Cem Çetin

Cem Çetin


Melbourne'de şaşırtan yenilik!

13 Mart 2021 - 01:23

Avustralya Açık’ta çizgi hakemlerinin tamamen kaldırılıp, yerini teknolojiye devretmesi, özellikle oyuncular arasında farklı yorumlar gelmesine yol açtı.

Çizgi hakemleri kaldırılmalı mı?” başlığını taşıyan dört ay önceki makalem, “Nasıl net hakemleri artık yoksa, belki yakın bir gelecekte çizgi hakemleri de yerlerini teknolojiye bırakacak” öngörüsüyle son buluyordu. Bu öngörünün 3 ay sonraki bir turnuvada gerçekleşeceğini asla tahmin edemezdim. Samimi olmam gerekirse, birkaç yıl sonra teknolojinin çizgi hakemlerini kortlardan çıkartacağını düşünüyordum. Ancak şu Covid günlerinde, her alanda öyle dönüşümler yaşanıyor ki, orta ve uzun vadede gerçekleşeceğini düşündüğümüz değişimlere şahitlik ediyoruz. Bunlardan biri de, teniste maçların çizgi hakemsiz oynanması. Bu seneki Avustralya Açık’ın en dikkat çekici tarafı, teknoloji desteği alınarak maçların çizgi hakemsiz oynanmasıydı…

EKSTRA MOTİVASYON KATKISI

Melbourne’de maçların çizgi hakemsiz oynanması, herkesin tahmin edeceği gibi en çok Sırp raket Novak Djokovic’i mutlu etmiştir. Hatırlanacağı üzere Sırp raket, geçen yıl ABD Açık’ta bir çizgi hakemi ile yaşadığı tatsız olay sonrası turnuvadan ihraç edilmişti.



Sonrasında ise Djokovic, sanki bugünleri önceden görmüş gibi, “Çizgi hakemleri kaldırılsın” önerisini ortaya atmıştı. Dünya 1 numarası, bu önerisinin gerçekleşmesi için çok fazla beklemek zorunda kalmadı. İmdadına Covid-19 yetişti! Avustralya Açık’ta maçların çizgi hakemsiz oynanması, Djokovic’e ekstra bir motivasyon katkısı sağlamış mıdır? Sizi bilmem ama ben bir parça sağladığını düşünüyorum.

Avustralyalıların Covid 19’u bahane edip, bu yılki organizasyonda insan faktörünü minimize eden (çizgi hakemlerinin kaldırılması gibi) radikal kararlar alması, bazılarını mutlu ederken, bazılarını endişeye sevk etmiş gibi duruyor. Çizgi hakemlerine gönderme yaparak, “Bu spor tarihinin bir parçası olabilirler. Bunu anlayabiliyorum. Teknolojinin devreye girmesiyle iş kaybı da olacak. Bunun da farkındayım” diyen Djokovic, “Tenisin geleceği açısından, bu kaçınılmaz bir durum” görüşünü savunuyor. Ayrıca Sırp raket, bu konudaki tartışmaları alevlendirecek bir şekilde, “Çizgi hakemlerini vazgeçilmez yapan nedir, bunu da hâlâ anlamış değilim” demekten kaçınmıyor.

TEKNOLOJİ İTİRAZLARI BİTİRDİ

Çizgi hakemleri yerine teknolojinin kullanılmasıyla birlikte, oyuncuların gereksiz ve göze hoş gelmeyen hakem itirazları da son buldu. Ayrıca, 2005 yılında hayatımıza giren Şahin Gözü (Hawk Eye) uygulamasının da uygulama alanı genişledi. Melbourne öncesi, sadece oyuncular tarafından talep edildiğinde devreye giren Şahin Gözü, artık oyunun her anında karar verici bir konumda. Oyuncu topu sahanın dışına gönderdiğinde, Şahin Gözü’nün teknolojik sesi “Hata” deyip, oyuncuların itiraz etme şansını yok ediyor. Bu uygulama, aslında teknolojinin insanı nasıl yola getirdiğini de gözler önüne seriyor.



Ancak Melbourne’deki bu yeni uygulamaya alışamamış olanlar da vardı. Bu isimlerden biri Alexander Zverev’di. Alman raket, teknolojik sesin “Hata” dediği bir pozisyonda, kısa sürse de kule hakemiyle tartışmaya girmekten kaçınmadı. Bu noktada kortların asi çocuğu Nick Kyrgios çok rasyonel bir görüş ortaya attı ve “Makinaya karşı geldiğinde, adeta bir aptal durumuna düşüyorsun” dedi. Haksız da sayılmaz asi Avustralyalı! Peki teknolojik gözün verdiği her karar doğru mu? Teknolojinin yanlış yapma ihtimali yok mu? Teknolojiye güvenmeyen raketler var. Bu isimlerden biri olan Fransız Gilles Simon, teknolojinin de hata yapabileceğine dikkat çekti.

Melbourne’de bu teknolojinin işe yaramadığını söyleyen oyuncular da çıktı. Bu isimlerden biri olan Jelena Ostapenko, “Teknoloji işe yaramadı” derken, Fransız Corentin Moutet de, “Rakibin topu dışardaydı ama hata sesi gelmedi” örneğini veriyor. Şakayla karışık eleştirel söylemler de bulunan raketler de var. Bunlardan biri olan Pierre Hugues Herbert, “İzlediğim maçlarda bazı kararlar beni şaşırttı. Makinanın yanlış görecek hali yok; herhalde ben yanlış görmüşümdür dedim kendi kendime” şeklinde özetliyor. Ben de, teknolojinin yanılabileceğini düşünenlerdenim. Ancak üst akıl, her alanda olduğu gibi, sporun da içine girip, kitlelere bir şeyleri empoze etmeye çalışıyor… Yanılıyor muyum? 

*: Bu makale ilk olarak Kort Dergi'nin 32'nci sayısında yayımlanmıştır. Kort Dergi'yi Turkcell Dergilik ve Türk Telekom e-dergi uygulamaları üzerinden de indirebilirsiniz....