Reklamı Geç
Reklam
Reklam
Serdar Sözkesen

Serdar Sözkesen


Güle Güle Masha!

06 Mart 2020 - 17:03

19 yıla yakın süre kortlarda raket sallayan ve güzelliği kadar kazandığı başarılarla da anılan Maria Sharapova, aktif tenis kariyerini sonlandırdı.


Spor dünyasında neredeyse her ay kötü haberler aldık ve almaya da devam ediyoruz. En son efsane basketbolcu Kobe Bryant’ı helikopter kazasında uğurladık. Bu ölüm, tüm dünyadaki sporseverleri yasa boğdu. Olağanüstü kariyerine birçok başarı ekleyen Kobe’yi andıktan sonra, tenisin büyük yıldızlarından Maria Sharapova, 32 yaşında raketini duvara asmaya karar verdi.

Bu haber başta tenisseverleri üzse de, etkisi tüm dünyayı saracak düzeyde. Çünkü Sharapova, bu spora kattığı değer, güzellik -  başarı dengesindeki istikrarı ile tam bir ikon seviyesindeydi. Belki bu kelimeler, onun için az bile.



Tenis her şeyden önce bireysel bir spor ve doğal olarak bir ya da birkaç oyuncunun bu sporu yücelttiği de gün gibi gerçek. Yakın geçmişte Pete Sampras, Andre Agassi, Steffi Graf, Monica Seles derken daha yakın zamanda ise Roger Federer, Serena Williams, Rafael Nadal, Venus Williams, Novak Djokovic ve Maria Sharapova milyonların idolü ve bu spora bağlanma sebebi oldu.

ÇERNOBİL, DÖNÜM NOKTASI OLDU

1986 Çernobil Faciası, onun bu noktaya gelmesinde çok etkili oldu. Ailesi bu facianın yakınında yaşadığı için, oradan Sibirya yakınlarındaki Nyagan şehrine taşındı. Sharapova, Nisan 1987’de burada doğdu. Ailesi, bir süre sonra Karadeniz’e kıyısı olan Soçi’ye taşınmak zorunda kaldı. 1993’te Rusya’da kargaşa çıkınca, babası Yuri, cebindeki 1.000 USD’den daha az parayla onu Florida’ya götürdü. Burada Martina Navratilova onun yeteneğini keşfetti ve özel eğitim alması gerektiğini tavsiye etti. IMG Akademisi’nde eğitime başladı ve o küçük kız, bu zor şartlardan zirveye ulaştı.



Bayrak oyuncuları her zaman sevmişimdir. Oynadığı spora değer katan, bulunduğu mekânda tüm ilgileri çeken, gittiği her yerde saygı ile karşılanan ve elde ettiği başarılarla tüm dünyanın parmakla göstereceği sporcular her vakit baştacım olmuştur. Masha da bunlardan biriydi evet. Kortta toplara vururken 100 desibelin üstünde attığı çığlıklar, sansasyonel birliktelikleri, her daim savaşçı karakteri ve henüz 17 yaşında Wimbledon’ı kazanması ilk akla gelenlerden…

MUHTEŞEM BİR KARİYER

19 yıllık kariyerine 36 tekler şampiyonluğu sığdırmış, bunların 5 tanesini Grand Slam’lerde elde etmiş ve daha da ötesi açık dönemde ‘kariyer slam’i yapan o elit sınıfına (6 kadından biri) taaa 2012 yılında girmişti güzel yıldız. Yukarıda da bahsettiğim gibi 17 yaşında, hem de Serena Williams gibi o dönemde kortların 1 numarası karşısında Wimbledon’ı kazanmıştı. Sadece bu başarısı bile onu tarihte çok özel kılmaya yeter de artar bile. Kaldı ki aynı yıl (2004) WTA Finalleri’nde de (Serena Williams) mutlu sona ulaşmıştı. Ne görkemli bir kariyer başlangıcıydı öyle!



Tüm bu başarılardan sonra, 18 yaşında (22 Ağustos 2005) dünya 1 numarası koltuğuna oturdu. Bunu başaran ilk Rus oyuncu olmuştu ve burada 21 hafta zirvede kaldı. 2003-2015 yılları arasında üst üste 13 yıl en az 1 kupa kazandı. 2012 Londra Olimpiyatları’nda gümüş madalyanın sahibi oldu. Katıldığı 58 Grand Slam’in 25’inde en az çeyrek final oynadı.

Kariyerinde saymakla bitmez birçok önemli rekor / başarı elde etse de, sezon sonu birinciliğine hiçbir zaman ulaşamadı. Bu, sanırım onu en fazla eleştireceğimiz konulardan biri olacak. Üç kez (2006, 2012, 2014) çok yaklaşsa da, yılı ikinci sırada bitirdi. Zira, bu noktada Serena Williams gibi belki de tarihin en iyi kadın raketi ile aynı zamanda birçok kez karşı karşıya gelmesi ve bunların sadece 2 tanesini kazanabilmesi, (2/22) onun olası birçok şampiyonluğunu ve sezon sonu birinciliğini engelledi.

DOPİNG SKANDALI VE SAKATLIK KÂBUSU

Sharapova, zirve basamaklarını hızlıca tırmanırken, muhteşem güzelliği ile de kısa sürede milyonlarca hayran kitlesine sahip oldu. 2 kez Roland Garros, birer kez de Avustralya Açık, Wimbledon ve ABD Açık’ı müzesine götürürken, gittiği her turnuvada spot ışıklarının altında ilgiyle karşılandı. Katıldığı her turnuvanın izlenebilirlik seviyesini arttırdı ve birçok markanın da (Nike, Evian) sponsor yüzü oldu.

Ne var ki 2016 yılında kullandığı bir yasaklı madde yüzünden (meldonyum) tam 15 ay tenisten uzaklaştırıldı. Adı, ‘doping sporcusu’na kadar çıktı. Bu sürede alkol kullandığını ve birçok erkekle birlikte olduğunu söyleyecek kadar da açık sözlü oldu. Yılmadı, tekrar tenise geri döndü. Turnuvalara wild card aldığında, kendi hemcinsleri tarafından da sıklıkla eleştirildi. 2017 Tianjin, son şampiyonluğu oldu. Daha yapacak çok şeyi vardı belli ki, ama bu defa da sağ omzu buna izin vermedi. İlki 2008’de, sonuncusu 2019 şubat ayında olmak üzere, iki kez omzundan ameliyat olmak zorunda kaldı.



Onlarca turnuvayı ve birçok Grand Slam’i bu yüzden ‘pas’ geçmek zorunda kaldı. Bu durum, onu tenis başarısı olarak çok gerilere itti ve dünya 373 numarasına kadar düştü. Kaçınılmaz son, onu artık çok uzaklardan değil, bir hayli yakından çağırıyordu. Çünkü, artık ne yapsa olmuyordu. Son maçında Avustralya Açık’ta ilk turda Donna Vekic’e karşı oynadı. 

KOBE’NİN ÖLÜMÜ, KARARINI KESİNLEŞTİRDİ

Yazımın başında basketbolun gelmiş geçmiş en büyük isimlerinden olan Kobe Bryant’ı anmıştım ve kapanışı da yine onunla yapmak istiyorum. Maria Sharapova, birçok sporcuya ilham olan Kobe ile, geçirdiği helikopter faciasından 3 gün sonra buluşmayı planlıyordu. Rus yıldız, “fikirlerimi sunduğum ve kendisinden öneri aldığım bir insandı” diyeceği efsane oyuncunun ölüm haberinden sonra emeklilik kararını aldı ve veda turu dahi düzenlemeden kortları öksüz bıraktı. 



ÜLKEMİZE DE GELMİŞTİ

Güzelliğini, mücadele ettiği spordaki başarısı ile süsleyen çok nadir oyunculardan biriydi Sharapova. 2017 yılı kasım ayında ülkemizi de ziyaret etmiş ve TEB BNP Paribas etkinliğinde Çağla Büyükakçay ile gösteri maçına da çıkmıştı. 15 bin seyirci karşısında şovunu yapmış ve sadece tenisseverlerin değil; sanat, spor, siyaset ve magazin dünyasından ve birçok ünlü ismin de onu görmek için hazır bulunduğu o günde, ben de orada kendisine bir kez daha hayran kalmıştım.

Çıktığı 816 maçta %79 kazanma yüzdesini oluşturdu. Yetmedi, üzerine biyografisini yazdığı kitap büyük ilgi gördü. Ek olarak bir de ‘Sugarpova’ adı altında şekerleme markası çıkardı. Birleşmiş Milletler’de ‘iyi niyet elçisi’ olarak birçok hayır kurumuna yardımda bulundu.

ONU ÇOK ÖZLEYECEĞİZ

Tenisin son 20 yıldaki en renkli karakterlerinden biri olan Sharapova’yı çok özleyeceğimiz kesin. Sensiz tenis, hep eksik kalacak. Çok küçük bir ihtimal olsa da, ‘Kim Clijsters örneğinde olduğu gibi ileride tekrar tenise dönebilir’ diye düşünenlere tam zıttı şekilde, kesinlikle dönmeyeceğini düşünüyorum. Onun, artık bir iş kadını olma yolunda çok başarılı olacağını ve kendi markasını / markalarını en üst seviyeye taşıyacağına eminim.

Son olarak, 18 yılı aşkın süre kortlarda yer alan ve 816 maça çıkan Sharapova’nın sinirlerine fazlasıyla hakim olup, bir kere bile raketini kırmadığını da ekleyelim. O, gerçek bir profesyoneldi ve kendini kontrol etmeyi çok iyi bilirdi.

Güle güle Masha! Kalbimiz her yerde, her zaman seninle…