Reklamı Geç
Reklam
Reklam
Serdar Sözkesen

Serdar Sözkesen


BIG3'nin ayarlarını değiştirdi!

01 Şubat 2020 - 10:47

BIG3'nin hakimiyetine son vermesi beklenen oyuncuların başında gelen Dominic Thiem'in topraktan serte evrilen oyun yapısı ile Avustralya Açık'ta elde ettiği final kesinlikle sürpriz değil.


Büyük üçlünün yolundan gitmesi beklenen (onlar gibi olması mümkün değil ama) oyuncuların başında geliyor Dominic Thiem. Peki onun Avustralya Açık finali sürpriz mi? Bence hiç değil.

Büyük üçlünün çizdiği yolda ayak izlerini en iyi takip eden raket olarak gördüğüm Thiem, 4 yıl üst üste Roland Garros'ta yarı final oynarken, bunların 2'sinde de final oynadı. Çok büyük bir oyuncu. Roland Garros'taki inanılmaz performansı onu 'toprak oyuncusu' olarak öne çıkarsa da - çimi saymıyorum - sert kortta son 1.5 yılda büyük işler başardı.

2018 ABD Açık'ta Rafael Nadal ile çeyrek finalde unutulmayacak bir 5 setlik maç oynayan Thiem, o maçla beraber sert korttaki rüştünü ispatlamıştı. Oyun karakterini sert zemine entegre ettirmeyi başardı. 2019 Indian Wells finalinde Roger Federer'i devirdi. Kaldı ki İsviçrelinin en sevdiği (5 kez şampiyon) ve başarılı olduğu masters'lardan biriydi orası.

Yine aynı yıl sert kort turnuvaları olan Pekin'de (ATP500) ve Viyana'da (ATP500) kupaya uzandı. Sezon sonu finallerinde ise Novak Djokovic'i, Roger Federer'i devirdi, finalde Stefanos Tsitsipas'a kaybetse de gönülleri kazandı. Artık onun için şu cümleleri rahatlıkla kurabiliyorduk: "Thiem sadece toprak kortçusu değil. Borusu artık sertte de ötüyor!"

O sene bu sene mi? yazısında Dominic Thiem'in de dahil olduğu 4 oyuncunun 2020'de bir slam kazanabilecek potansiyelde olduğunu belirtmiştim. Avusturyalının olduğu köşede ise ilk Grand Slam'ini Roland Garros'ta kazanabilmesinin daha mümkün olduğunu belirtmekle beraber, Avustralya Açık ve ABD Açık'ta da şansının bir hayli yüksek olduğunu satır aralarına eklemiştim.

Şimdi gelinen noktada Thiem'in özellikle büyük üçlü ile zemin dinlemeden çıktığı her maçta kafa kafaya oynadığını görüyoruz. Onlarla çok fazla sayıda maç yaptı ve tecrübesini arttırdı. Kazanarak, kaybederek hep bir ders çıkardı kendisine. Oyundan hiçbir zaman düşmedi. Onların adından asla korkmadı. Zaten son yıllarda büyük üçlüyü toplamda onun kadar yenebilen bir genç çıkmadı. Federer ve Nadal'ı 5, Djokovic'i ise 4 kez mağlup etti.



Mental anlamda da çok güçlü bir duruşu var. Servisleri tutarlı, fizik gücü yeterli. Eksiği yok, fazlası var. Tecrübesini çok arttırdı. Yukarıda tüm saydığım özellikleri ve yeteneği ile Thiem'in Avustralya Açık'taki finali asla sürpriz değil. Çünkü o işaretleri çok iyi takip etti. Ustalarından (büyük üçlü) eğitimi çok iyi aldı. Sadece kapışmalarında değil, Laver Cup'ta onlarla çok iyi iletişim kurdu, sürekli kendini geliştirdi. Çeyrek finalde Rafael Nadal, yarı finalde Alexander Zverev'i eledi. Finalde ise kaçınılmaz sondaki rakibi Novak Djokovic!

Eğer Avustralya Açık'ı kazanabilirse ABD Açık'ta da favorilerden birisi olacak. Çim hariç her zeminde korkulan bir oyuncu oldu. Seviyesi çok yüksek. Bu çıkışı ile büyük üçlünün de arasına girdi, hesapları alt üst etti. Kağıtların tekrar karılmasını sağladı. Tenisin erkekler tarafındaki ayarlarını değiştirdi. Özellikle bu turnuvada Daniil Medvedev ve Stefanos Tsitsipas'ın yarı final ya da final oynaması muhtemel görünüyordu ama erken turlarda elendiler.

Thiem çok iyi bir noktada. Onu sert ve toprak zeminde yenebilmek hiç kolay değil. Yaş itibariyle de en olgun zamanında. Büyük üçlünün onun yaşındayken yaptıklarını hatırladığımızda, onun da bu evreleri yaşayabilme ihtimalinin her zamankinden fazla olduğunu söylemekte yarar var...