçlendirmeyi arttırmak tedavinin bir parçasıdır. Sporcuya yeme bozukluğu tanısı konulduktan sonra multidisipliner şekilde spor psikoloğu, sporcu beslenme uzmanı, spor hekimi ve antrenörlerden oluşan bir ekliple tedavi planlaması yapılması önemlidir. Tek başına bir sporcu beslenme uzmanı ile veya tek başına bir spor psikoloğu ile çalışmak yetersiz kalacaktır. Multidisipliner bir çalışma içinde olmak hem fiziksel hem de psikolojik boyutta meydana gelen sağlık sorunlarının ortadan kalkmasını ve spor performansının da olumsuz yönde etkilenmesini engelleyecektir.

KAYNAKLAR:

1. Bratland SS, Sundgot BJ. (2013). Eating disorders in athletes: overview of prevalence, risk factors and recommendations for prevention and treatment. European Journal of Sport Science, 13(5), 499-508

2. Castillo M, Weiselberg E. (2017). Bulimia nervosa/purging disorder. Current Problems in Pediatric and Adolescent Health Care, 47(4), 85-94.

3. Currie A. (2010). Sport and eating disorders-understanding and managing the risks. Asian Journal of Sports Medicine, 1(2), 63-68.

4. Filaire E, Rouveix M, Pannafieux C, Ferrand C. (2007). Eating attitudes, perfectionism and body-esteem of elite male juodists and cylists. Journal of Sports Science and Medicine, 6(1),50-57.

5. Moskowitz L, Weiselberg E. (2017). Anorexia nervosa/atypical anorexia nervosa. Current Problems in Pediatric and Adolescent Health Care, 47(4), 70-84.

6. Thompson RA, Sherman R. (2014). Reflections on athletes and eating disorders. Journal of Sport & Exercise Psychology, 15(6), 569-34.

7. Tuzgöl T, Emiroğlu E, Güneş FE. (2018). Atletlerde yeme bozukları. Türkiye Klinikleri Spor Bilimleri Dergisi, 10(2), 88-96

*: Bu yazı ilk olarak, Kort Dergi'nin 29'uncu sayısında yayımlanmıştır. Dergimizi Turkcell Dergilik ve Türk Telekom e-dergi uygulamaları üzerinden de indirebilirsiniz...