Reklamı Geç
Reklam
Reklam
Serdar Sözkesen

Serdar Sözkesen


Isner, boyu gibi uzun maçları severdi

13 Ağustos 2020 - 19:25 - Güncelleme: 13 Ağustos 2020 - 20:31

GRAND SLAM TARİHİ

2.08 boyundaki John Isner, Grand Slam’lerde tekler kategorisinde en uzun süren ilk 5 karşılaşmanın 3’üne imzasını atarak, tarihe adını yazdırdı.

John Isner ilginç bir oyuncu. Uzun cüssesi, inanılmaz servisleri ile ABD’nin Andy Roddick’ten sonra tenis camiasına sunduğu en başarılı erkek oyuncu olarak girmeyi başardı. Özellikle başarılarını Grand Slam’lerde elde etmesi beklendi; ama o daha çok maçlarda sıklıkla baş etmek zorunda kaldığı tie-break’ler ve 5 saatin üzerinde oynadığı karşılaşmalarla adından söz ettirdi.

Uzun zamandır slam maçlarına hasret olan bizlere iyi geleceğini düşündüğümüz, Grand Slam tarihinde bir yolculuğa çıkıp, en uzun süren 5 maça yakından göz atalım:

1. John Isner / Nicolas Mahut (2010, Wimbledon)

11 saat 5 dakika ve üç güne yayılan efsane maç: Hepinizin bildiği Isner - Mahut düellosu… Wimbledon’da ilk tur mücadelesinde ilk 4 set 22 Haziran’da oynandı. 3 saate yakın süre (174 dakika) bu süreçte son derece normaldi. Karanlığın maça etkisi sebebiyle yerel saate göre 21:03’te maç bir gün sonrasına ertelendi. Ertesi gün final setinde işler acayip gelişmeye başladı. Sadece bir saat 40 dakika sonra ‘en uzun maç’ rekoru kırılmıştı bile.

Wimbledon’da final setinde 2 oyun fark atana kadar mücadele devam ediyordu o zamanlar. 23 Haziran’da başlayan final setinde skor 59-59 iken havanın kararması sebebiyle maç bir kez daha ertelendi. Birçokları tarafından ‘sonu olmayan maç’ adı ile özdeşleşen karşılaşma tüm dünyanın ilgisini çekti.



Tarihin en uzun Grand Slam maçının üçüncü gününe denk gelen 24 Haziran’da ise 70-68 ile sonuca giden John Isner, maçta attığı 113 ‘ace’ ile ‘bir maçta en fazla atılan ace’ rekorunu kırmış oldu. Bu maçın sadece final seti dahi (8 saat 11 dakika), bu listede yer alan ikinci en uzun maçtan bile daha uzun sürdü ve final setinde John Isner tam 85 ‘ace’ attı!

Bu tarihi vesikadan sonra Isner, ABD’de ününü arttırdı ve tek erkeklerde uzun süre ABD’nin en iyi oyuncusu oldu. 2017’de dünya 8 numarası ile kariyer derecesini elde etti. Turda Ivo Karlovic ve vatandaşı Reilly Opelka’dan sonra en uzun boylu oyuncu olarak dikkat çekti. 35 yaşındaki oyuncunun kort içindeki en büyük özelliği ise etkili bir servis sonrası güçlü bir forehand ile puanı hemen almak.



Son olarak Wimbledon, özellikle John Isner’ın dahil olduğu ve final setinde tie-break kuralının oynanmadan iki oyun farkı elde edenin maçı kazandığı kuralını da geçen sene esnetti. Bundan sonra final setinde 12-12’ye kadar eşitlik bozulmazsa ‘standart tie-break’ kuralı devreye girecek. Böylelikle artık Wimbledon’da iki-üç güne sarkan mücadeleler oynanmayacak. Bu değişiklikle beraber, Isner-Mahut maçının gelmiş geçmiş en uzun maç olarak kalacağı da neredeyse kesinleşti.

2. Kevin Anderson / John Isner (2018, Wimbledon)

İkinci sırada yakın tarihten bir maç var. Mekân yine Wimbledon ama bu defa yarı final karşılaşması... John Isner, kariyerinde ilk kez bir slam’de yarı final oynuyor ve rakibi kendisi gibi etkili servisleri ile nam salmış olan Güney Afrikalı Kevin Anderson.

Maçtan önce ‘Kesin 5 sete gider’, ‘En az 5 saat sürer’ ve ‘30’ar tane ace rahat atarlar’ muhabbetini hepimiz yapmıştık. Çeyrek finalde turnuvanın favorisi Roger Federer’i 5 sette geçmeyi başaran Anderson, ‘tie-break makinesi’ Isner ile kortu tam 6 saat 36 dakika boyunca paylaştı. Bu, aynı zamanda en uzun Grand Slam yarı final maçı anlamına geliyordu.



Maçtan önce yapılan tüm tahminler tuttu ve maç 5 sette sonuçlandı ve Anderson 49, Isner ise 53 ‘ace’ attı. İlk 3 setin tamamı tie-break’lerle sonuçlandı. İkinci ve üçüncü seti kazanan John Isner, 3 saat süren düelloda bir adım öne geçti. Dördüncü set de tie-break’e gidecek diye beklenirken, Kevin Anderson skor 4-4 iken yakaladığı ilk servis kırma puanını değerlendirdi ve seti 6-4 ile hanesine yazdırdı.

Final seti bambaşka bir senaryoyu bizlere izlettirdi. 2 saat 55 dakika süren final setinde tam 48 ‘ace’ atıldı ve 26-24’lük skorla seti ve maçı kazanan Anderson, ikinci kez Grand Slam Finali’ne yükseldi. Final setinin bir başka dikkat çeken özelliği ise 24-24’e kadar tarafların rakiplerine servis kırma puanı göstermemesi oldu. 1985’teki Kevin Curren’den sonra slam finaline yükselen ikinci Güney Afrikalı Kevin Anderson, finalde Novak Djokovic’e kaybetti ama 32 yaşında kariyer basamağı olan 5 numaraya yükseldi.

3. Fabrice Santoro / Arnaud Clement (2004, Roland Garros)

Listenin üçüncü sırasında Fransız raketlerin Roland Garros ilk turundaki 6 saat 33 dakika süren nefis düellosu var.  İki oyuncu da Lacoste’un outfit’leri ile korta çıkmıştı. İlk iki seti 6-4, 6-3 ile kazanan Fabrice Santoro, maçı kazanmaya çok yaklaşmıştı. Eski bir ilk 10 oyuncusu olan Arnaud Clement, üçüncü set ile beraber küllerinden doğdu ve 7-6, 6-3’lük skorlarla maça dengeyi getirdi.

Bir yanda kendine has oyun stili ile hem forehand hem de backhand kanadında çift el vuruşu ile dikkatleri üzerine çeken Santoro ve diğer yanda eski futbolcu Edgar Davids gibi gözlükleri ile kortta yer alan Arnaud Clement…



Final seti, adına yakışır cinsten oyunlara ve puanlara sahne oldu. Özünde asla iyi bir toprak zemin oyuncusu olmayan ikili, farkında olmadan kendi seyircileri önünde tarih yazarken; final setini 16-14 ile kazanan Santoro, maç boyunca dizginlediği heyecanı ve sinirini, galibiyet sonrasında kendini yere bırakarak saldı. Seyirciyi selamladıktan sonra da havluyu başına sarıp dakikalarca ağladı. Fabrice Santoro, slam’lerde en büyük başarısını 2006 Avustralya Açık çeyrek finali ile elde etti.

Roland Garros tarihinin en uzun süren maçının oynandığı 2004’te, tam 22 maç (11’i ilk turda) 5 sete giderken, finalde Guillermo Coria’yı mağlup eden Gaston Gaudio’nun da 5 set sonunda şampiyon olduğunu hatırlatalım.

4. Novak Djokovic / Rafael Nadal (2012, Avustralya Açık)

Grand Slam tarihinin en uzun süren maçlarının olduğu listede BIG3’den kimse olmaz mı diyenlere yanıt, dördüncü sırada yer alan Djokovic - Nadal kapışması ile geliyor. 5 saat 53 dakika boyunca süren heyecan fırtınası, seyircileri adeta mest etti. İki büyük yıldız da kariyerlerinin zirvelerinde 24 ve 25 yaşlarındaydı.

Yarı finalde Novak Djokovic, Andy Murray’i 5 saaat sonunda 5 setlik muazzam maç sonunda elerken; diğer tarafta da Rafael Nadal, Roger Federer’i ilk setini kaybettiği maçta 3-1 ile mağlup etti. Yarı finallerde böylesine mükemmel tenis oynayan 4 oyuncuyu görmek dahi mükemmel bir duyguydu ki, finalde bu defa Djokovic - Nadal karşı karşıya geldi.

Indian Wells, Miami, Madrid, Roma, Wimbledon ve ABD Açık’ta olmak üzere son 6 karşılaşmalarının tamamında yüzü gülen Sırp raket Djokovic, 2011 ve sonrasındaki olağanüstü oyununu Nadal karşısında da sürekli kazanarak psikolojik anlamda rakibini baskı altına almıştı. Söz konusu tüm maçların final olduğunu da ekleyerek, gelelim Avustralya Açık Finali’ne…



80 dakika süren ilk seti 7-5 ile kazanan Nadal karşısında Dkokovic ikinci seti 6-4 ile hanesine yazdırdı. Üçüncü sette vitesi arttıran Nole 6-2 ile işi bitirdi. Yılmaz savaşçı Rafa, tie-break’e giden dördüncü seti 88 dakikanın sonunda 7-5 ile kazanınca, bu zevkli maç final setine gitti. İki oyuncunun da birer kez servis kırdığı bu sette 5-5 sonrası Djokovic baskıyı arttırdı ve Nadal’ın slice’ı filede kalınca servis kırdı ve maç için servise geçti.



Bu defa İspanyol oyuncu 30-40’da büyük bir şans buldu ve tribündeki taraftarlarının ateşli tezahüratları ile havaya girdi. Sırp inadı bu noktada devreye girdi ve üst üste iki backhand çapraz ile çizgiye attığı topu çıkartamayan rakibi karşısında önce beraberliği yakaladı, sonrasında ise ilk yakaladığı maç puanında etkili servisinin ardından kortun boş tarafına yolladığı sert forehand’le işi bitirdi.

Maç bittiğinde gece saat 01:40 olmuştu ve seyirciler büyük bir tarihe tanıklık etmenin haklı gurunu yaşıyordu. Djokovic, üst üste ikinci, toplamda üçüncü Avustralya Açık şampiyonluğuna ulaşmıştı.



5. Paul-Henri Mathieu / John Isner (2012, Roland Garros)

Fransız oyuncu Mathieu, wild card alarak katıldığı Roland Garros ilk turunda Bjorn Phau karşısında 2-0 geriden gelerek 5 sette kazanmıştı. İkinci turda ise rakibi ‘dev’ raket John Isner idi. 10 numaralı seri başı olan ABD’li oyuncu ilk seti, klasik tie-break ile kazandı. Bu bölümde seyirci desteğini optimum düzeyde kullanmayı başaran Paul-Henri Mathieu 6-4’lük iki setle öne geçmeyi başardı.

Isner, sadece 32 dakikada 6-3 ile dördüncü seti kazanınca, final seti kaçınılmaz oldu. Öğleden sonra 16.25’te başlayan maçın final seti bir türlü bitmek bilmedi. 2010’da Nicolas Mahut ile 11 saati aşkın bir maç oynayan John Isner nispeten böyle bir atmosfere alışıktı; ama fiziksel özellikleri toprak zeminde daha fazlasına izin vermedi.

5 saat 41 dakika süren bu zevkli maçı Mathieu, 18-16 ile kazandığı final seti ile sonlandırdı. Üçüncü turda bir kez daha 5 set oynayan Fransız oyuncunun nefesi daha fazla yetmedi ve Marcel Granollers’e kaybederek turnuvaya veda etti.



*: Bu yazı ilk olarak, Kort Dergi'nin 28'inci sayısında yayımlanmıştır. Dergimizi Turkcell Dergilik ve Türk Telekom e-dergi uygulamaları üzerinden de indirebilrisiniz.