Reklamı Geç
Reklam
Reklam
Serdar Sözkesen

Serdar Sözkesen


Aus Open / Çeyrek final maçları -2

29 Ocak 2020 - 23:13

Avustralya Açık'ta tek erkeklerde yarı finale çıkacak son 2 isim bugün oynanan maçlarla belirlenirken, heyecan yine tavan yaptı.

Grand Slam'lerin üretken olmayan ismi Alexander Zverev, her daim Avustralya Açık'ı başka oynayan Stan Wawrinka'yı 4 sette geçerken, turnuvanın ve yılın en iyi maçlarından biri olması beklenen eşleşmede Dominic Thiem, ilk kez bir slam'de Rafael Nadal'ı yenme başarısı gösterdi.

İşte kalemimden düşen notlar...

ALEXANDER ZVEREV – STAN WAWRINKA

"Hızlı koşan atın .oku seyrek düşermiş" sözünü boşuna dememişler. 2014’te Djokovic ve Nadal’ı mağlup ederek tarihe geçen bir şampiyonluğa imza atan Wawrinka’nın, bugün Zverev karşısında kazanmasını bekliyordum. Hele bir de sadece 24 dakikada adeta ‘Sascha’nın içinden geçince (6-1) bu beklentim de iyice artmıştı. Yıllardan beri slam arenasında rüştünü ispatlayamayan Zverev için bir hayal kırıklığı daha mı yaşanacaktı? Bunun için biraz daha beklememiz lazımdı.

İkinci set ile beraber kortta çoğu şey tersine döndü. Zverev %90 ile oyuna soktuğu servislerinin tamamından puan çıkarttı. Evet bu gerçekten inanılmazdı. Bu sette 5 kez servis oyunu oynadı ve hepsini ‘love game’ ile aldı. Üzerine bir de servis kırınca 6-3 ile şovunu yaptı. Wawrinka’nın ayarlarını bozan bir performansa imza atan Alman oyuncu, üçüncü sette nispeten düştü ama rakibi de ona eşlik etti.

‘Kör dövüşü’ tarzındaki bu sette ‘kötünün iyisi’ olan Zverev, yine bir ‘break’ avantajla 6-4 ile seti kazandı. Wawrinka için tehlike çanları her zamankinden fazla çalmaya başladı. Ruh hali ile iyice oyundan düşen muhteşem tek el backhand, öyle kötü başladı ki dördüncü sete, 2014 performansı dahi geri gelse, onu kurtaramazdı. 6-2 ile bu seti de kazanan yıllardır 22 yaşında olan (!) Zverev ilk slam yarı finaline adım attı.



Alexander Zverev, Avustralya Açık’ta kendini adeta aştı. Kort Dergi son sayısında “O sene bu sene mi?” adında bir yazı kaleme almıştım ve içinde Stefanos Tsitsipas, Daniil Medvedev, Dominic Thiem ve Alexander Zverev’in yer aldığı 4 büyük oyuncunun 2020’de bir slam kazanma ihtimalini masaya yatırmıştım. Okuyanlar bilirler, (henüz okumayanlar buraya tıklasın) o yazıda Alman oyuncunun slam fobisinden bahsetmiş ve bunun da en büyük sebeplerinden birinin erken turlarda fazlasıyla 4 ve 5 setlik maçlar oynadığını ve enerjisinin bir sonraki turlarda azaldığını belirtmiştim. Avustralya’da beşinci maçında bugün ilk kez bir set kaybetti ve bu konudaki başarısızlığını da sonlandırmış oldu.

Dergideki yazıda şunu da Zverev kısmında belirtmiştim: “En büyük silahı güçlü backhand’i ve yüksek yüzdeli ilk servisleri. Bu kategoride turun en iyi isimlerinden biri.” Bugün Wawrinka karşısında % 80 ile ilk servislerini oyuna soktu ve % 76 ile bunlardan puan çıkarttı.

DOMINIC THIEM – RAFAEL NADAL

Rafael Nadal – Dominic Thiem maçları henüz 14’üncü randevuya gelse de, ATP’nin klasikleri arasına girmeye aday görünüyor. Hangi zeminde olursa olsun aralarındaki maçlar fazlasıyla çekişmeli geçiyor, bu yüzden de benim ekran başında izlemekten en fazla keyif aldığım eşleşmelerden birisi. Bir kere birbirlerini çok iyi tanıyorlar. Kısa zamanda birçok kez karşılaştılar. Nadal bu maçlarda 9-4’lük üstünlük sağlarken; Thiem her mağlubiyetten yeni bir şeyler öğrendi, donanımlarını arttırdı ve eksikliklerini kapadı.

İki ‘toprakçı’, zamanla ‘iki sertçi’ kıvamına getirdikleri oyun karakterleri ile zaten 2 sene önce ABD Açık çeyrek finalinde de muazzam bir 5 setlik maç oynamışlardı. Bugün de mükemmel bir maç bizleri bekliyordu. Bunu maçtan önce etrafımdaki birçok kişiye söylemiştim. % 51 ile Nadal’ı önde görmekle beraber geçtim ekran başına.

Maç kora kor başladı. Eşitlik uzun süre bozulmadı. 4-3’te planını çizen Nadal, sıfıra karşı servis kırınca 6-3 ile işi bitirir diye düşündük hep beraber. Thiem 40-30 geriden geldi ve üçüncü kez elde ettiği servis kırma puanının üçüncüsünde sonuca gitti, sete yine eşitlik geldi. Tie-break artık kaçınılmaz oldu. Rafa yine ne yapar eder sonuca gider diye iç geçirdim, ama artık Thiem’in rakibiniz olduğunda bir kez daha düşünmeniz gerektiğini bugün çok daha iyi anladım. 2-0 geriden gelmesine rağmen tie-break’i 7-3 ile kazanan Avusturyalı, 67 dakikalık tenis ziyafetinde 1-0 öne geçti.

İkinci sette benzer senaryo yine bizleri bekliyordu. 2-2’de bir kez daha sıfıra karşı servis kıran Rafa, önceki maçlarına nazaran çok düşük kaldığı ilk servis performansı ile sekizinci oyunda avantajını geri verdi, hem de çift hata (!) ile. Tenisi az bilen birisinin dahi, ‘bu set de tie-break’e gider’ düşüncesi ile takip edebileceği setin kazanan tarafını, bir kez daha tie-break belirleyecekti. Gerçi 6-5’te Nadal set puanını kurtardı ama genel kanı bu yöndeydi.

Tie-break’e oldukça hızlı giriş yapan Thiem birden 4-0’la öne fırlasa da, geçen senenin finalisti Nadal, kısa zamanda 4-4’ü yakaladı. Kıran kırana verilen mücadele, çeyrek finalden öte, bir final maçını andırıyordu. 5-4 önde olan Thiem, file önüne yanlış zamanda kısa top atan Nadal’ın bu hatasına acımadı ve önce 6-4, sonra da filenin yardımıyla 7-4’ü elde ederek setlerde 2-0 öne geçti.

Topları erkenden alarak kendisine avantaj sağlayan, çok güçlü forehand’leri ile Nadal’ı oldukça zor duruma düşüren dünya 5 numarası Thiem, artık maçı kazanma noktasında çok büyük bir avantajı cebine koymuştu. Hiçbir şekilde maçtan düşmüyor, kortun her yerinde hakimiyetini sürdürüyordu. Nadal kazanmak istiyorsa birçok şeyi değiştirmesi gerekiyordu.

Üçüncü set yine kıran kırana gidiyor ve bu defa ‘break’ yapabilmenin her zamankinden zor olduğu dakikalar gelmişti. Her iki oyuncu da full konsantre içindeydi. Thiem küçük bir fırsat verse rakibinin oradan gireceğini ve dengeleri değiştirebileceğini, geçmiş tecrübelerinden bildiği için servis oyunlarında maç boyu düşüş yaşamadı. Ta ki 5-4 geride ve sette tutunmak için servis attığı oyuna kadar. Nadal işini şansa bırakmak istemiyordu. Biliyordu ki, yine tie-break’e gidilirse bu defa sonu olabilirdi. Agresif oynadı, önce 0-30, sonrasında 15-40’ı buldu ve ilk denemesinde servis kırarak setlerde skoru 2-1’e getirdi.



Nadal için maç yeniden başlıyor, Thiem için ise belki de gergin dakikalar… İlk ve ikinci sette olduğu gibi dördüncü sette de yine birer kez servis kırılması yaşanıyor ve kaçınılmaz son yine bizi bekliyor. Yine tie-break, yine bambaşka bir heyecan, yine farklı bir hikaye. 4 saati bulduk ve hatta geçiyoruz da. Mükemmel ralliler, inanılmaz puanlar, bitmek bilmeyen bir tempo. Thiem, fileye takılan ve kritik hatalar yapan Nadal karşısında ilk 6 puan sonunda 4-2 önde. Servis yine Thiem’de ve ayağının kayıp yere düşmesi bile onu engelleyemedi ve puanı aldı. Artık sadece 2 puan uzaklıkta yarı final için. Rafa ilk servisinden puanı kısa sürede aldı: 3-5! Bu defa fileye takılan Thiem oluyor ve skor 5-4. 26 yaşındaki Avusturyalı iki servisinden de puan çıkartırsa maçı kazanacak. İlkinde mükemmel servis ve skor: 6-4. İnanılmaz! Bomboş korta forehand’i ile abanan Thiem fileyi adeta kırbaçladı: 6-5! Nadal ikinci maç puanını kurtarmanın peşinde ve bunu da çevirdi: 6-6!

Kusura bakmayın ama bu maç bu kadar uzun yazılır mıydı? Evet yazılırdı. Bu heyecana kalp dayanmaz. Nadal’ın servisinde Thiem'in passing shot’ı önce fileye sonra içeriye düşüyor. Bu kaçıncı diyebileceğimiz şans sayısının ardından Thiem kendi servisinde rakibinin fileye topu takması ile ellerini iki kenara açıyor. Evet Thiem, kariyerinde ilk kez Nadal’ı bir Grand Slam maçında mağlup ediyor. Bunun için tam 6 maç beklemiş olsa da, bu keyif ona fazlasıyla yetiyor. Çünkü %100 hak ederek kazandı, mükemmel bir performansa imza attı ve şampiyonluğun büyük favorisi olduğunu gösterdi.