Reklamı Geç
Reklam
Reklam
Serdar Sözkesen

Serdar Sözkesen


Kadınlarda Fizik Gücünün Önemi

04 Nisan 2020 - 14:03 - Güncelleme: 22 Nisan 2020 - 17:34

Teniste fizik gücünün ne denli önem arz ettiğini her geçen gün daha iyi anlıyoruz. Mental gücün yerini bir kenara koyarsak, fizik gücünün yetenekten daha ön plana geçtiği yıllardayız hâlâ. 
 

Kadınlar tenisinde Serena Williams’ın ön ayak olduğu bu sistemde az yeteneğiniz olsa da, iyi bir kondisyon çalışıp (ki, günümüzde teknolojik imkanları her tenisçi rahatça kullanabiliyor) fizik seviyenizi optimum oranda artırabilirseniz, maçları kazanma noktasında rakiplerinizden bir adım öne fırlıyorsunuz. Bu durum, maça kafa olarak giremeyip, ilk setini kaybettiğiniz karşılaşmalarda bile, bazen sizi kurtarabiliyor. Nasıl mı?


Dubai’de ilk turda garip bir maç izledik. Geçen senenin şampiyonu Belinda Bencic, kendisinden epeyce kilolu rakibi Anastasia Pavlyuchenkova ile karşılaştı. İlk setini de 6-1 ile rahatça kazandı. Hatta öyle ki, maçın ilk 19 puanını alırken, ilk 4 oyunda da ‘love game’ yaptı. Bu seviye, onun için öyle üst bir çıtaydı ki, ikinci sete de servis kırarak başladı. Anlayacağınız her şey yolundaydı ve maç adeta ‘çantada keklik‘  kıvamındaydı.

Pavlyuchenkova’nın bir şeyleri değiştirme adına çözüm üretmesi gerekiyordu. Fakat çok iyi servis atamıyordu, yeteneği ile de maçı kazanması imkânsız gibiydi. Peki ne yaptı? Oyun karakterini değiştirdi. Rakibi karşısındaki fizik gücünü kullanmayı denedi. Önce Bencic’in ikinci servislerine çok güçlü return’ler yaparak winner’lar üretti. Morali bozulan İsviçreli’ye bir de uzayan rallilerde beklemediği backhand paraleller yolladı. Tüm bunları yaparken, fazla yorulmadığı ilk sette topladığı gücüyle, yani fizik performansı ile yaptı.

Topun arkasına geçip, tüm gücüyle biraz da risk alarak keskin vuruşlar yaptı. Bunları yaparken, 22 yaşındaki rakibinden yaklaşık 300 maç daha fazla yapmanın verdiği mental tecrübe de, yok değildi tabii ki. Bencic ilk sette iki kez servis kırarken, fazla yorulmadı belki, ama maçı nasıl olsa kazanırım sandığı ikinci setle beraber, gücünü oyununun merkezine koyan ve bu uğurda buna mental tecrübesini (riskler alarak) de harmanlayan Palyuchenkova karşısında son iki seti 6-1, 6-1 ile kaybetti.

Son 13 oyunun 12’sini kazanan 28 yaşındaki oyuncu, bu maçtan önce Avustralya Açık’ta çeyrek final oynamıştı. 2011’de dünya 13 numarasına kadar yükselmiş ve ‘WTA’de Serena harici herhangi bir turnuvaya damga vurmuş bir oyuncu yok’ tezini rahatlıkla çürütebilecek bir gerçeklikte Monterrey turnuvasını 4 kere kazandığını da satır aralarına ekleyelim.

Güç tenisi, en çok kadınlarda ön plana çıkıyor sanki. Serena Williams, Anastasia Pavlyuchenkova, zaman zaman Aryna Sabalenka, hatta Bianca Andreescu, Angelique Kerber ve kısmen de olsa Simona Halep ile Sloane Stephens’i de bu listeye dahil edebiliriz.

Özellikle Stephens’e 2017 ABD Açık şampiyonluğunu getiren en önemli unsurlardan birinin üstün fizik gücü olduğunu da ekleyelim. Kariyerinin en büyük kupasını 24 yaşında kucaklarken, Stephens o turnuvada 4 tane 3 setlik maç oynamış ve hepsinin de hakkından gelmişti. Venus Williams, Dominika Cibulkova, Julia Goerges ve Anastasija Sevastova… Finalde zaten vatandaşı ve aynı zamanda yakın arkadaşı Madison Keys’i fizik gücü ile adeta korttan silerek (6-3, 6-0) bir saat dolmadan şampiyon olmuştu. 5 kez servis kırmış ve rakibinin servislerinde %50’nin üzerinde puan kazanmıştı. Şimdilerde Stephens’in Jozy Altidore ile olan birlikteliğinden sonra kayıplara karışması da oldukça manidar. Üstün fizik gücünün hakkını veremiyor ve her şeyden öte tenise konsantre olamıyor. Yani aklı başka yerlerde sanki…

Peki kadınlarda yeteneği ile öne çıkan oyuncular slam kazanamayacak mı? Ya da önemli zaferler elde edemeyecek mi? Elbette evet, ama yetenek – fizik gücü dengesinde fizikalitenin oranının daha fazla olması şart! Bugün Garbine Muguruza, Avustralya Açık’ta final oynarken birçokları tarafından onun yeniden doğuşu olarak ilan edildi. Fakat bunu başarırken, fizik gücünün seviyesi de ona büyük artılar kattı. Uzun boyuna rağmen, kortun her tarafına koştu, yorulmadı ve inatla sürekli deneyerek, kimsenin beklemediği finali, CV’sine ekledi.

Fizik gücünüz belirli standardın altındaysa, servislerinizle fark yaratmalısınız, o da olmazsa return’ler ve winner üretme anlamında çözüm yollarına sahip olmanız gerekebilir. Yetenek sizi, mutlu sona doğru yaklaştırır, ama finalde fizik gücü ile beraber mental güç devreye girer. Bugün kadınlarda turda birçok oyuncu kondisyona önem veriyor. Bunu, sosyal medya hesaplarından rahatlıkla görebiliyoruz. Kas kütleleri erkeklere oranla daha zayıf olsa da, hemcinsleri arasında bu noktada fark yaratabilen oyuncuların daha fazla başarılı olduğunu gözlemliyoruz.

Serena yıllarca fizik gücü ile ayakta kaldı. Yeteneği zaten belirli seviyede vardı ve yeterliydi. Mental gücü ise zamanla kazandı, ama fiziksel gücü her daim vardı ve bu onu rakipleri ile oynarken sürekli setlerde 1-0 önde başlatıyordu. Gücünü direkt yansıttığı öldürücü servisleri ile rakiplerini ürkütüyordu. Şimdi ise yaşlandı. Özellikle annelik döneminden sonra kas gücü doğal olarak azaldı, eskisi gibi kortta hızlı da değil. Yine de çok istediği 24’üncü slam’e ulaşması imkânsız değil. Zira turda ufak da olsa fizik güç farklılıkları maçların sonucunu etkileyebiliyor. Kaldı ki eskisi gibi güçlü servisler de atarsa slam kazanamaması için hiçbir sebep yok!