Reklamı Geç
Reklam
Reklam
Ramazan Hakan Yılmaz

Ramazan Hakan Yılmaz


Tenisin Sessiz Çığlığı

08 Mayıs 2020 - 22:29 - Güncelleme: 09 Mayıs 2020 - 00:45

*: Bu yazı annem Fatma Yılmaz gıyabında tüm annelere atfen yazılmıştır...

Covid-19 salgını sebebiyle 16 Mart tarihinde İçişleri Bakanlığı genelgesine istinaden, kulüplerin tüm faaliyetleri geçici bir süre için durduruldu. Bu aynı zamanda Türkiye’de tenis adına ait tüm faaliyetlerin durmuş olduğu anlamına geldi.
 
Birçok kulüp bu süreçte esnek çalışma modeline geçmiş olup, mart ayı personel maaşları ile SGK ödemeleri tam ve eksiksiz olarak yatırdı. Nisan ayında da devletimizin sunduğu imkânlardan faydalanabilmek için, ilgili kurumlara başvurular yapıldı ve kısa çalışma ödeneği (KÇÖ) ile diğer koruma kalkanlarından faydalanıldı. Yani bir kulübe bağlı sigortalı olarak çalışan tüm personelimiz bu zor süreçte devletin koruma altına girdi.
 
Serbest olarak çalışan antrenörler veya tenis hocaları açısından tam da bu noktada ‘kral çıplak’ dedirtecek bir tablo ortaya çıktı. Serbest çalışan ya da hiçbir kurumda çalışmayan antrenörler ve tek geçim kaynağı tenis olanlar için durum hiç de iç açıcı olmadı. Yani, ‘ne kadar köfte o kadar ekmek’ düşüncesiyle hareket eden bu grup, yeni oluşan bu sistemle beraber devletin koruma kalkanının dışında kalmak zorunda kaldı. Çünkü hiçbir kurumla bağları yoktu. Onlar sadece kendi özel derslerinin peşinde koşan kişilerdir.
 

Bazılarınızdan şu sözleri duyar gibi oluyorum: “Kardeşim, ders paralarını ceplerine atıyorlar. Ne vergi, ne de sigorta ödemiyorlar.” Evet doğrudur ama bu, onların tercihi olup bu konuda Gelir İdaresi Başkanlığı’nın görevini tam yerine getirmemesi de büyük etkendir. Bu kişiler normalde onurları ve emeği ile çalışıyor. Fakat bu süreçte çalışamadıkları gibi; geçim dertleri artıyor, evinin kirasını ve kredi borcunu ödeyemiyor, çoluk çocuğuna bakmakta zorlanıyor.
 
Ya tenis hakemleri? Onlar ne durumdadır, sorgulayan var mı? Hepsi ama hepsi bu süreçte çok zor zamanlar geçirmektedir. Aynı şekilde profesyonel sporcu olma hayali kuran gencecik oyuncular ve okul hayatını askıya almış gençlerimiz de büyük bir çıkmazın içinde. Tenis camiasında bu kişiler için acil çözüm üretilmelidir.
 
Ayrıca tenis kulüplerinin bu süreçten nasıl çıkacağı da tam bir muammadır. Gençlik ve Spor Hizmetleri 3289 sayılı kanununun 25’inci maddesinde yer alan hükme göre, ‘Tescil olan kulüplerin amatör faaliyetleri için Gençlik ve Spor Bakanlığı ayni ve nakdi yardımda bulunabilir’ ibaresi bulunmaktadır. Bu hüküm gereği, TTF Yönetim Kurulu'ndan bu konuda bir çalışma yapmasını önermekteyim. Unutulmamalıdır ki; eğer kulüpler yoksa, federasyon da olmaz. Antrenörler, tenis oyuncuları ve katılımcıları olmazsa, kulüpler de olmaz. Dolayısıyla, olmayan bir yapının da federasyonu olmaz. Yani bu kadar sevdiğimiz bu sporu ayakta tutmak için hep birlikte çalışmamız gerekmektedir.
 
Burada gözlemlediğim çok önemli bir durum daha var. Özellikle camianın büyük kulüplerinin yöneticileri ve başkanları hiçbir yerde durumun hassasiyeti konusunda bir açıklama ya da öneri sunmamaktadır. Sorarım size: Yeni dünya düzeninde belirsizliği yönetmek adına ekonomik krize karşı nasıl bir yönetim sergileyeceğiz? İnsan kaynağını kurumlarımızda nasıl etkili bir şekilde kullanacağız? Tamamen değişecek olan çalışma düzenimizin ayrıntılarını kim belirleyecek? Açıkçası bu konuda kimsenin sesi çıkmıyor.
 


Şunu net anlamak gerekir ki, asla hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Bu, aslında şu anlama gelir; kulüplere o kadar öğrenci kayıt yaptırmayacak ve o kadar çok antrenöre de maaş veremeyeceksiniz. Peki ne yapacaksınız, ne yapmalıyız? Acilen yeni düzene karşı ortak akılda buluşacak fikirlerle ve donanımlarla hazırlığımızı yapmalıyız.
 
ÖNERİLERİM

  • Türkiye Tenis Kulüpleri Platformu kurulmalıdır.

  • Camiada zor durumda olan antrenörler, hakemler, profesyonel olarak bu yolda yürümek isteyen sporcular için ASKIDA DESTEK programı hazırlanmalıdır.

  • Federasyon, kulüpler ve antrenörler için Yeni Düzen Çalışma Modelleri oluşturulmalıdır.

  • Bu dönem değişimin ne kadar kaçınılmaz ve zorunlu olduğunu, ne şekilde olursa olsun daima hazırlıklı ve hızlı adaptasyon gerektirdiğini bize bir kez daha gösterdi. TTF Yönetim Kurulu ve Başkanı, uzaktan seminer programına başlayarak çok güzel bir projeyi hayata sundu. Bundan sonrasında ise yapılması gereken; tüm tenis kulüplerini hem pandemi içinde, hem de pandemi sonrasında ortak akılda buluşturarak, ‘bu durumu en az zarar ile nasıl yönetebiliriz?’ sorusuna cevabı bulmaktan geçecektir.

Zaman, birbirimize destek olma ve birlik olma zamanıdır. Bu düşüncemiz, Türkiye’de tenis sporunun yaşaması için gereklidir.
 
Ebediyete göçmüş annelerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Ayrıca sağlıklı tüm annelerimizin de anneler gününü kutluyor, herkese sevgi ve saygılarımı gönderiyorum…  
 
Ramazan Hakan Yılmaz
İstanbul Tenis Eğitim Spor Kulübü Başkanı
4.Kademe Tenis Antrenörü
Senyör Milli Tenisçi
Mail adresi: [email protected]