Reklamı Geç
Reklam
Reklam
Engin Kratzer

Engin Kratzer


Gelenek bozulmadı - TED Open

28 Ekim 2020 - 23:37

Pandemide yeterli maddi destek alamayan ve turnuva iptalinden başka bir çözüm yolu görünmeyen TED Open’a ATP tek başına sponsor oldu ve gelenek bozulmadı.


TED OPEN, 72 yıllık bir geleneğimiz. İlk turnuva 1946 yılında Tenis Eskrim Dağcılık Kulübü’nün o zaman Taksim’deki tesislerinde düzenlenirdi. Kulübün bugünkü Tarabya tesislerine taşınma sürecinde turnuvaya 2 sene ara verildi.  Enflasyon, doların yükselmesi, sponsorların belirsizliği ve devletin sahiplenmemesi bile kulüp yönetimini yıldırmadı. TED OPEN, her yıl aynı heyecanla yoluna devam etti.  

Bu sene koronavirüs salgını nedeniyle uluslararası turnuva takviminde yer alan tüm turnuvalar askıya alınmıştı. ATP bünyesinde TED Open gibi 83 Challenger Turnuvası iptal edilmişti.  Ancak Prof. Dr. Mehmet Tınaz başkanlığındaki TED Kulüp Yönetimi 'böylesine köklü bir turnuvayı pandemi olmasına rağmen nasıl yapacaklarını' araştırmaya başladı. Sponsorların desteği turnuvanın gerçek bütçesinin çok altındaydı. Bu durumda kulüp için en doğal karar İstanbul Challenger’ı iptal etmek olacaktı.

ANA SPONSOR ATP

Tam o sırada ATP yöneticisi Joanna Langhorne, Tenis Federasyonu Asbaşkanı Cem Tınaz’ı arayarak, ‘’TED OPEN bizim için çok değerli bir turnuva. Pandemiden dolayı bu geleneği ve istikrarı bozmayın. ATP sizi destekleyecek. Yeter ki turnuvayı yapın, ayrıca toplam 86 bin dolar para ödülünü 104 bin dolara yükseltiyoruz’’ şeklindeki sözleri TED Yönetimi'ni harekete geçirerek turnuvanın düzenlenmesini sağladı. Artık TED OPEN’ın yeni ana sponsoru ATP olmuştu. Ayrıca Türkiye Tenis Federasyonu Başkanı Cengiz Durmuş ve Garanti Koza da bu turnuvaya desteklerini esirgemedi. Böylece 83 Challenger Turnuvası'ndan TED OPEN ile beraber sadece 13’ü yeni takvimde yer alabildi.



TED OPEN’DA TÜRK ŞAMPİYON GÖRECEK MİYİZ?

TED OPEN etkinliğinin uluslararası takvimdeki değeri ve önemi ortada. Peki TED OPEN’ın asıl misyonu nedir? Cevabı çok net; ‘’Bir Türk tenisçinin Şampiyon olması!’’ Çünkü TED OPEN Challenger düzeyinde başarılı olan bir tenisçinin sırası ile ATP 250 sonra 500 ve ardından Grand Slam yolunu açarak dünya sıralamasında yükselişi devam eder.  Bizim oyuncularımızın bu Challenger seviyesindeki maçlarını izlediğimizde aramızda sürekli şu muhabbetleri yapıyoruz: İyi oynadı, alabilirdi, yazık oldu…

Peki, eksiğimiz nerede? Yılda hemen hemen 52 hafta turnuva organize edilmekte. Tenisçilerimize ülke dışına çıkmadan tecrübe, puan, masraflarını çıkartacak para kazanma fırsatı sağlanmakta. Ölü sezonda güneydeki otelleri dolduruyoruz. Büyük çaplı turnuva organize etmekte üstümüze yok. Fakat ne yazık ki bu çapta oyuncu yetiştiremiyoruz. Neden? Bana göre sorun antrenör yapısında ve bununla bağlantılı sistemde.

Bir ikisi hariç bizde genç oyuncuyu profesyonel kariyere hazırlayacak ve orada tutunmasını ve ilerlemesini sağlayacak koç, maalesef yok. Bu işi meslek edinecek, lisan bilen veya öğrenecek, kendisini sürekli geliştirecek, tercihen eski bir performans tenisçisi olması da oldukça önemli. Sistem dahilinde böyle antrenörler yetiştirmezsek, bu muhabbetleri daha uzun süre yaparız…

 *: Bu makale ilk olarak Kort Dergi'nin 30'uncu sayısında yayımlanmıştır. Kort Dergi'yi Turkcell Dergilik ve Türk Telekom e-dergi uygulamalarından indirebilirsiniz.