Reklamı Geç
Reklam
Reklam
Serdar Sözkesen

Serdar Sözkesen


ANALİZ: O sene bu sene mi?

21 Ocak 2020 - 10:32

Erkekler tenisinin zirvesinde 15 yıla yakın süredir BIG3 olarak bilinen Federer, Nadal ve Djokovic var. Peki yeni jenerasyonun 4 büyük oyuncusunun artık slam kazanma zamanı gelmedi mi?

Roger Federer 38, Rafael Nadal 33, Novak Djokovic 32 yaşında. Bu yıl haziran ile ağustos ayları arasında bir yaş daha alacaklar. Tenisin ağabeyleri, yine de en büyük arenada, yani Grand Slam’lerde gençlere şans tanımıyor. Öyle ki, son 12 slam’in tamamını süpürdüler. Büyük üçlüden önce en son Grand Slam kazanan isim 2016’da Stan Wawrinka (ABD Açık) olmuştu. Son 3 yılda Rafael Nadal 5, Novak Djokovic 4 ve Roger Federer 3 slam şampiyonluğu elde etti. Peki geçen sene iyice sınırları zorlayan Dominic Thiem, Daniil Medvedev, Stefanos Tsitsipas ve Alexander Zverev’in artık bir slam kazanma zamanı gelmedi mi?

Genç isimlerin dördünün de farklı oyun stilleri var. Kort içinde çok güçlüler, hırslılar ve artık varlıklarını özellikle Grand Slam arenasında ispatlamanın peşindeler. Thiem, Tsitsipas ve Zverev, kariyerlerinde büyük üçlüyü en az birer kez yenme başarısı gösterirken, en büyük çıkışını 2019’da yapan Medvedev henüz Federer ve Nadal’ı yenemedi.

YENİ DÖRTLÜ SAĞLAM GELİYOR!

Genç jenerasyonun her zamankinden çok güçlü geldiğine, son olarak ATP Finalleri’nde tanıklık ettik. Yarı finaldeki 4 isme baktığımızda Federer, Thiem, Tsitsipas ve Zverev’in adlarını gördük. 2019’un en iyi maçlarından birine sahne olan finali ise Thiem ile Tsitsipas oynadı. Avusturyalı Thiem o maçtan sonra şunları söylemişti: “Gelecek yıl daha iyisini yapabileceğimizi düşünüyorum. Hepimiz harika tenis oynuyoruz. Sascha, Stefanos, ben, başkaları... Gelecek sene yeni ve genç bir Grand Slam şampiyonu göreceğimize eminim.”

Açıkçası bu görüş birçok tenis otoritesi tarafından dillendirilmekte. Uzmanlar arasında slam kazanma konusunda Tsitsipas'ın adı genellikle listesinin başında geliyor. Geçen sezonu ilk 10’da bitiren bütün raketleri en az birer kez mağlup eden genç Yunan'ın potansiyeli bir hayli yüksek. Tsitsipas ve Thiem, 2019 yılında BIG3 üyelerinin tamamını en az bir kez devirdi. Tsitsipas Madrid’de Nadal’ı, Shanghai’da Djokovic’i, Avustralya Açık ve Londra’da ise Federer’i yendi. Thiem ise Indian Wells, Madrid ve Londra’da Federer’i, Roland Garros ve Londra’da Djokovic’i, Barcelona’da ise yarıda Nadal’ı mağlup etti.



TOPRAKTAN SERTE: THIEM

Son 2 yılda Roland Garros’ta final oynayan ve toprak kortta Nadal’ın varisi olarak kabul edilip, kendisine uzun zamandır ‘toprakçı’ damgası vurulan Thiem’in 2019’da Indian Wells, Viyana ve Pekin’de şampiyon olduğunu ve son olarak ATP Finalleri’nde de final oynadığını hatırlatalım. 26 yaşındaki oyuncu, kariyerinin en olgun safhasında ve sert zemine de başarılı şekilde entegre ettiği oyun karakteri ile artık fazlasıyla kendisinden çekinilen bir oyuncu oldu. Dolayısıyla iki sert kort slam’i olan Avustralya Açık ve ABD Açık’ta favori isimlerden biri olacağı aşikar. Onun yine de ilk slam’ini Roland Garros’ta kazanabilme ihtimali, her zaman daha fazla görünüyor.

Hatta Thiem için Nadal’dan sonra Roland Garros tarihinin en iyi ikinci oyuncusu olacak yorumları dahi yapılıyor. Çok iyi vuruş stili var ve her zamankinden daha fazla oyunun içinde. Mental olarak daha sağlam ve özgüveni fazlasıyla yüksek. Kısacası 2020’de en az bir slam kazanacak güçte.

YÜKSEK POTANSİYELLİ: TSITSIPAS

Sezonun son resmi turnuvası olan ATP Finalleri’nde Federer, Zverev, Medvedev ve bir de üzerine finalde Thiem’i deviren Tsitsipas, “Oyunumun zaman geçtikçe daha iyi bir hale geldiğini hissediyorum ve Grand Slam kazanmak için gerçekten yakın olduğuma inanıyorum” demişti. Bu açıklamasından ne kadar kararlı olduğunu ve BIG3’nin saltanatını yıkmak için acele etmek istediğini anlıyoruz. Açıkçası Thiem, Zverev ve Medvedev’in olduğu dörtlünün en komple ve çok yönlü oyuncusu olarak göze çarpıyor.

Mental gücü de cabası. 2019’da Federer tarafından hem Avustralya Açık’ta, hem de ATP Finalleri’nde tam 24 kez servisini kırdırma tehdidinde kalsa da bunların 23’ünü çevirdi ve rakibini mağlup etti. En zor şartlarda dahi düşmeyen oyun temposu ve rakiplerinin isimlerine bakmaksızın kendi oyununu dikte edebilmesi, onun en büyük artısı. 21 yaşındaki oyuncunun doyumsuz olma gibi bir durumu da var ve kariyeri bittiğinde çift rakamlı slam sayısına ulaşması çokta sürpriz olmayacak gibi. Londra’daki zaferinin ardından Tsitsipas’ın geçen sene yarı final oynadığı Avustralya Açık’ta her zamankinden daha fazla şansı olduğu kesin.

GÜCÜNÜN FARKINDA: MEDVEDEV

2019’da mükemmel bir performansa imza atan Medvedev’i de hafife almamak gerek. Federer ve Nadal karşısında rekabette 3-0 geride olmasına rağmen, özellikle sert kortta yaptıkları akıl alır gibi değildi. Wimbledon sonrası yaz mevsiminden sonbahara dek katıldığı 6 turnuvanın tamamında final oynayan Rus raketin, sezonu iki masters (Cincinnati, Shanghai) ve ABD Açık finali ile kapaması, potansiyelinin ne denli tehlikeli olduğunu gösterdi. Çıktığı 80 maçın 59’unu kazanarak bu kategoride turda zirveye çıkan 23 yaşındaki oyuncunun, beş set süren epik ABD Açık Finali’nde Nadal karşısında 2-0’dan sonra gösterdiği reaksiyon, kendisine hayran bırakır cinstendi.

Önemli artıları arasında; baseline gerisinde çok iyi pozisyon alması ve her şeyden önemlisi ikinci servislerinde oldukça cüretkâr olması görünüyor. Monte Carlo çeyrek finalinde Djokovic’i yenen, adeta ikinci servisleriydi.

Her ne kadar ATP Finalleri’nde oynadığı üç maçı kaybetse de, makul bir sebebi her zaman oldu Medvedev’in. Çok fazla turnuva oynamış ve yorulmuştu. Avustralya Açık ve ABD Açık onun kazanma şansı en fazla olduğu Grand Slam’ler. Bir gün bu hedefine ulaşması oldukça muhtemel, ama önce mental olarak Tsitsipas’ın seviyesine gelmesi şart!

DAHA OLGUN VE KARARLI: ZVEREV

Peki ya Zverev? 2018'de oynadığı 77 maçtan 58'ini kazanıp, sezonu ATP Finalleri’nde Federer ve Djokovic’i mağlup ederek şampiyon tamamlayınca artık bir slam kazanmasının zamanı gelmişti. Alman oyuncu maalesef Grand Slam şanssızlığını bir türlü yenemedi ve zamanla bu adeta fobiye dönüştü. Öyle ki, Zverev slam’lerdeki en büyük başarısına ancak 2018 ve 2019’da Roland Garros’ta ettiği çeyrek finallerle ulaştı. Genellikle slam’lerin ilk turlarında çok zorlanıyor, doğal olarak çok efor harcıyor. Dolayısıyla da turnuvada ilerledikçe enerjisi tükeniyor ve buna da çözüm üretemiyor. Geçen sene 44-25’lik derecesi ile hayal kırıklığı yarattı; ama tecrübesi, fiziksel gücü ve potansiyeli ile ilerleyen zamanda slam kazanması neredeyse kesin görünüyor.

2019’da yaşadığı sıkıntılara rağmen, sezonu 7 numarada bitiren Zverev’in en büyük silahları, güçlü backhand’i ve yüksek yüzdeli ilk servisleri. Bu kategoride turun en iyilerinden biri olan Sascha, ATP Finalleri’nde Medvedev ve Nadal’ı devirerek üst üste ikinci kez yarı final oynadı. En büyük zaafı ise çift hatayı sıklıkla yapması. Alman ‘dev’ raket, elit raketler sınıfında bu alanda ise son sırada.

2019’un sonunda nispeten iyi bir performans sergileyen Zverev şunları söyledi: “ABD Açık’tan sonra çok daha iyi oynamaya başladım. Umarım bunu gelecek sezona götürebilirim. Bence gelecek sene yeni bir Grand Slam şampiyonu getirecek. Kim olacağını göreceğiz, çünkü gençlerin inanılmaz tenis oynadığını düşünüyorum. Daniil olabilir, Stefanos olabilir, Dominic olabilir. Ben de bunlardan biriyim. Bizler için 2020, heyecan verici bir yıl olacak.”

*: Bu yazı, Kort Dergi 25'inci sayısında yayımlanmıştır.